İranlı Ailenin Manş Denizinde Boğulması Trajedisi ve Avrupa'nın Unutulmuş Sorumluluğu
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i155544-İranlı_ailenin_manş_denizinde_boğulması_trajedisi_ve_avrupa'nın_unutulmuş_sorumluluğu
Son yıllarda özellikle de Suriye'de 2011 yılında krizin patlak vermesi ile Batı Asya'dan Avrupa'ya göç dalgaları başladı. Bu da göçmenler krizine yol açtı. Şimdi de İranlı bir ailenin Brtitanya'ya göç hayali ise bir trajediye dönüştü. Bu doğrultuda Avrupalı hükümetlerin göçmenlere yönelik sorumsuzca tavırları gözler önüne serilmiştir.
(last modified 2022-10-07T16:32:52+00:00 )
Kasım 01, 2020 07:37 Europe/Istanbul
  •  İranlı Ailenin  Manş Denizinde Boğulması Trajedisi ve Avrupa'nın Unutulmuş Sorumluluğu

Son yıllarda özellikle de Suriye'de 2011 yılında krizin patlak vermesi ile Batı Asya'dan Avrupa'ya göç dalgaları başladı. Bu da göçmenler krizine yol açtı. Şimdi de İranlı bir ailenin Brtitanya'ya göç hayali ise bir trajediye dönüştü. Bu doğrultuda Avrupalı hükümetlerin göçmenlere yönelik sorumsuzca tavırları gözler önüne serilmiştir.

27 Ekim Salı günü  5 kişilik İranlı bir aile  Fransa'dan Britanya'ya tekne ile giderken  Manş denizinde boğuldu.  Fransa sınırları yakınında devrilen teknenin 19 yolcusu vardı. 

  Bu olayda  35 yaşındaki Resul İrannejad, 35 yaşında  Şiva Muhammedpenahi, 9 yaşındaki Anita İrannejad ve 6 yaşındaki  Armin İrannejad  hayatını kaybetti ve arama kurtarma çalışmalarının ardından cansız bedenlerine ulaşıldı. Ancak  15 aylık çocukları Artin hala bulunmamıştır. 

 Bu aile  İran'ın Batı Azerbaycan eyaletinin Serdeşt ilçesi köylerinden  Geline ahalisindendi.   Manş denizi Fransa ve Britanya arasında  dünyanın en uğrak su geçitlerinden biri olup küçük teknelerle özellikle de kış ve fırtınalı günlerde  geçilmesi tehlikeli ve zor olan denizlerden biridir. 

  Şimdi de göçmenleri kollayan kurumlar  İranlı bir ailenin dört üyesinin  teknelerinin  batması sonucu  hayatlarını kaybetmesinin  Fransa ve Britanya siyasetçileri için uyarı mahiyeti taşıdığını belirtiyor.  

Kimi göçmenleri koruma grubu ise Britanya hükümetinden  göçmenlerin bu ülkeye ulaşması için yasal yol bulmasını istedi.   Bu hayır kuruluşları şu açıklamada da bulundular: "  Hayat kaybı, Fransa ve Britanya'daki iktidar başında bulunanlar için tehlike çanları ve uyanış çanı mahiyeti taşımalıdır. "

Buna rağmen özellikle de Fransa hükümeti   bu ülkeye yerleşen göçmenlere yönelik kayıtsız bir tavır sergilemiş ve aynı zamanda  deniz yolu ile Britanya'ya  gitmek isteyenlerin kaderini de umursamamaktadır. 

Gerçekte  Paris  sırf göçmenlerden kurtulmak istiyor. Bu yüzden de   Fransa'nın  Kuzey sahillerinden Britanya'ya doğru yola çıkan göçmenlerin hayati tehlike yaşamasına da göz yummuş ve onların bu yolculuğuna yeşil ışık yakmıştır. 

Böylece  Fransa hükümeti    bu hususa gözlerini yummuş ve mevcut pasif siyasetleri ile  göçmenleri  tekneler ile  tehlikeli sulara göndermiştir. 

 

Göçmenler  esasında Batılı ülkelerde çok soğuk ve hatta şiddetle karşılanmıştır.  Avrupalı devletler de hep bu göçmenlerin girişini yasaklamak ve bir yandan da gelenleri geri göndermek istiyor. 

Radikal sağcı siyasetçiler ise   göçmenlerin girişini   Avrupalı toplulukların sorunlarının kaynağı olarak gösterip onları ülkelerinden atmak istiyorlar. 

  Aynı zamanda   Avrupalı ülkelerin   ihmalkarlığı ve kasten kayıtsız kalması   göçmenlerin  insani ve toplumsal krizini daha da derinleştirmektedir. 

  

 Avrupalı siyasi uzmanlar ise şöyle düşünüyor: "   Göçmenler krizi   göçmenlerin Avrupa topraklarına akın etmesinden ziyade  kriz yönetimi ve Avrupa siyasetleri ile ilgilidir. "

Uluslararası göç rakamlarına göre  2020 yılının ilk sekiz ayında  554 kişi Avrupa'ya göç ederken hayatını kaybetmiştir. Bunların büyük bir bölümü ise Akdeniz üzerinden Yunanistan'a ve oradan da Avrupa'nın diğer ülkelerine gidenler olmuşlardır. 

Son onyıl içerisinde ise  Avrupa, göçmenler krizini çözme hususunda başarısız bir profil çizmiştir.  Şimdi de  göçmenlerin birçoğu   Avrupa ülkelerinde evsiz barksız, berduş bir  şekilde yaşamaktadırlar.   Göçmenler krizinin kökeni  aslında Avrupa'nın terörizm ile mücadele ve yoksulluk ile mücadeledeki çifte standartlı  siyasetlerinde aranmalıdır.