Siyonist Başbakanın İran'ın Nükleer Programına Yönelik Yaygarası
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i185246-siyonist_başbakanın_İran'ın_nükleer_programına_yönelik_yaygarası
Siyonist Rejim İsrail başbakanı Naftali Bennett Pazartesi günü BM Genel Kurulunda İran'ın barışçıl nükleer programına yönelik kuruntulu suçlamlarını tekrarlayarak İran'ın nükleer silah üretme peşinde olduğunu öne sürdü.
(last modified 2024-12-09T04:22:16+00:00 )
Eylül 29, 2021 04:20 Europe/Istanbul
  •  Siyonist Başbakanın İran'ın Nükleer Programına Yönelik Yaygarası

Siyonist Rejim İsrail başbakanı Naftali Bennett Pazartesi günü BM Genel Kurulunda İran'ın barışçıl nükleer programına yönelik kuruntulu suçlamlarını tekrarlayarak İran'ın nükleer silah üretme peşinde olduğunu öne sürdü.

 Neftali Bennett'in konuşması çok boyutlu olduğu için farklı açılardan değerlendirilip analiz edilebilir. 
 Her şeyden önce   Siyonist Rejim başbakanının  nükleer konudaki İran'a yönelik lafazanlıkları gerçek dışı iddialar ve yalanlar ile dolu olduğu söylenmelidir. Bu yöntem aslında Binyamin Netanyahu döneminde de İran'a karşı uygulana psikolojik karalama kampanyasının bir parçasıdır. 
Binyamin Netanyahu   BM Genel Kurulları oturumlarında   sürekli İran’ın nükleer faaliyetleri ile ilgili ortaya attığı yalanlardan dolayı  hep alay konusu olsa da bu süreç hala devam etmektedir.  Aslında sahte rejim İsrail'in   bu süreçten güttüğü temel hedefin  İranlı nükleer bilim adamlarına yönelik suikast düzenlemek için zemin hazırlamak olduğu  anlaşıldı.  Bu yöndeki faaliyetler ise  İranlı nükleer bilim adamı  Dr. Mohsen Fahrizade'ye yönelik suikastın ardından yeni bir aşmaya geldi.  Aslında Natanz nükleer tesislerine yönelik  sabotaj girişimleri de bu doğrultuda değerlendirilmelidir. 
 Bu açıdan bakıldığında,  Siyonist elebaşısı Neftali Bennett'in  amaçlarından birinin de  korsan rejimin  bölgedeki cinayet ve istikrarsızlaştırıcı girişimleri ve siyasetlerini örtbas etmek olduğu  söylenmelidir.  Siyonist Rejim İsrail bu tür yaygaralarla Filistin meselesini bölgenin öncelikli konusu statüsünden çıkarmak istiyor. Irkçı siyonistler  bu hedefe ulaşmak için aklı sıra  direniş hareketini zayıflatmak ve  İran'ı bölge için tehdit göstermek istiyor.  Nitekim bir kaç yıl önce de   Trump'ın  işgalci İsrail ile koordineli bir şekilde  İran'a maksimum baskıyı başlatması  ve gerici Arap rejimlerinin İsrail ile ilişkileri normalleştirmesi  bu amaç doğrultusunda olmuştur. 
 Bennett'in lafazanlık yapmasının bir başka amacı da,  Viyana müzakereleri, BERACM nükleer anlaşmasını bozan ve anlaşmanın kusurlu davranan tarafın İran olarak telkin edilmesidir. 
Bu alanda önemli husus,  İsrail'in Amerika ve Avrupalıların  BERCAM nükleer anlaşması çerçevesinde geri adım atmalarına yönelik tepkileridir. Bu da bu anlaşmanın İsrail çıkarları lehinde olmadığını göstermektedir.  Çünkü bu senaryoların son bulması İsrail için zor bir dönemin başlaması anlamına gelir. 
Viyana'da uluslararası kuruluşlarda İran’ın temsilcisi  Kazım Garibabadi'nin Benett’in lafazanlığı ve Amerika ve üç Avrupalı ülke temsilcilerinin  açıklamalarına tepkisi de aynı konuya işaret etmektedir.
Garibabadi açıklamalarında "Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ve Batı, İsrail'in terör girişimlerine sessiz kalamazken nükleer tesislerin denetlenmesinin devam etmesini isteyemezler." vurgusunda bulunmuştu. 
Garibabadi Ajans'ın denetim cihazlarının Siyonist Rejim tarafından  etkisizleştirildiği bir sırada, bu rejimin hiçbir bedel ödemeden ve Ajans ve iddiada bulunan ülkeler tarafından hiçbir girişim yapılmadan İran’dan tekrar kameraları takmasını isteyemeyeceklerini belirtti. 
 İran'ın BM daimi temsilcisi ve elçisi Mecit Tahtırevançi ise   Siyonist Rejim başbakanının lafazanlıkları ve  gerçekleri saptırma girişimine tepki olarak  BM Genel Kurulunda  şöyle konuştu: "Binlerce nükleer başlığa sahip olan Siyonist Rejim İsrail, İran'ın barışçıl  programı hakkında konuşamaz."
 Burada kesin olan husus,  İsrail'in  sahte krizler oluşturmakla gündem saptırıp, bölgeyi bu şekilde güvensizliğe sürütmek istemesidir.  Sahte rejim İsrail  bu yolda her yönteme baş vurmaktadır. Ancak bu yöntemlerin bazıları Amerika ve Avrupa'ya büyük bedeller ödettireceği de kesindir./