İran Amerika'yı Uluslararası Adalet Divanı'na şikayet etti
İran, Pazartesi günü bloke edilmiş malvarlığının serbest bırakılması için Amerika'yı Uluslararası Adalet Divanı'na şikayet etti. Bu bağlamda İran Cumhurbaşkanının New York ziyaretine paralel olarak, İran'ın Amerika nezdinde bloke edilmiş yaklaşık 2 milyar doların serbest bırakılması için Lahey'de bulunan Uluslararası Adalet Divanı'na yeni dosya sunuldu.
Bu haftada Uluslararası Adalet Divanı, İran'ın dondurulan mal varlıkları davasının ilk duruşmasını yapacak. İran, Uluslararası Adalet Divanı'na yaptığı şikayette, ABD'nin iki ülke arasındaki 1955 anlaşmasını ihlal ettiğine de inanıyor. Bu antlaşma ekonomik ilişkileri ve konsolosluk haklarını da kapsamaktadır. 3 Şubat 2020'de Uluslararası Adalet Divanı, İran ile Dostluk Antlaşması'nın ihlali durumunda İran'ın ABD aleyhine açtığı davaya bu mahkemenin bakmaya yetkili olmadığına ilişkin itirazını reddetmişti. Divanın yargıçları, ABD'nin itirazlarını 15 lehte ve bir aleyhte oyla reddetti.
ABD, Tahran'a atfedilen iddia mahiyeti taşıyan ve belgesiz eylemlerin kurbanlarına tazminat ödemek için İran'ın dondurulan varlıklarını kullanmayı planladığını öne sürüyor. Amerikan yargı sistemi, İran karşıtı eylemleri doğrultusunda 23 Ekim 1983'te Beyrut'ta Amerikan güçlerinin karargahına düzenlenen saldırıda öldürülen 241 Amerikan askerinin ailelerinin İran'dan tazminat talep ettiğini iddia etti.
20 Nisan 2016'da ABD Yüksek Mahkemesi, New York'ta ele geçirilen 1,75 milyar dolarlık İran varlığına el konulmasına izin verdi. ABD Yüksek Mahkemesi'nin İran'ın bloke varlıklarına ilişkin bu kararı, ABD'nin ikili yaklaşımı çerçevesinde verildi. Amerika Yüksek Mahkemesi, İran Merkez Bankası'nın ABD'deki mal varlıklarına el konulmasına karar verirken, temelde hiçbir uluslararası mahkeme İran'ın ABD'nin Lübnandaki askeri merkezinin patlamasına karıştığı iddiasıyla mahkumiyetine ilişkin bir karar vermedi.
Amerikan yargı sistemi, sırf İran'a baskı yapmak ve İran'ın mali kaynaklarına erişimini engellemek için, İran'ın terör olaylarına karıştığına dair güvenilir kanıtlara sahip olmadan, defalarca İran'ın Amerikan bankalarındaki varlıklarını dondurmaya çalıştı. Öte yandan, Amerikan hükümeti açıkça sadece 11 Eylül 2001 gibi terör olaylarında Amerikan vatandaşlarını öldüren hükümetlerle yakın işbirliği yapmakla kalmamış, aynı zamanda Suudi Arabistan gibi hükümetlerin yargılanmasını ve tazminat ödemelerini de her zaman engellemiştir.
Amerika'nın düşmanca ve yasadışı eylemi nedeniyle İran, Haziran 2016'da Uluslararası Adalet Divanı'na şikayette bulundu ve bu varlıkların serbest bırakılmasını talep etti. 13 Şubat 2019'da İran'ın ABD'ye yönelik şikayeti duruşma aşamasına girdi ve Uluslararası Adalet Divanı, İran'ın terör eylemlerine karıştığına ilişkin Amerika'nın iddiasını reddetti. Elbette bu, Uluslararası Adalet Divanı'nın Amerika'nın İran hakkındaki iddialarını ilk kez reddetme olayı olmadı. Sonuç olarak Amerika Birleşik Devletleri 2018'de Kapsamlı Ortak Eylem Planı-KOEP'ten çekildikten sonra İran, uluslararası yükümlülüklerini, özellikle 1955 Dostluk, Ekonomik İlişkiler ve Konsolosluk Hakları Antlaşması'nı ihlal ettiği için ABD'ye şikayette bulunacağını açıkladı.
İran'ın şikayeti 16 Temmuz 2018'de tescil edildi. İran'ın şikayeti sunulduktan sonra ve ön duruşması gerçekleştirildikten sonra, Uluslararası Adalet Divanı yargıçları 3 Ekim 2018'de oybirliğiyle İran'ın ABD aleyhindeki şikayetine bakma yetkisine sahip olduklarını açıkladılar ve Dostluk ve Ekonomik İlişkiler Antlaşması ve iki ülke arasındaki 1955 konsolosluk hakları anlaşmasına dayalı olarak , Amerika'nın İran'a karşı ilaç, tarım, gıda, insani ve hava yaptırımlarını iptal etmek için oy kullandılar. Kısa bir süre sonra ABD, bu ülke ile İran arasındaki 1955 barış anlaşmasını sona erdireceğini açıkladı.
Önemli olan nokta, Amerika Birleşik Devletleri'nin İran'ı bu uluslararası mahkemeyi kötüye kullanmakla suçlamak veya Amerikan yargısının İran'ın malvarlığına el koymak için yargı yetkisine sahip olduğunu ileri sürmekle suçlayarak Uluslararası Adalet Divanı'nda İran'ın iddialarını ele alma sürecini saptırmaya çalışmasıdır. Bununla birlikte, İran şimdiye kadar Uluslararası Adalet Divanı'nda KOEP'ten çekildikten sonra ABD'ye karşı açtığı anlaşma ihlali ve terör suçlaması dosyalarında zafer kazanmıştır. Bu kez de Washington'un İran'ın malvarlığına el koyma konusundaki mantıksız gerekçelerini göz önünde bulundurarak ABD'nin kazanma şansının olmadığı söylenebilir.