Amerika'nın İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı stratejisi
Tahran Cuma namazı hatibi Hüccetülislam Muhammed Cevad Hac Ali Ekberi Cuma namazı hutbelerinde Amerika'nın İran'a karşı yıkıcı yaklaşımına değinerek "Amerika'nın İran'ı dizginlemek için ister kısa vadede ister uzun vadedeki stratejisi kimliği değiştirmek ve güvensizlik oluşturmaktır." Dedi.
Hac Ali Ekberi'nin bu sözleri, İran'daki son huzursuzlukları göz önüne alındığında anlam kazanıyor. Amerika liderliğindeki Batı'nın huzursuzlukları ve koas olaylarını körüklemesi ve kargaşacıları kışkırtarak desteklemesi ve onlara her türlü yardım vaadinde bulunup gençlerin, özellikle de son iki kuşağı kargaşa ve huzursuzluk yaratmaya teşvik edilmesi, bunun açık kanıtıdır. 40 yılı aşkın süredir İran İslam Cumhuriyeti'ni zayıflatmak ve çökertmek amacıyla çeşitli komplolar yürüten Amerika, bu amaca kültürel, sosyal ve güvenlik olmak üzere çeşitli boyutta ulaşmaya çalışıyor.
Amerika'nın stratejisinin ilk boyutu, cehalet değerlerine dönerek kimliğin dönüştürülmesidir. Aslında İslam devrimi zaferinden sonra küresel istikbar tam ölçekli bir kültürel, eğitimsel ve fikri savaş başlatmış ve İslam ile İslami İran'ın ilerlemesini engellemeye çalışmıştır. Şimdi de bu savaş daha karmaşık hale gelmiştir.
İslam İnkılabı Lideri bunu bir işgal, ikiyüzlülük ve bazen de kültürel NATO olarak yorumlamıştır. Tabii ki son yıllarda tüm yeni teknolojilerin ve sanal ortamın kullanılmasıyla, bilimsel ve kültürel ortama da sızarak emperyalist medya kapasitesini kullanmaya çalışmıştır. Bu emperyal destekli merkezler toplumda dindarlık ve iffet düzeyini düşürmek ve halk kültürünü yok etmek ve yeni neslin eğitim sürecine müdahale etmeye çalışmaktadırlar. ABD'nin başını çektiği küresel emperyalizmin stratejisi, yüzlerce yan strateji ve en yeni araçlarla milyarlarca dolar harcanarak yürütülüyor.
Tahran Cuma namazının geçici hatibi şöyle diyor: “İslam devrimi ile emperyalizm akımı arasında gençlik ve yeni nesil hakkında bir tartışma var. İnkılap liderinin belirttiği gibi onlar inançsız, düşüncesiz, dar görüşlü, basiretsiz, umutsuz, yüzeysel bakışa sahip bir nesilden hoşlanıyorlar ve işte küresel emperyalizm akımıyla çatışmamızın ana noktaları da bunlar."
ABD öncülüğündeki emperyalizm stratejisinin ikinci boyutu, ilk günden beri gündemlerinde olan güvensizlik ve huzursuzluk ortamının yaratılması olmuştur. Bu amaç da aynı zamanda İslam devriminin zaferinden sonra etnik, dini ve siyasi farklılıkları ve çatlakları harekete geçirmek suretiyle, insanlar arasında uçurum, farklılıklar ve çatışmalar yaratmak, Irak Baas rejimini kışkırtmak gibi askeri tehditleri körüklemek gibi çeşitli şekillerde yapıldı.
İslami İran'a karşı 8 yıllık emperyalizm savaşı, ekonomik güvensizlik yaratmak için İran’a dayatıldı. Ayrıca milli birliği bozmak, her ne pahasına olursa olsun farklılık ve bölünmeler yaratmak, milli ve kamu güvenliğinin seviyesini daha düşük seviyelere çekmek de düzenli olarak epmeryalizmin gündemleri arasında yer almıştır. Son huzursuzluklarda yeniden ortaya çıkan mesele, ABD ve Avrupa Birliği de dahil olmak üzere tüm Batı'nın isyancılara destek vermesi ve güvensizliğin yayılmasını teşvik etmesiydi. Bu bağlamda, Batılı yetkililerin İran'ın iç işlerine mükerrer müdahalesi ve İran İslam Cumhuriyeti'ni zayıflatma düşüncesiyle yaptırımlar açıklaması düşündürücü bir adım oldu ve düşmanlık seviyesini ortaya çıkardı.
İran'da güvensizlik yaratmak için emperyalizmin ve bölgesel müttefiklerinin bir başka girişimi, İran'daki çeşitli siyasi ve dini merkezlere ara sıra saldırılar için Tekfirci terör gruplarını desteklemesidir. İran’ın Güneyindeki Fars eyaletinin merkezi Şiraz’daki hz. Ahmed bin Musa'nın -as- türbesine yapılan saldırıda ibadet halinde olan ziyaretçinin şehit olması ve yaralanması ise, bunun açık bir delili oldu. Kuşkusuz bu terör saldırıları ve ABD'nin İslami İran'ı güvensiz hale getirmeye yönelik küresel emperyalist eylemleri, son 40 yılda görüldüğü gibi başarısızlığa ve hezimete mahkumdur./