Ayetullah Hamenei’den, İslam Cumhuriyeti ile düşmanlık sebeplerini açıklama zaruretine vurgu
İslam inkılabının zaferi ve İran İslam Cumhuriyeti nizamının kurulması ardından Amerika liderliğindeki küresel emperyalizm bu nizama karşı her zaman düşmanlık ederek onu devirmeye çalıştı .
İslam inkılabının zaferi ve İran İslam Cumhuriyeti nizamının kurulması ardından Amerika liderliğindeki küresel emperyalizm bu nizama karşı her zaman düşmanlık ederek onu devirmeye çalıştı ve bu yolda Irak Baas rejimince 8 yıl savaş dayatmaktan en ağır ve geniş çaplı yaptırımları uygulamaya kadar her yola başvurdu, hatta askeri saldırı ile tehdit etti.
İslami İran'ın düşmanları, askeri caydırıcılık gücüne ek olarak İran'ın dinamik dış politikasının yanı sıra ekonomik ve ticari, bilimsel, teknik, sosyal ve kültürel alanlar da dahil olmak üzere İran'ın yeteneklerinin sıçramasından çok korkuyor. Aynı zamanda son kırk yılda İslam İnkılabı mesajının sınırlar dışına yayılması ve İran'ın bölgesel nüfuzunun gelişmesi nedeniyle Batı bloğunun lideri Amerika her zaman İran’a düşmanlık için en çok çabayı göstermiştir. İslam inkılabını zayıflatmak için propaganda ve medya psikolojik savaşı da dahil olmak üzere her türlü yumuşak, yarı sert ve sert araçları kullanarak İran'a karşı en kapsamlı ve eşi görülmemiş yaptırımları uygulamış ve son olarak da askeri güç kullanma tehdidi gündeme getirilmiştir.
Fakat İslam Cumhuriyeti halı hazırda bölgede en yüksek konumda olup, uluslararası gelişmelerde de çok etkin bir rol ifa ediyor.
İslam inkılabı rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamenei’nin Perşembe günü rehberlik bilgeler meclisi üyeleri ile görüşmede vurguladığı konulardan biri, düşmanın İslam Cumhuriyeti ile düşmanlığı sebebinin açıklanmasıdır.
Ayetullah Hamenei şöyle buyurdu: İslam cumhuriyetinin doğası bu düşmanlığı yaratıyor. Bazıları irili ufaklı tüm meselelerde batı örneğinin uygulanmasını düşünüyorlar. Batı örneği de liberal demokrasidir. Yani din ve benzer şeyle hiç yok. Liberal demokrasinin liderleri, dünyaya liberalizm bayrağı ve demokrasi bayrağıyla hükmetmek için bir plan çizdiler. İslam Cumhuriyeti geldiğinde halkçılığı da getiriyor, özgürlüğü de getiriyor. Fakat din meselesini de yanına koyuyor, işte bu, planı bozuyor. Halkçılık yanına dinin yerleşmesi, düşman yaratır. Sebebi de onların planlarını iptal etmesidir.
Liderliğin İslam Cumhuriyeti'nin "dini demokrasi" sunma alanındaki önemli eylemine vurgu yapması, Batı medeniyetinin din ile siyaseti birbirinden ayırma alanındaki asırlık eğilimi göz önüne alındığında, dinin siyasetten ayrılması teorisini geçersiz kılmak anlamına gelir. Batılı hükümetler ve düşünürlerin son asırlarda dinin siyasetten ayrı olmasına vurgularına rağmen İslam Cumhuriyeti dini demokrasi sistemi sunarak dini etkili bir şekilde siyasetin içine sokabilmiş ve din ile siyasetin uyumlu olmadığı konusuna meydan okumuştur. Böylece dini demokrasiyi batının sekularizmine karşı seçkin bir şekilde gündeme taşımıştır.
Bu da başta Amerika olmak üzere batılı liderlerin öfkesine sebep olmuştur. Bu yüzden batılılar özellikle Amerika’nın İran’a karşı yıkıcı ve devrimci eylemlerinin en önemli hedefi, İslam Cumhuriyeti nizamının işlevsiz olduğunu göstermek ve İran halkını hüsran ve umutsuzluğa sürüklemektir.
Fakat İslam İran her gün artmakta olan ilerlemeleri ve çeşitli siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel ve askeri sayısız alanlardaki göz alıcı ilerlemeleri Amerika liderliğindeki batının İran İslam cumhuriyetine karşı yıkıcı eylemleri ve siyasetlerinin açık yenilgisi ve dini demokrasinin batının sekularizmine karşı başarısı sayılır./