Siyonistlerin işlediği suçlara karşı Güvenlik Konseyi’nin “eylemsizliğine” Irakçi’nin eleştirisi
İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Irakçi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin ABD ve İsrail'in diğer Batılı destekçilerinin engellemesi nedeniyle eylemsiz kalmasını, gayri meşru Siyonist rejimin suçlarının devam etmesinin temel sebebi bildi.
Siyonist rejimin Gazze'ye yönelik soykırımı bir yılını doldurdu. Uluslararası hukukun evrimi ve insan haklarının küreselleşmesi yüzyılı olarak adlandırılan 21. Yüzyılda, dünya halkları, bu isimlerle garip bir çelişki içinde, Siyonist rejimin işlediği suçlara tanık oluyor.
Tıp merkezlerinin, hastanelerin, okulların, evlerin ve yerinden edilmiş kişilerin yaşadığı kampların bombalanması, kuşatılması ve yok edilmesi yoluyla kasıtlı olarak çocukları ve kadınların hedef alınması, hastaları ve mültecileri kasten öldürülmesi, dünyada eşine az rastlanan ender suçlardan biridir. Ancak Kudüs’ü işgal eden rejim geçtiğimiz yıl mazlum Gazze halkına ve son iki haftadır Lübnan halkına karşı bu suçları defalarca işledi. IŞİD terörü de ağır suçlar işledi fakat iletişim cihazlarıyla binlerce sivili öldürme, bir tonluk bomba kullanma gibi bir geçmişi yok. Dolayısıyla Siyonist rejimin benzeri görülmemiş suçlar işleyerek IŞİD terörünü dahi akladığı söylenebilir.
Bu düzeydeki suçlar her şeyden önce Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin "eylemsizliğinin" sayesinde meydana geldi ve devam ediyor. Birleşmiş Milletler Şartı'nın 24. maddesine göre, Birleşmiş Milletler'in en güçlü erkanı olan bu Konsey, uluslararası barış ve güvenliğin korunması yönünde önemli bir görevden sorumludur. Ancak pratikte bu konsey, çoğu zaman uluslararası barış ve güvenliği sağlayamadığını, İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı'nın deyimiyle "eylemsizlik" sorunu yaşadığını gösterdi. Siyonist rejimin Gazze ve Lübnan'da yarattığı facia, Güvenlik Konseyi'nin "eylemsizliği"nin örneklerinden biri.
Önemli olan, Güvenlik Konseyi'nin Gazze ve Lübnan gibi facialardaki "eylemsizliğinin" nedeninin Birleşmiş Milletler'in ve bu konseyin kendisinde olmasıdır. Güvenlik Konseyi'nin ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin'in de aralarında bulunduğu beş daimi üyesinin veto hakkı bulunuyor.
Başta Amerika olmak üzere İngiltere ve Fransa'nın veto hakkını bir araç olarak kullanması, Siyonist rejimin mazlum Gazze ve Lübnan halkına karşı işlediği suçları durdurmak için BM Güvenlik Konseyi'nde herhangi bir kararın alınmamasına neden oldu. Amerika, Siyonist rejime sağladığı açık ekonomik ve askeri yardımın yanı sıra, Siyonistlerin soykırımını durdurmaya yönelik her türlü eylemi engellemek için veto hakkını da kullanıyor. Amerikan hükümetinin bu yaklaşımının önemli sonucu, Siyonist rejimin Gazze ve Lübnan'a karşı savaşta askeri ve siyasi hedeflerine ulaşmak için açık ve resmi olarak terör kullanması oldu.
Bu bağlamda Seyyid Abbas Irakçi , X sosyal ağında şunları yazdı: Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığım görüşmede, ABD ve İsrail'in diğer Batılı destekçilerinin engellemesi nedeniyle BM Güvenlik Konseyi'nin eylemsizliğini, gayri meşru Siyonist rejimin suçlarının ve cinayetlerinin devam etmesinin temel nedeni olduğunu vurguladım. Irakçi şöyle devam etti: İsrail'in Gazze ve Lübnan'daki suçlarında Amerika'nın kesin ortak olduğunu Genel Sekretere hatırlattım. Nitekim direnişin lideri de ABD'nin bağışladığı 2 bin kiloluk sığınak avcısı silahıyla hedef alınarak şehit edildi.
Siyonist rejimin suçları karşısında Güvenlik Konseyi'nin eylemsiz kalması, Birleşmiş Milletler'in itibarsızlaşmasına ve onurunun zedelenmesine yol açmıştır./