Gazze ve Lübnan’ın Siyonist rejime karşı savaşında yeni bir dönüm noktası
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i266100-gazze_ve_lübnan’ın_siyonist_rejime_karşı_savaşında_yeni_bir_dönüm_noktası
Dün, başkent Tahran’da İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamenei’nin imamlığında ikame edilen ve Lübnan ve Filistin'e destek verilmesinin önemine dikkat çekilen Cuma Namazı esnasında, İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Irakçi siyasi ve yardım amaçlı bir heyet başkanlığında Siyonist rejimin saldırılarının ortasında Beyrut’a gitti.
(last modified 2024-10-05T09:56:24+00:00 )
Ekim 05, 2024 12:56 Europe/Istanbul
  • Gazze ve Lübnan’ın Siyonist rejime karşı savaşında yeni bir dönüm noktası

Dün, başkent Tahran’da İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamenei’nin imamlığında ikame edilen ve Lübnan ve Filistin'e destek verilmesinin önemine dikkat çekilen Cuma Namazı esnasında, İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Irakçi siyasi ve yardım amaçlı bir heyet başkanlığında Siyonist rejimin saldırılarının ortasında Beyrut’a gitti.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamenei dün Tahran Cuma Namazı hutbelerinde,  bölgedeki sorunların temelinde ABD ve bazı Avrupa ülkeleri gibi barış ve huzur iddiasında bulunan fakat korsan rejimin suçlarına ortak olan ülkelerin varlığını vurgulayarak, “Bunlar eğer bölgeden çekilip giderse hiç şüphesiz bu çatışmalar, bu savaşlar, bu gerilimler tamamen ortadan kalkacaktır ve bölge ülkeleri de kendi kendini yönetebilir, bölgesini yönetebilir, barış, sağlık ve refah içinde bir arada yaşayabilir” ifadelerinde bulundu.
Beyrut’a yönelik saldırılar ve bombardımanın tırmandığı bir dönemde, İran dışişleri bakanı Seyyid Abbas Irakçi  cesur bir hareketle, aralarında yardım ve kurtarma kuruluşlarının temsilcilerinin de bulunduğu bir heyetle birlikte Kızılay'ın insani yardım sevkiyatını yaparak, Lübnan'ın başkenti Beyrut’a giderek,  üst düzey Lübnanlı siyasi yetkililerle görüştü. İran İslam Cumhuriyeti dışişleri bakanını taşıyan uçağının inişinden önce Beyrut havalimanı etrafı işgal rejiminin savaş uçakları tarafından bombalandığı için İran uçağı da dumanlar içinde Beyrut havalimanına iniş yaptı. 
Beyrut'a vardıktan kısa bir süre sonra İran diplomatik kurumu başkanı Lübnan Başbakanı Necib Mikati ile bir araya geldi. Irakçi, bu toplantıda, Siyonistlerin terör ve saldırgan saldırıları sonucu Hizbullah Genel Sekreteri şehit Seyyid Hasan Nasrallah ve diğer masum Lübnan vatandaşlarının şehadeti dolayısıyla İran hükümeti ve milletinin taziyelerini ileterek, İran İslam Cumhuriyeti'nin Lübnan hükümetine ve milletine destek verme kararlılığını ve Lübnan'ın saldırgan İsrail rejiminin saldırı ve ablukasına karşı direnişini vurguladı.
 Siyonist rejimin işlediği barbarca suçların hacmi ve ciddiyetinin uluslararası suçların açık örnekleri olduğuna değinen İran Dışişleri Bakanı, Siyonist rejimin yasadışı ve suç niteliğindeki eylemlerinin boyutlarının açıklanması için İslam ve Arap ülkelerinin topyekün çaba harcaması gerektiğini vurguladı. Lübnan Başbakanı da, bu toplantıda İsrail rejimini ve uluslararası kurum ve kuruluşları toplu eylem için harekete geçirmek gerektiğinin altını çizip, Lübnan'daki son durumu anlatarak İsrail'in saldırganlığını savaş suçlarının gerçek bir örneği olarak nitelendirdi ve uluslararası örgütler ve kuruluşların eylemsizlikten duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Lübnan Başbakanı Necip Mikati ayrıca bu zor şartlarda Lübnan halkı ve hükümetinin yanında duran İran İslam Cumhuriyeti’ne şükranlarını sundu. 
Bilindiği gibi işgal rejimi Başbakanı Benyamin Netanyahu, kara saldırısıyla Lübnan'ı ciddi bir askeri ve ekonomik kuşatma altına almaya çalışıyordu ve bu sayede Gazze halkı gibi Lübnan halkından da Hizbullah'tan intikam almasını bekliyordu. İşgal rejimi kendince bu suikastlar ve saldırılarla, seksenli yıllarda olduğu gibi Lübnan’da iç savaş çıkıp, anlaşmazlıkların derinleşeceğini, böylece kendi hedeflerine kolayca ulaşabileceğini zannediyordu. Ancak Başbakanı Benyamin Netanyahu hükümeti bu hedefine ulaşamayınca iyice öfkelenmiştir.  Bu nedenle sağa sola barbarca saldırıp, masum ve mazlum siviller başta olmak üzere herkesi katliam etmekte. 
İran İslam Cumhuriyeti  diplomatik servisi başkanı Abbas Irakçi’nin  Lübnan ziyareti ve yardım göndermesinden önce belki hiçbir ülke Lübnan halkına yardım etmeye cesaret edemiyordu ama şimdi yardım göndermenin önündeki engel kalktı ve öyle görünüyor ki bu geziden sonra, Lübnan'a yardım gönderilecek ve Lübnan halkına yardımlar hızlanacak. 

Hamas'ın siyasi lideri İsmail Heniyye ve Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah'ın şehit edilmesinin ardından Netanyahu, Gazze ve Lübnan savaşlarındaki başarısızlıklarını örtbas ederken dengeleri bir kez daha katliamcı rejim lehine değiştireceğini düşündü. Ancak İran'ın bu suikastlara verdiği güçlü tepki, sadece rejimin başarısızlıklarının derinliğini ve kapsamını arttırmakla kalmadı, aynı zamanda direniş ekseninin saflarını eskisinden daha da güçlü hale getirdi. 
Sahte İsrail rejiminin Gazze'ye karşı savaşının üzerinden on iki ay geçti. 7 Ekim'de Aksa Tufanı operasyonundan sonra Lübnan halkına ve Gazze direnişine destek vermeyi hedefleyen Hizbullah, bu savaşın ikinci gününden itibaren (yani 9 Ekim) işgal topraklarına yönelik operasyonlarına başladı. Bu operasyonlar Hizbullah ile İsrail rejimi arasında çatışmaya yol açtı ve bu dönemde her iki taraf da birbirinin mevzilerini hedef aldı; Hizbullah, bu on iki aydaki operasyonlarıyla işgal altındaki Kuzey Filistin'deki 100.000'den fazla Siyonist yerleşimciyi, gasp edilen evlerinden ve yerlerinden kovmayı başardı ve bu durum, İsrail rejimi üzerinde ağır maddi bedellere ve ilave baskılara neden oldu. 
Gözlemcilere göre Siyonist rejim Gazze'de bu hedeflerin hiçbirine ulaşamasa da, 17 Eylül'de "bu savaşın hedeflerinin daha da genişlediği" ve işgal altındaki kuzey Filistin sakinlerinin geri döneceği duyuruldu. Netanyahu tarafından savaşın genişlediğini duyurur duyurmaz ABD elçisi Amos Hochstein, "Lübnan'daki geniş çaplı askeri operasyonların bu hedefin gerçekleşmesine yol açmayacağını" duyurdu.  İşgal rejimi Başbakanı, savaşta ve çatışmalardaki başarısızlıklarını örtbas etmek ve Amerikan seçimlerine kadar Trump’ın belki seçimleri kazanabileceği ümidiyle suikast ve insanlık dışı eylemlerini sürdürmekte. Sahte rejim başbakanı Netanyahu, direniş liderlerine suikast yapmakla, direniş cephesini ve yapısı çökertebileceğini, böylece İran İslam Cumhuriyeti’ne darbe vurabileceğini gibi boş bir hayalde yaşıyor. Netanyahu hatta tehditlerini İran’a kadar genişletmiş ve açık şekilde İran’a saldırıdan söz etmiştir.
Ancak İslam Cumhuriyeti'nin güçlü füzeli tepkisi Siyonist rejimin başarısızlıklarının derinliği ve genişliğini gösterdi. Ayrıca Devrim Muhafızları’nın füzeli Gerçek Vaad 1 ve 2 operasyonu  direniş ekseninin saflarını da güçlendirmiş oldu. Son birkaç günde yaşananlar, İran İslam Cumhuriyeti'nin her koşulda dost ve müttefiklerinin yanında olduğunu ve şartlar ne olursa olsun onları yalnız bırakmadığını ve insani ve ahlaki yardımından vaz geçmeyeceğini ortaya koydu.
 Bölgesel ve uluslararası kurum ve kuruluşların belirlenen görev ve sorumluluklarını yerine getirmediği, katliamcı rejim İsrail'in saldırıları ve ABD'nin bağışladığı silahlar karşısında Filistin ve Lübnan halkını yalnız bıraktıkları  bir sırada, bu durum daha fazla önem arz etmekte; başka bir ifade ile söz konusu kurum ve kuruluşların görev sorumluluğu ve yükünü tek başına İran'ın taşıdığı söylenebilir./