Batı’nın İran’a Yönelik Gerçek Hedefleri Neler?
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i280276-batı’nın_İran’a_yönelik_gerçek_hedefleri_neler
Parstoday – Yabancı medyada, İslam İnkılabı Rehberi’nin son açıklamaları geniş yer buldu. Bu açıklamalarda özellikle şu sözleri dikkat çekti: “Nükleer program, zenginleştirme ve insan hakları sadece bir bahanedir; onların asıl hedefi sizin dininiz ve bilginizdir.”
(last modified 2026-08-11T07:44:08+00:00 )
Temmuz 30, 2025 08:19 Europe/Istanbul
  • Batı’nın İran’a Yönelik Gerçek Hedefleri Neler?

Parstoday – Yabancı medyada, İslam İnkılabı Rehberi’nin son açıklamaları geniş yer buldu. Bu açıklamalarda özellikle şu sözleri dikkat çekti: “Nükleer program, zenginleştirme ve insan hakları sadece bir bahanedir; onların asıl hedefi sizin dininiz ve bilginizdir.”

Parstoday’in haberine göre, İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamenei, 29 Temmuz Salı günü, Siyonist rejimin İran’a karşı düzenlediği 12 günlük zoraki savaşın şehitlerini anma töreninde yaptığı konuşmada, İran İslam Cumhuriyeti’nin "din" ve "bilgi" temelinde kurulduğunu vurguladı. İslam Cumhuriyeti’nin temellerinde bu iki unsur başrol oynamaktadır. Bu yüzden halkın dini ve gençlerin bilimi, birçok alanda düşmanı geri adım atmaya zorlamıştır ve bu durum gelecekte de devam edecektir.

Ayetullah Hamenei, Batı’nın İran’a düşmanlık sebebini şöyle açıkladı: Küresel istikbarın, başta cani Amerika olmak üzere, karşı çıktığı şey sizin dininiz ve bilginizdir. Onlar sizin dininize, halkın derin inancına, İslam ve Kur’an gölgesindeki birlikteliğe ve bilimsel ilerlemenize karşıdır. İslam İnkılabı’ndan sonra İran nüfusunun iki katına çıkmasına rağmen, üniversite öğrencilerinin sayısının on katından fazla artmış olması onları rahatsız ediyor. İran’ın, beşeri bilimler, teknik bilimler ve dini ilimler gibi farklı alanlarda yeni bir söz söyleyebilmesi Batı’yı rahatsız ediyor. Onların bahane olarak öne sürdüğü konular nükleer mesele, uranyum zenginleştirme ve insan hakları  yalnızca bahanedir; asıl mesele başka bir şeydir.

İslam İnkılabı Rehberi'nin bu yeni açıklamaları, Batı'nın  özellikle ABD ve Siyonist rejimin  İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik düşmanlığının gerçek doğasını bir kez daha ortaya koymaktadır. ABD ve Batılı müttefikleri, İran’a karşı defalarca suçlamalarda bulunmuş; özellikle nükleer yetenekler, uranyum zenginleştirme, insan hakları ihlalleri ve İran’ın Batı Asya bölgesinde terörizme destek verdiği iddialarını gündeme getirmiştir.

Batılıların çifte standartlarla hareket ettiği açıktır. Ancak İran’a yönelik sürekli bahaneler üretilmesi ve baskı kurma, hatta askeri saldırı planlarının arkasında yatan asıl neden, ABD ve müttefiklerinin  Avrupa üçlüsü ve Siyonist rejim dahil  İslam Cumhuriyeti’nin varoluş felsefesiyle sorun yaşamasıdır. Bu ülkeler İran’ın varlığını sürdürebilmesini istememektedir. İlginç olan, bu önemli ve stratejik açıklamaların Batılı düşünce kuruluşları tarafından da ciddiyetle değerlendirilmiş olmasıdır. ABD Temsilciler Meclisi’ne yakınlığıyla bilinen Demokrasi Savunma Vakfı, Ayetullah Hamenei’nin açıklamalarını analiz ederek şunu yazdı: Ayetullah Hamenei, Batı’nın nükleer dosyayı bir bahane olarak kullanarak İran İslam Cumhuriyeti’ni zayıflatmaya çalıştığını ifade etti. Vakfın değerlendirmesine göre, İran zenginleştirmeyi durdurma niyetinde değil; aksine, bölgedeki direniş cephesine desteğini sürdürme ve nükleer ile füze programını yeniden inşa etme konusunda kararlı. Ayrıca 12 günlük savaşın, İran’ın bölgesel ve nükleer yaklaşımlarını değiştirmediği açıkça görülmektedir.

İran, İslam İnkılabı'nın zaferinden bu yana geçen 40 yılı aşkın sürede kendi kendine yeten bir ülke olma yönünde büyük adımlar atmış; petrol, gaz, petrokimya, ağır sanayi ve diğer stratejik alanlardaki dışa bağımlılığını önemli ölçüde azaltmıştır. Öte yandan, İranlı genç bilim insanları ve araştırmacılar, nanoteknoloji, kök hücreler ve uzay sanayi gibi ileri teknolojilerde dikkate değer başarılara imza atmıştır. İran, akademik ve bilimsel gelişim konusunda etkileyici ilerlemeler kaydetmiştir. Toplumun bilim seviyesinin yükselmesi, okuryazarlık oranının artması, okul ve üniversite sayısının çoğalması, öğrenci sayısındaki artış, bilimsel makaleler ve atıflarda üst sıralarda yer alma, patentler ve nanoteknoloji, nükleer, uzay ve kök hücre teknolojilerindeki üstünlük, İran İslam Cumhuriyeti'nin en önemli bilimsel ve teknolojik kazanımları arasında yer almaktadır. Ayrıca üniversite sayısındaki büyük artış da İran’ın bilimsel gelişiminin bir diğer göstergesidir. Devrim öncesinde sadece 15 üniversitesi olan İran’ın bugün 2.640’tan fazla üniversitesi vardır. Üniversite öğrencisi sayısı da büyük bir gelişim göstermiştir; devrim öncesi 155 bin civarındaki öğrenci sayısı bugün 4 milyon 200 bini aşmıştır. Batı, dini bir toplum olarak İslam İran’ının böylesine büyük ilerlemeler kaydedip dünya tarafından dikkatle izlenmesini tehdit olarak görmektedir.

İran’ın İslam Devrimi sonrası elde ettiği başarılar o kadar büyüktür ki, düşmanları dahi bu gelişmeleri inkâr edememektedir. İran’ın bilimsel ve teknolojik alanlarda kaydettiği ilerlemeler, özellikle ABD’yi derinden endişelendirmiştir. Bu da, artan baskılar, sabotajlar, yaptırımlar ve nükleer mesele bahanesiyle dayatılan son savaşın nedenlerinden biridir. Aslında, İslam İran’ının sıçramalı ilerleyişi, ekonomik, ticari, bilimsel, kültürel ve sosyal alanlardaki güçlenmesi ve aktif dış politikası ile güçlü savunma gücü, düşmanları ciddi şekilde korkutmaktadır. Bu da Batı’nın İran’a karşı düşmanlığını her geçen gün daha da artırmaktadır.