İran, İsrail’in Bilimsel Sütununu Nasıl Çökertti?
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i280326-İran_İsrail’in_bilimsel_sütununu_nasıl_Çökertti
Pars Today – Siyonist rejimin Weizmann Enstitüsü Başkanı, İran'ın bu kuruma düzenlediği füze saldırılarında çok ağır hasarlar meydana geldiğini itiraf etti.
(last modified 2025-07-31T12:52:22+00:00 )
Temmuz 31, 2025 15:52 Europe/Istanbul
  • İran, İsrail’in Bilimsel Sütununu Nasıl Çökertti?

Pars Today – Siyonist rejimin Weizmann Enstitüsü Başkanı, İran'ın bu kuruma düzenlediği füze saldırılarında çok ağır hasarlar meydana geldiğini itiraf etti.

“Hâlâ havada barut kokusu var... Yılların araştırması bir gecede kül oldu; burası sadece bir laboratuvar değil, İsrail teknolojisinin atan kalbiydi.”

Bu sözler, Weizmann Enstitüsü Başkanı Alon Chen’in kurumun yıkımını tarif ederken kullandığı ifadelerdir. Siyonist rejimin Kanal 12 televizyonunda yayımlanan bir belgeselde Chen şöyle konuştu:“

İran’ın Weizmann’a düzenlediği füze saldırısı büyük yıkıma yol açtı; hâlâ barut kokusu hissediliyor; İsrailli bilim insanlarının ömrünün ürünü yandı ve yıkıldı; yılların araştırmaları yok oldu; büyük bir üzüntü, umutsuzluk ve gözyaşı yaşıyoruz!”

Weizmann Araştırma Enstitüsü Başkanı Alon Chen’in yıkımın ortasında görüntülenen üzgün yüzü, Siyonist rejimin bilimsel ve güvenlik sistemine indirilen derin şokun somut bir yansımasıydı. Onun şu sözü: “İran, İsrail biliminin deniz feneri kulesini yok etti; İsrailli bilim insanlarının bir ömrü kül oldu.”Bu söz sadece duygusal bir itiraf değil, aynı zamanda İsrail rejiminin bölgesel denklemlerdeki stratejik güvenlik ve güç sütunlarından birinin çöküşüne dair acı bir kabuldü.Tel Aviv'in resmi anlatısında, Weizmann Enstitüsü İsrail’in bilimsel ilerlemesinin sembolü olarak tanıtılıyordu. Ancak aslında, bu kurum Siyonist rejimin hem sert hem de yumuşak güç üretim zincirinin ayrılmaz bir parçasıydı. Biyolojik ve siber araştırmalardan, askeri sanayiye hizmet eden çift kullanımlı (dual-use) teknolojilere kadar birçok faaliyet burada yürütülüyordu. Bu faaliyetler İsrail ordusunun 8200 numaralı istihbarat birimi gibi kurumlara destek sağlıyordu.İsrail Ulusal Güvenlik Enstitüsü (INSS) araştırmacısı Yoel Guzansky’ye göre bu merkez, sadece bir bilimsel kuruluş değil, aynı zamanda İsrail’in gelecekteki savaşlarda niteliksel üstünlüğünün stratejik çekirdeğiydi.İran’ın bu merkeze düzenlediği nokta atışı saldırı, duygusal ya da sembolik değil, İran’ın bilişsel caydırıcılık doktrini çerçevesinde bilinçli ve zekice yapılmış bir hamleydi. Bu doktrine göre, sivil görünen ama işgalci savaş makinesinin tasarımı, geliştirilmesi ve desteklenmesinde rol oynayan altyapılar artık dokunulmaz değildir ve meşru hedeflerdir.

Weizmann Enstitüsü’ne yapılan saldırı, bir zihinsel mimarinin çöküşü ve stratejik bir anlatının dağılmasıydı. On yıllar boyunca Batı'nın bilim ve teknoloji ağlarından faydalanarak kurulan “İsrail’in teknolojik üstünlüğü  ulusal güvenliğin garantisi” anlatısı sarsıldı.Bazı Batılı medya kuruluşları bu dönüşüme açıkça dikkat çekti. Euronews, Weizmann’ı “İsrail’in çift kullanımlı teknolojilerinin omurgası” olarak tanımladı ve bu merkezin bilimsel buluşların askeri ve istihbarat projelerine aktarılmasında hayati rol oynadığını vurguladı. The Guardian ise İsrail’in tek taraflı caydırıcılık doktrininin kırıldığını, İran’ın saldırısını “İsrail’in yumuşak altyapı dokunulmazlığı efsanesinin çöküşü” olarak değerlendirdi.

New Yorker ve Associated Press gibi yayın organlarının analistleri de, İsrail’in tarihinde ilk kez sadece askeri altyapısına değil, aynı zamanda yumuşak gücünün bilgi sütunlarına da zarar veren stratejik bir darbe aldığını itiraf etti.Brookings Enstitüsü'nün “İsrail'in Yumuşak Gücünün Çöküşü: İran’dan Tel Aviv’in Bilimsel Sermayesine Nokta Atışı” başlıklı analizinde, bu saldırının sadece bir araştırma merkezine değil, aynı zamanda bilimsel inovasyon, teknolojik diplomasi ve Batı ile bilimsel iş birlikleri yoluyla inşa edilen İsrail'in yumuşak gücünün kalbine yapıldığını vurguladı. Brookings, “gölge savaşlarının” artık “bilimsel ve sivil sığınakların” ardında güvende kalmayacağı bir döneme girildiğini belirtti.RAND Corporation ise Weizmann’ın İsrail’in askeri sanayisiyle kapsamlı işbirliğine dikkat çekerek, İran’ın bu saldırısının “akıllı caydırıcılığın” yeni bir örneği olduğunu, hedeflerin artık sadece askeri altyapılarla sınırlı kalmayacağını belirtti. RAND, bu saldırıyı İran’ın İsrail’in meşruiyet sütunlarına karşı yürüttüğü “bilişsel ve psikolojik savaşın” somut bir operasyonel safhaya geçişi olarak değerlendirdi.Washington Enstitüsü (WINEP) de bu saldırıyı İran’ın bölgesel stratejisinde bir dönüm noktası olarak değerlendirdi ve son raporunda şunu belirtti:“İran, İsrail’in kendi hayati altyapılarına yönelik saldırılarına sadece simetrik bir askeri yanıt vermeyeceğini, aynı zamanda Tel Aviv’e yıllarca onarılamayacak stratejik maliyetler yükleyebileceğini net biçimde gösterdi.”Bu gelişmelerin bütününe bakıldığında açıkça görülüyor ki, İsrail’in sahte rejimi tarafından yürütülen teknolojik ve bilimsel savaş artık boşlukta ilerlemeyecek ve İran’ın tepkileri, salt askeri karşılıkların çok ötesine geçen boyutlara ulaşacak.