Anlaşmayı İhlal Eden Ülkeler, Anlaşmanın Faydalarından Yararlanma Hakkına Sahip midir?
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i282050-anlaşmayı_İhlal_eden_Ülkeler_anlaşmanın_faydalarından_yararlanma_hakkına_sahip_midir
Pars Today – İran Dışişleri Bakan Seyyid Abbas Irakçi, İran, Rusya ve Çin’in BM Genel Sekreteri ve Güvenlik Konseyi Başkanı’na yazdığı ortak mektuba ilişkin yaptığı açıklamada, yükümlülüklerini yerine getirmeyen ülkelerin, bir anlaşmanın faydalarından yararlanma hakkına sahip olmadığını vurguladı.
(last modified 2026-08-09T17:40:52+00:00 )
Eylül 02, 2025 07:29 Europe/Istanbul
  • Anlaşmayı İhlal Eden Ülkeler, Anlaşmanın Faydalarından Yararlanma Hakkına Sahip midir?

Pars Today – İran Dışişleri Bakan Seyyid Abbas Irakçi, İran, Rusya ve Çin’in BM Genel Sekreteri ve Güvenlik Konseyi Başkanı’na yazdığı ortak mektuba ilişkin yaptığı açıklamada, yükümlülüklerini yerine getirmeyen ülkelerin, bir anlaşmanın faydalarından yararlanma hakkına sahip olmadığını vurguladı.

İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakan, İran, Rusya ve Çin dışişleri bakanlarının BM Genel Sekreteri ve Güvenlik Konseyi Başkanı’na gönderdikleri ortak mektup hakkında şöyle yazdı: "Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesi kapsamında Tiencin’de imzalanan bu ortak mektup, Avrupa ülkelerinin 'snapback mekanizmasını' (geri dönüş yaptırımlarını) etkinleştirme çabalarının hiçbir hukuki temele dayanmadığını ve siyasi açıdan yıkıcı bir girişim olduğunu açıkça ortaya koymaktadır."

Irakçi şöyle devam etti: "İlk olarak ABD, Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nı (KOEP) ve 2231 sayılı kararı ihlal etti, ardından Avrupa, yükümlülüklerine sadık kalmak yerine yasadışı yaptırımlara katılmayı tercih etti. Bu inkâr edilemez gerçekler, Güvenlik Konseyi’ndeki her ciddi tartışmanın temelini oluşturmalıdır."

İran Dışişleri Bakan şöyle ekledi: "Bu ortak mektupta ayrıca uluslararası hukukun temel ilkesi olan 'haklar ve yükümlülükler ayrılmaz bir bütündür' prensibini vurguladık. Taahhütlerini yerine getirmeyen ülkeler, bizzat kendilerinin zayıflattığı bir anlaşmanın faydalarından yararlanma hakkına sahip değildir."

Irakçi, çok taraflı diplomasinin meşruiyetinin ancak bu mantık çerçevesinde korunabileceğini yazdı. Tehlikede olan yalnızca İran İslam Cumhuriyeti’nin hakları değil, aynı zamanda uluslararası anlaşmaların bütünlüğü ve itibarının da tehdit altında olduğuna dikkat çekti. Taahhütlerin seçici biçimde uygulanması ve hukuki süreçlerin kötüye kullanılması kabul edilirse, kolektif güvenliğin temelleri ciddi biçimde zarar görecektir.

İran Dışişleri Bakanı şunları vurguladı: "BM Güvenlik Konseyi'nin temel görevi, uluslararası toplum adına dünya barışı ve güvenliğini korumaktır. Üç Avrupa ülkesinin teklifi, bu misyona bir ihanettir; çünkü Güvenlik Konseyi’ni küresel istikrarı koruyan bir kurum olmaktan çıkarıp, baskı ve zorlama aracı haline getiriyor."

İran İslam Cumhuriyeti yetkilileri, ABD ve üç Avrupa ülkesinin KOEP sürecinde sabotaj yaptığını ve taahhütlerini yerine getirmediğini defalarca vurgulamışlardır. Bu nedenle, İran’a göre, KOEP gibi anlaşmalardaki yükümlülüklerini ihlal eden ülkeler, bu anlaşmanın faydalarından yararlanma konusunda hukuki bir meşruiyete sahip değildir.

İran, bu tür anlaşmaların karşılıklı taahhütlere dayandığına inanmaktadır. Eğer bir taraf yükümlülüklerini ihlal ederse, diğer taraf da karşılık verme ve anlaşmanın faydalarını ihlalcilere sınırlama hakkına sahiptir.

İran’ın, yükümlülüklerini ihlal eden ülkelerin anlaşma avantajlarından yararlanmaması gerektiği görüşü, ülkenin dış politikasında stratejik bir öneme sahiptir. İran, taahhütlere sadakatin gerekliliğini vurgulayarak, uluslararası anlaşmaların karşılıklı güven ve uygulama temeline dayanması gerektiğini göstermeye çalışmaktadır. Bu yaklaşım, İran’ı kurallara bağlı bir aktör olarak tanıtmaktadır.

İran, yükümlülüklerini ihlal eden ülkelerin yasa dışı eylemlerini sorgulayarak, onların “snapback” gibi mekanizmaları kötüye kullanmalarını engellemekte ve tek taraflı eylemlerinin siyasi maliyetini artırmaktadır. Bu yaklaşım, İran’a nükleer veya bölgesel müzakerelerde daha güçlü bir pozisyon alma imkânı sunmaktadır. İran ayrıca, karşı tarafın taahhütlerini ihlal ettiğine dayanarak, uygulanabilir ve doğrulanabilir garantiler talep etmektedir.

İran, bu yükümlülük ihlalcisi ülkeleri, yaptırımları desteklemek, askeri operasyonlara katılmak veya ekonomik baskı uygulamakla suçlamaktadır. Bu ülkeler fiilen anlaşma çerçevesinden çıkmış sayılmakta ve bu nedenle faydalarından yararlanmamaları gerektiği belirtilmektedir.

Bu tutum, ülkede milli onur ve siyasi bağımsızlığın bir savunusu olarak görülmekte; uluslararası alanda ise İran’ı Batı’nın baskılarına karşı daha dirençli bir aktör olarak göstermektedir.

İran’ın dış politikasındaki bu yaklaşım, yalnızca dış baskılara karşı bir duruş değil, aynı zamanda uluslararası düzenin adalet, karşılıklı saygı ve gerçek taahhütler temelinde yeniden tanımlanmasına yönelik daha geniş bir çabanın parçasıdır. İran, bu tutumuyla taahhütlerin yerine getirilmediği bir anlaşmanın anlamsız olduğunu ortaya koymak istemektedir.