İran’ın Güney Kafkasya’daki Konumu Zayıflıyor mu?
Pars Today – Amerikan “The Hill” dergisinin internet sitesinde, 4 Eylül 2025 tarihinde Hollanda Groningen Üniversitesi Sosyoloji doktorası öğrencisi Mazlum Özkan tarafından kaleme alınan "Trump’ın Azerbaycan-Ermenistan Barış Anlaşmasının En Büyük Kaybedeni İran’dır" başlıklı yazıda, bazı asılsız iddialar yer aldı.
Pars Today’in haberine göre, Özkan bu yazısında, ABD Başkanı Donald Trump’ın arabuluculuğunda Ermenistan ve Azerbaycan liderleri arasında imzalanan yeni barış anlaşmasının, İran için stratejik bir felaket olduğunu ileri sürdü.
Trump Barış Koridoru (TRIPP) ve İran’ı Bypass Etme İddiası
Yazara göre, bu anlaşma ile Azerbaycan ile Nahçıvan Özerk Bölgesi arasında, Ermenistan topraklarından geçen doğrudan bir kara yolu bağlantısı kuruluyor. Söz konusu yol, Erivan’ın egemenliği altında kalacak ancak bu hat sayesinde İran devre dışı bırakılacak ve ABD, Güney Kafkasya’da kalıcı bir nüfuz alanı elde etmiş olacak.Trump yönetimi bu projeyi, “Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Yolu (TRIPP)” olarak adlandırıyor ve 99 yıllık bir ayrıcalık kazanmış durumda.
Bu Türk yazara göre bu gelişme, İran’ın bölgedeki konumunu zayıflatıyor. Ancak bu tür analizlerin, İran’ın son bir yıl içinde yaşadığı zorlukları ve Siyonist rejimin İran’a karşı başlattığı saldırılara dayanarak, İran’ın bölgesel pozisyonunu küçümsemeye yönelik bir algı çalışması olduğu anlaşılıyor.
Ayrıca Trump’ın söz konusu barış hamlesi de seçim kampanyasına hizmet eden bir propaganda olup, onun “küresel barış mimarı” olduğu algısını yaratmaya yönelik ve Nobel Barış Ödülü alma hayaline dayalıdır. Ancak bu iddia, Trump’ın savaşçı geçmişi nedeniyle temelsizdir.
Bu İddiaların Gerçeklikten Uzak Olduğunu Gösteren Noktalar
1. Bu Koridorun Gerçekleşmesi Çok Zor
Öncelikle, bu “koridor”un hayata geçirilmesi birçok zorluk ve krizle karşı karşıyadır.
Hatta bu güzergâhın ismi konusunda bile Erivan ve Bakü arasında anlaşmazlık bulunmaktadır.
Çin’de düzenlenen Shanghai Plus zirvesi sırasında, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, bu yol için “Zengezur Koridoru” ifadesini kullandı. Ancak Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, buna sert tepki gösterdi ve şu ifadeyi kullandı: “Azerbaycan Cumhurbaşkanının kullandığı kelimeler, Washington’da varılan mutabakat bağlamında bizim tarafımızdan kabul edilemez.”
Bu durum, ismi dahi kesinleşmemiş bir yolun inşasının ne kadar zorlu ve zaman alıcı olacağını göstermektedir.
2. Ermenistan’ın İran’a Güvence Vermesi
İkinci olarak, Ermeni yetkililer, İranlı muhataplarıyla yaptıkları görüşmelerde, bu projenin İran ile Ermenistan arasındaki ekonomik, ticari ve ulaşım ilişkilerini etkilemeyeceğini defalarca vurgulamışlardır.
Paşinyan, şu açıklamayı yapmıştır:“Bu proje sayesinde Ermenistan, İran ile demiryolu bağlantısı kuracaktır ki bu bizim için çok önemlidir.”İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan da, Paşinyan ile yaptığı telefon görüşmesinde, bu projede ABD'nin müdahil olması konusunda dikkatli olunması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: “ABD, bu yatırımın arkasında barış ve kalkınma bahanesiyle emperyalist hedefler taşıyor olabilir. Bu yol, gerçekten barış ve kalkınma yolu olmalı, dış güçlerin nüfuz aracı olmamalıdır.”
Erivan’dan İran’a Açık Mesaj: Stratejik Ortaklık
Paşinyan, İran’ın Ermenistan’ın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine verdiği desteği değerli bulduklarını belirtti ve şu ifadeleri kullandı:“Biz İran’ın dost ve komşu bir ülke olarak çıkar ve hassasiyetlerini tam anlamıyla dikkate almadan hiçbir anlaşmaya imza atmayız.”Ermenistan Başbakanı ayrıca İran ile olan ilişkilerini “stratejik ortaklık” düzeyinde gördüklerini belirterek şunları ekledi:“Tüm önemli kararlar ve adımlar, İran’la istişare ve koordinasyon içinde atılacaktır. Şeffaflık ve dürüstlük, bu ilişkilerin temel ilkeleri olarak kalacaktır.”
Sonuç: İran’ın Konumu Zayıflamıyor, Stratejik İşbirliği Sürüyor
Bu gelişmelere bakıldığında, İran’ın Güney Kafkasya’daki konumunun zayıfladığı yönündeki iddialar dayanaksız ve abartılıdır.
Tersine, İran-Ermenistan ilişkileri güçlü şekilde devam etmekte, her iki taraf da dış güçlerin bölgeye müdahalesine karşı ortak bir hassasiyet sergilemektedir.
Bu bağlamda, ABD’nin ya da Trump’ın hayal ettiği türden bir koridorun, ne jeopolitik gerçeklikte ne de pratikte kolay kolay hayata geçmesi mümkün görünmemektedir.