Tahran: Arap Birliği’nin İran Adaları Hakkındaki Her Türlü İddiası Dayanaksız ve Geçersizdir
Parstoday - İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Arap Birliği Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısının sonuç bildirisinde İran’a yönelik ileri sürülen iddiaları ve suçlamaları reddetti ve bu konuyla ilgili tepki gösterdi.
Parstoday’in İRİB haber ajansı’ndan aktardığına göre, İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Salı günü yaptığı açıklamada; Arap Birliği Dışişleri Bakanları Konseyi’nin sonuç bildirisinde İran’a karşı ileri sürülen haksız ve asılsız iddiaları tamamen reddettiğini belirtti. Bakanlık, Arap Birliği üyesi ülkelerin dikkatini, Siyonist rejimin yayılmacılığına ve saldırılarına karşı İslami-Arap birliğinin önemine çekti ve bölge ile İslam dünyasının esas meselesi olan işgal altındaki Filistin’de devam eden soykırımın üzerinin bölgesel ve küresel dikkatlerden saptırılmasını sağlayacak her türlü tutum ve söylemden kaçınılması gerektiğini vurguladı.
İran Dışişleri Bakanlığı, İran’ın ayrılmaz bir parçası olan Bumusa, Büyük Tonb ve Küçük Tonb adaları üzerindeki tartışmasız egemenliğini bir kez daha vurguladı. İran’a yönelik toprak iddialarını kınayarak, benzer bildirilerde tekrarlanan asılsız iddiaların bu adaların coğrafi, tarihi ve hukuki gerçeklerinde hiçbir değişikliğe yol açmayacağını ifade etti. Üç İran adasında gerçekleştirilen tüm eylemlerin ve alınan tedbirlerin, İran’ın bu adaların güvenliğini sağlamak ve ulusal çıkarlarını korumak için egemenlik haklarını uygulama amacı taşıdığı belirtildi.
İran Dışişleri Bakanlığı, İran’dan Yemen’e askeri sevkiyat yapıldığı ve Yemen işlerine müdahale edildiği yönündeki asılsız suçlamaları reddetti. Siyonist rejimin, ABD’nin kapsamlı desteğiyle işgal altındaki Filistin’de soykırım, Suriye ve Lübnan’da saldırılar ve Yemen’e yönelik tekrarlayan terör saldırılarına devam ettiği bir ortamda, bu rejimin uydurduğu sahte iddiaların İslam ümmetinin menfaatlerine hiçbir fayda sağlamayacağına dikkat çekti.
İran İslam Cumhuriyeti, iyi komşuluk ilkelerine, egemenliğe saygı ve ülkelerin iç işlerine karışmama politikalarına bağlılığını hatırlatarak, bölge ülkeleri arasındaki birlik ve koordinasyonun güçlendirilmesi ile ayrılıkçı tutumlardan kaçınılmasının gerekliliğine vurgu yaptı. İran, Fars Körfezi ve bölge sularında deniz güvenliğini sağlayan en etkili ülke olup, Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilerin zarar görmeden geçişini her zaman garanti ettiğini belirtti.
Açıklamada ayrıca, İran İslam Cumhuriyeti’nin ulusal çıkarlarını ve toprak egemenliğini koruma çerçevesinde stratejik Hürmüz Boğazı giriş ve çıkışlarını tam ve sorumlu şekilde denetlediği, İran’ın ulusal egemenliğine yönelik her türlü saldırıyı engellediği ve uluslararası hukuk çerçevesinde Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin özgürlüğünü sağlamak için hiçbir adımı esirgemediği ifade edildi.
İran, Batı Asya, Fars Körfezi ve Umman Denizi’nde kalıcı güvenlik ve istikrarın bölgesel mekanizmalar ve bölgedeki tüm ülkelerin katılımıyla, bölge dışı istikrar bozucu aktörlerin müdahalesi olmadan sağlanması gerektiğini hatırlatarak, bu hedef doğrultusunda bölge ülkeleri arasındaki etkileşimin güçlendirilmesine önem verdiğini bildirdi. Ayrıca, Arap Birliği ülkelerinin Gazze’de devam eden Siyonist rejimin soykırımını ve bu işgal rejiminin mazlum Filistin halkına yönelik suçlarını kınama tutumunu memnuniyetle karşıladığını ve bu rejimle her türlü siyasi, diplomatik ve ekonomik ilişkinin derhal ve etkili biçimde kesilmesi gerektiğini vurguladı.
İran Dışişleri Bakanlığı, 1974 yılından beri Batı Asya bölgesini kitlesel imha silahlarından arındırma girişimlerinin öncüsü olarak, Arap Birliği’nin Siyonist rejimin nükleer silah tehdidine ilişkin bildirisine destek verdiğini, bölge ülkelerinin Siyonist rejimin kitlesel imha silahlarının gerçek ve acil tehdidine daha fazla dikkat çekmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca, nükleer silahlardan arındırılmış bir bölgenin gerçekleşmesi için bölge ülkelerinin kolektif çabalarının, özellikle bu işgal rejiminin destekçilerini etkili önlemler almaya zorlayarak bölgeyi ve dünyayı bu soykırımcı ve yayılmacı rejimin kitlesel imha silahlarından kurtarması gerektiği vurgulandı.