Siyonist Rejimin İran’a Saldırısında Şehit Olanlar | Bir Babanın Fedakârlık Hikâyesi
Pars Today – Her zaman başkalarına yardım etmeye ve halka hizmet etmeye öncülük eden bir adam, bu kez şehadete yürüdü. 2 Temmuz Pazartesi günü Velenk Meydanı’na düzenlenen füze saldırısı, onun dünyevi hayatının son noktası oldu.
Düşman saldırılarının şehrin huzurunu hedef aldığı günlerde, Alireza Abbaspour, İran Emniyet Teşkilatı Eğitim Birimi çalışanı olarak önce ailesini güvenli bir yere götürdü. Kendi nöbeti olmamasına rağmen vedalaşarak gönüllü olarak iş yerine döndü. Pars Today'in Hamşehri Online'a dayandırdığı haberine göre, şehit Alireza Abbaspour’un eşi Meryem Necefi, kocasının son günlerini sakin ama keder dolu bir sesle şöyle anlatıyor:
“Alireza, Veleng Meydanı’ndaki Emniyet Eğitim Merkezinde çalışıyordu. Savaş başladığında ülkesine hizmet etme motivasyonu daha da artmıştı. Savaşın ilk gecesinde evdeydi. 7 yaşındaki kızımız Nefes, saldırı seslerinden çok korkmuştu ve sürekli babasının kucağındaydı. Alireza, Nefes’in ruh halini fark edince, o gece bizi Damaend’e, ailemin yanına götürdü. Yanımızda kalması için çok ısrar ettim ama kabul etmedi. ‘Gitmem gerek’ dedi.”
"Kian, benden sonra evin erkeği sensin"
“13 yaşındaki oğlum Kian, babasının o gece kendisine ‘Annen ve kız kardeşine iyi bak, benden sonra evin erkeği sensin’ dediğini söylüyor.”Alireza Abbaspour, Perşembe günü ailesini ziyaret etmek için Damaend’e gitmiş ve Cuma sabahı tekrar Tahran’a dönmüştü. Eşi şöyle devam ediyor:“2 Temmuz Pazartesi günü hiç nöbeti yoktu ama gönüllü olarak iş yerine gitti.
İş yerine saldırı haberini alınca hem telefonuna hem de iş yerine defalarca ulaştım ama kimse cevap vermedi. Saat öğleden sonra 4 civarı biri telefona cevap verdi. İçimde bir umut doğdu. Belki de Alireza arıyordu, diye düşündüm ama telefondaki başka biriydi. Alireza, hep arzuladığı gibi şehitlik mertebesine ulaşmıştı.”
Ailesi ve dostları için sevgi dolu bir insandı
Alireza, Emniyet’te çalışmadan önce serbest bir meslekte çalışıyordu. Kızları Nefes’in doğumundan sonra kamu hizmetine katılmaya karar verdi. Emniyet’e kabul edilmesi bir buçuk yıl sürdü ve 7 yıldır bu üniformayı gururla taşıyordu. Meryem Necefi şöyle diyor:“Evde ya da işte asla yorgunluktan şikayet etmezdi. Ailesi için durmadan çalışırdı. Aynı zamanda çevresindekilerin dertlerine de duyarsız değildi. Örneğin, bir arkadaşının çocuğu için nadir bulunan bir ilaç gerektiğinde, adeta bir kardeş gibi onun yanında olur, ilaç için elinden gelen her şeyi yapardı.”
10 Yıl Aşk, Şehadete Bir Adım Kala
Meryem Necefi, eşinin 10 yıl boyunca kesintisiz olarak Erbain yürüyüşlerine katıldığını da anlatıyor:“İmam Hüseyin’e (a.s) âşıktı. Abdolabad mahallesindeki gençlerle ‘Beynü’l-Harameyn’ adında bir heyet kurmuşlardı. Her hafta orada olurdu. Muharrem ve Safer aylarında sadece bir heyetle yetinmez, geceleri saat 2’ye kadar çeşitli anma programlarına katılırdı. Son 10 yıldır bu arkadaş grubuyla Erbain yürüyüşlerine katılırdı. Her zaman büyük bir bayrak taşırdı, bu bayrak onun İmam Hüseyin (a.s) ve Hz. Abbas’a (a.s) olan sevgisinin sembolüydü. Bu yıl da aynı aşk onu şehadetin kollarına götürdü.”