İsfahan’ın Yeni Culfa Mahallesi: Kültürel Etkileşim, Dini Hoşgörü ve Sanatın Görkemi
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i282906-İsfahan’ın_yeni_culfa_mahallesi_kültürel_etkileşim_dini_hoşgörü_ve_sanatın_görkemi
Parstoday – Yeni Colfa, İran’ın İsfahan kentinde, Safevîler döneminde Zayende Rud Nehri'nin güney kıyısında kurulan, köklü bir Ermeni yerleşim mahallesidir. Yüzyılda kurulan Yeni Culfa, kültürel alışverişin, dini hoşgörünün ve sanatsal ihtişamın yaşayan bir simgesi olarak kabul edilir.
(last modified 2026-02-19T04:13:16+00:00 )
Eylül 18, 2025 06:44 Europe/Istanbul
  • İsfahan’ın Yeni Culfa Mahallesi: Kültürel Etkileşim, Dini Hoşgörü ve Sanatın Görkemi

Parstoday – Yeni Colfa, İran’ın İsfahan kentinde, Safevîler döneminde Zayende Rud Nehri'nin güney kıyısında kurulan, köklü bir Ermeni yerleşim mahallesidir. Yüzyılda kurulan Yeni Culfa, kültürel alışverişin, dini hoşgörünün ve sanatsal ihtişamın yaşayan bir simgesi olarak kabul edilir.

Parstoday’in Press TV kaynaklı haberine göre; dar sokakları, tuğladan yapılmış evleri, oymalı ahşap balkonları ve huzurlu avlularıyla bu mahalle, şehrin içinde adeta ayrı bir dünya sunar.

Bu mahalle, bir zorunlu göç hikâyesinden doğmuş, ancak erken modern çağın en parlak kültürel etkileşim ve küresel ticaret örneklerinden biri haline gelmiştir. Yeni Colfa’nın hikâyesi, 1606 yılında Şah Abbas’ın binlerce Ermeni ailesini Aras Nehri kıyısındaki eski Colfa’dan, yeni başkent İsfahan’a taşımasıyla başlar. Bu hareket her ne kadar sürgün gibi görünse de, hem Osmanlı’nın yayılmacılığına karşı bir koruma stratejisi, hem de Safevî devletinin ekonomik çıkarlarını güçlendirmeye yönelik bir adımdı.

Ermeniler; tüccar, zanaatkâr ve diplomatik yetenekleriyle tanınırlardı. Zayende Rud’un güneyine yerleştirilmeleriyle Safevîler, Amsterdam’dan Kalküta’ya, Manila’dan Venedik’e uzanan ticaret ağlarına doğrudan erişim kazandı. Özellikle ipek ticaretinde kilit rol oynayan Ermeniler, İran ile Avrupa arasında Osmanlı’ya ihtiyaç duymadan bir köprü kurdular.

Yeni Colfa kısa sürede Asya’nın en önemli ticaret merkezlerinden biri haline geldi. Ermenilerin rolü sadece ticaretle sınırlı kalmadı; aynı zamanda Safevî şahının yabancı saraylardaki temsilcileri oldular ve kültürel-politik etkileşimlerde aracılık ettiler. Ticaretin getirdiği zenginlik; bahçeli konaklarda, el yazması kitaplarla dolu kütüphanelerde ve görkemli kiliselerde kendini gösterdi.

Mahallenin en tanınmış yapısı, 17. yüzyıl ortalarında inşa edilen Vank Kilisesi’dir. Bu kilise, Ermeni mimarisiyle Safevî tarzının bir birleşimidir; dışı sade olsa da, içi hem Kutsal Kitap’tan sahnelerle dolu freskler, hem de İran minyatürlerine özgü resimlerle süslenmiştir.

Vank Kilisesi Müzesi’nde; el yazmaları, dini kadehler, rahip kıyafetleri ve tarihi belgelerden oluşan değerli bir koleksiyon yer almaktadır. Ayrıca İran’a getirilen en eski matbaa makinelerinden biri olan ve 1636 yılında Yeni Colfa’ya taşınan matbaa da bu müzede sergilenmektedir. 1970’lerde kilise bahçesine inşa edilen Ermeni Soykırımı Anıtı, 1915 Osmanlı katliamlarının kurbanlarını anmak için yapılmıştır.

Vank Kilisesi dışında, Yeni Colfa’da 12’den fazla kilise daha inşa edilmiştir. Her biri kendine özgü hatıraları ve sanatsal özellikleriyle dikkat çeker. Bunlar arasında, Meryem Ana Kilisesi’ndeki zarif resimler ve Bethlehem Kilisesi’nde yer alan 72 muhteşem duvar resmi özellikle öne çıkar.

O dönemde, Ermenilere tanınan dini özgürlük, benzerlerine kıyasla olağanüstüydü. Müslüman bir ülkede yaşamalarına rağmen dinlerini özgürce yaşayabiliyor ve dini kurumlarını sürdürebiliyorlardı. İsfahanlı Müslümanlarla olan barışçıl birliktelik, sadece o günlere özgü değil; bugün de sürmektedir.

İsfahan’daki Müslümanlar için Yeni Colfa, şehirlerinin medeniyetlerin buluşma noktası olduğunu hatırlatan bir simgedir. Ezân sesleriyle kilise çanlarının yan yana duyulduğu bir yerdir burası.yüzyılda pek çok Ermeni göç etmiş olsa da, Yeni Colfa hâlâ Batı Asya’daki en canlı Ermeni kültür merkezlerinden biridir. Bugün bu mahalle, restore edilmiş tarihi evlerde açılan kafe ve restoranlarıyla tanınır. Arnavut kaldırımlı sokaklar, Ermeni kahvesi kokan kafelere ve gümüş haçlar, halılar ve sanat eserleri satan dükkânlara açılır.

Bu mekânlar, hem turistler hem de yerel halk için çekici olup, tarihi mimari ile modern sosyal yaşamı bir arada sunar. Müslümanlar ve Ermeniler hâlâ birlikte yaşamlarını sürdürmekte; Ermeniler okullarını, kütüphanelerini ve kültürel derneklerini korumaktadır. Noel ve Paskalya gibi bayramlar coşkuyla kutlanmakta ve Müslümanlar da bu kutlamalara dayanışma ruhuyla katılmaktadır.

Ticaret tarihi, kiliseler, müzeler ve gündelik yaşam, Yeni Culfa’nın bize şunu gösteriyor: İnsanlar, kendi kimliklerini koruyarak birlikte yaşayabilir ve gelişebilirler. Bu miras hâlâ yaşıyor.