Avrupa Neden İran’a Karşı Hatalı Politikalarını Israrla Sürdürüyor?
Parstoday – İran ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) arasında iş birliğinin yeniden başlamasına dair yeni bir anlaşmaya rağmen, Avrupa üçlüsü (Almanya, İngiltere ve Fransa) hâlâ İran’a karşı baskıcı ve düşmanca politikaları sürdürmekte kararlı görünüyor.
İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami, Viyana ziyareti ve UAEA’nın 69. Genel Konferansı’ndaki konuşmasının sonunda yaptığı açıklamada, İran ile Ajans arasında imzalanan anlaşmaya değinerek şunları söyledi: “Daha önce Avrupa ülkeleri, İran’ın Ajans ile iş birliğini temel bir şart olarak sunuyordu. Ancak bu anlaşmanın Dışişleri Bakanımız ile UAEA Genel Direktörü arasında imzalandığı andan itibaren, Avrupa tarafının tavırları daha da sertleşti.”
Bu bağlamda, Almanya Dışişleri Bakanlığı çarşamba günü yaptığı açıklamada, Almanya, İngiltere ve Fransa dışişleri bakanlarının, AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi ile birlikte İran Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Irakçi ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini ve bu görüşmede nükleer anlaşma (KOEP) ve 2231 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararı üzerine görüş alışverişinde bulunduklarını duyurdu.
Açıklamaya göre, Avrupa tarafları İran’ın 2231 sayılı kararla ilgili bazı yükümlülükleri hâlâ yerine getirmediğini belirtti. Ayrıca yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarının durumu, hassas nükleer tesislerin denetlenmesi ve müzakerelere geri dönülmesi çağrısında bulundular. Üç Avrupa ülkesi, İran’a yönelik yeni yaptırımların uygulanmasını ilerletme konusundaki kararlılıklarını da vurguladılar.
Peki, Avrupa neden aynı hataları tekrar ediyor?
Avrupa ülkelerinin İran’a yönelik bu yaklaşımının önceden belirlenmiş bir stratejik çerçeve doğrultusunda şekillendiği görülüyor. Yani, Avrupa genel olarak ABD ve Siyonist rejimle (İsrail) uyum içinde, İran’a karşı çok yönlü ve kapsamlı baskı politikalarını yürütmekte. Bu yüzden, İran’ın UAEA ile iş birliği gibi olumlu adımları bile baskının azalmasına neden olmuyor.
İran, diplomasiyi öncelik olarak vurgulamakta ve Ajans ile yaptığı yeni anlaşmayla iyi niyetini açıkça ortaya koymuştur. Ancak buna rağmen Avrupa'nın İran’a yönelik söylemleri ve tutumu daha da sertleşmiştir.
Avrupa’nın bu tutumunun bir başka nedeni, KOEP’in (nükleer anlaşmanın) zaman sınırının yaklaşmasıdır. Bu ülkeler, bu süreci İran’a baskı kurmak için fırsat olarak görmekte ve "snapback" (otomatik yaptırımların geri dönmesi) mekanizmasını bir tehdit unsuru olarak masaya koyarak daha fazla taviz koparmayı amaçlamaktadırlar.
Siyonist lobilerle uyum arayışı
Bunun yanı sıra, Avrupa ülkeleri bir yandan bağımsız bir Filistin devletini desteklediklerini iddia ederken, diğer yandan İran’a yönelik baskılarını artırarak İsrail rejimi ve Yahudi lobilerinin desteğini kazanmaya çalışmaktadır. Bu çelişkili tutum, Avrupa’nın dış politikasındaki çıkarlara dayalı ikiyüzlülüğü ortaya koymaktadır.
Ayrıca, Donald Trump’ın ABD’de yeniden iktidara gelmesiyle, Avrupa ülkeleri hem Trump yönetiminin Avrupa’ya yönelik sert tutumundan etkilenmekte, hem de küresel meselelerdeki etkilerini kaybetmekten endişe duymaktadır. Bu nedenle, ABD ile aralarındaki çatlağı kapatmak ve küresel siyasette etkin kalmak için, İran meselesinde Washington ile aynı çizgide hareket etmeyi tercih etmektedirler.
Bu hatalı politikaların sonuçları ne olacak?
En önemli sonuç, İran ile Avrupa arasındaki güvenin tamamen yok olmasıdır. İran, Avrupa tarafının sözlerine değil, fiili tutumuna bakmakta ve sözlerin eylemlerle çeliştiğini görmekte.Bir diğer ciddi sonuç ise, diplomasinin uluslararası düzeyde zayıflamasıdır. Ülkeler, uluslararası ilişkilerde esas olanın güç ve zorbalık olduğu kanaatine varacak ve bu da özellikle askeri gücün artırılmasına yönelik bir eğilimi tetikleyecektir.