Amerika ile Müzakere Neden Faydasızdır?
Parstoday – İran İslam Cumhuriyeti yetkilileri, Amerika ile müzakerelerin sonuçsuz kalmasının çeşitli nedenlerini sürekli dile getirmiştir. Bu nedenler; tarihsel deneyimler, ideolojik yaklaşımlar ve Amerikan tarafının davranış analizlerine dayanmaktadır.
İranlı yetkililere göre, Amerika her zaman müzakerelere baskıcı ve hegemonik bir tutumla yaklaşmakta, adil bir anlaşma peşinde değil, kendi isteklerini dayatmaya çalışmaktadır. Bu yaklaşım, İslam Devrimi'nin temel ilkelerinden olan bağımsızlık ve zulme karşı duruş ile çelişmektedir.
Nükleer Anlaşma (KOEP) Sürecinde Edinilen Tecrübeler
Özellikle nükleer anlaşma (KOEP - JCPOA) süreci, Amerika ile müzakerenin ekonomik sorunları çözmek yerine, Washington’un bu durumu İran’a daha fazla baskı uygulamak için bir fırsat olarak gördüğünü açıkça ortaya koymuştur. İranlı yetkililer, ABD'nin bu süreçte, taviz vermeden taviz almaya çalıştığını ve müzakereyi sadece bir baskı aracı olarak kullandığını ifade etmektedir. Bu tür bir müzakere yalnızca sonuçsuz değil, aynı zamanda zararlıdır.
Amerika’nın Sözünü Tutmaması ve Hukuku Kötüye Kullanması
Amerikalılar, müzakere süreci boyunca ve sonrasında, İran’a karşı yeni yaptırımlar uygulamış; böylece uluslararası anlaşmaları ve diplomatik alanı kötüye kullanmıştır. 2018 yılında ABD, JCPOA’dan resmen çekilmiş olmasına rağmen, BM Güvenlik Konseyi’nin 2231 sayılı kararına dayanarak "snapback" (mekanizması) yaptırımlarını geri getirmeye çalışmıştır.
Ayrıca, ABD tarafı müzakereler sırasında tansiyonu düşürmek yerine İranlı kurum ve bireylere karşı yeni yaptırımlar uygulamıştır. Bu da İran tarafında ciddi bir güvensizlik yaratmış ve görüşmeleri çıkmaza sokmuştur.
İran, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile çeşitli şeffaflık anlaşmaları yapmasına rağmen, ABD ve müttefikleri bunları dikkate almamış ve "snapback" mekanizmasını harekete geçirmiştir. İranlı yetkililer bu tutumu, “sahte diplomasi” ve “uluslararası hukukun istismarı” olarak değerlendirmektedir.
Düşmanca Tutumlar ve Çift Standart
ABD’nin İran karşıtı düşmanca yaklaşımı, müzakerelerle azalmamış, aksine daha fazla yaptırım ve ekonomik kısıtlama politikalarıyla sürdürülmüştür. Bu durum, İran’ın JCPOA kapsamındaki tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen, ABD'nin kendi taahhütlerine uymadığı bir gerçekliği ortaya koymuştur.
ABD’nin İran’la doğrudan olmayan müzakerelerindeki çifte standardı da devam etmiştir. Beyaz Saray yetkilileri, 12 günlük İran-İsrail savaşında İsrail’in saldırılarına destek vermiş, İran’ın barışçıl nükleer tesislerine yönelik bombardımanlara katılmıştır. Bu tür saldırılar İranlı yetkililere göre, yasa dışı askeri saldırılara aktif katılım ve uluslararası hukukun açık ihlalidir.
Ayetullah Hamenei'nin Görüşü
İslam Devrimi Rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamenei, İran milletinin uranyum zenginleştirme gibi yararlı bir teknolojiden tehdit ve baskı karşısında vazgeçmemesinin nedenini açıklarken şöyle demiştir:“Amerika’nın sonucunu önceden belirleyip dayattığı bir müzakere faydasız ve zararlıdır. Çünkü böyle bir müzakere, düşmanı daha fazla taviz almak için cesaretlendirir ve bizim hiçbir sorunumuzu çözmez. Bu tür müzakereleri hiçbir onurlu millet ya da akıllı bir siyasetçi kabul etmez.”
Sonuç
İran İslam Cumhuriyeti yetkililerine göre, Amerika ile müzakere yalnızca sonuçsuz değil, aynı zamanda zararlıdır. Bu görüşün temel dayanakları şunlardır:
Amerika'nın sürekli taahhütlerini ihlal etmesi
Müzakereleri baskı aracı olarak kullanması
Siyonist rejimin saldırılarına destek olması
Amerika'nın yapısal olarak güvenilmez bir müzakere ortağı olması
Bu nedenlerle, İranlı yetkililer Amerika ile müzakereye karşı temkinli, hatta olumsuz bir duruş sergilemektedir.