İsrail Rejiminin İran’a Saldırısında Şehitler | Babasının İlk Bakışını Göremeyen Bir Şehidin Hikayesi
Parstoday – İlk çocuğunun doğmasına az kalmıştı. Baba olmaya hazırlanıyordu ama İsrail’in kötü niyeti hayatlarını değiştirecekti.
Hüseyin Kerimi, 26 yaşında, büyük bir kalple ve sevgi dolu ellerle yıllardır Rey şehrinde gençlerin eğitiminden sorumlu, bir cihat grubunu yöneten ve durmaksızın yoksullara hizmet eden bir babaydı. Hayatının özel bir döneminde, baba olmanın mutluluğunu tüm kalbiyle hissederken, idealleri uğruna tüm isteklerinden vazgeçti, sevdiklerini Allah’a emanet etti ve şehitlik yolunda can verdi. Parstoday’in Hemşehri Online’dan aktardığına göre, şehit Hüseyin Kerimi’nin eşi Zeyneb Ali Ekber, şu anda hamileliğinin yedinci ayında ve babasız kalmanın zorluklarına rağmen hüzünlü ama inançları uğruna güçlü ve kararlı duruyor.
23 yaşındaki bu genç kadın, şehidin kalbinin çocukluğundan beri dini toplantılar ve hizmetlerle bağlı olduğunu belirterek hayat hikayesini şöyle anlatıyor: "Gençliğimden beri Ekberiye eğitim grubunda aktifti ve gençlerin eğitiminden sorumluydu. Meşhed ve Kerbela kampları, dini sohbetler ve sonra cihat kampları hayatının bir parçası olmuştu; evlenmemizin kıvılcımı bile bu toplantılarda çakmıştı. Ben Ali Ekber toplantılarına katılıyordum ve eşimin bir arkadaşının eşi tarafından tanıştırıldım. Hüseyin 6 yıl önce ailesiyle birlikte evlenme teklifine geldi."
Oğlum ve benim için kampa gitmedi
Şehidin eşi, Hüseyin’in 2020 yılından beri cihat kamplarını organize ettiğini söylüyor: "Nevruz tatilinde eğlence ve seyahat yerine, Kermanşah, Lorestan, Sistan ve Beluçistan gibi yoksul köylere yardım ve altyapı işleri için gidiyordu. Genellikle kamptan 2 ay önce birlikte araştırma, inceleme ve finansal hazırlık yapardık ama o tek başına katılırdı. Sadece 2022 Nevruz kampına ben de katıldım. 3 gün 3 gece yol gittik ve Abkuhi köyüne ulaştık. Erkekler 10 gün altyapı çalışması yaptı, biz kadınlar kültürel ve destek paketlerini ailelere dağıttık."
Zeyneb Ali Ekber, bu yıl eşinin neden kampa gitmediğini şöyle anlatıyor: "Bu yıl ben hamileyken, Hüseyin her zamanki gibi kampların tüm hazırlığını yaptı ve kusursuz gerçekleşeceğine emin olduktan sonra son anda arkadaşlarına ‘Ben ve oğlum Muhammed Heyder’in yanında kalmam gerekiyor’ dedi. Ben istemeden, kendi kararıydı."
Son günlerde unutulmaz anlar
Hüseyin Kerimi ön lisans mezunu, 2 yıl da Muhafızlar Konseyi’nde çalışmıştı ama ilgisi nedeniyle Baskı Mücadele Birliği’nde hizmet etmeyi tercih etti ve 2021 yılının eylül ayından beri Baskı Mücadele Birliği’nin koruma bölümünde çalışıyordu. Şehidin eşi, İsrail rejiminin saldırı günlerini şöyle anlatıyor: "Ağdır tatilinde annemle kuzeye gitmiştik, bu yüzden saldırının ilk gecesi Tahran’da değildik. Hüseyin hemen işe döndü, ben annemle kuzeyde kaldım ama 2 gün sonra bizi bulup birlikte döndük. Şehit olmadan önceki gece annemin evindeydik, sıcak yüzünden hiç iyi uyuyamadı. Pazartesi sabahı yeni giysilerle, parfümlü, neşeli vedalaşıp gitti. Telefonumdaki adı ‘Henas’ yani Kürtçe’de ‘Nefes’ ve ‘Can dostu’ olan son mesajı ‘Ben iyiyim, siz nasılsınız?’ oldu. Cevap verdim ama geri dönüş olmadı. Öğleye doğru İsrail, Deylaman Devrim Muhafızları'na saldırdı. Baskı Mücadele Birliği’nin de saldırıya uğrayacağını tahmin ettim. Kalbim buruktu. Sonra öğrendim ki Baskı Mücadele Birliği de saldırıya uğramış ve saatlerce haber alınamayan Hüseyin’in cesedi enkaz altından bir gün sonra çıkarılmış."