Siyonist Rejimin İran’a Saldırısında Şehitler | Bir “Hagonnas” Defteri; Şehit Şa'bâni’nin Ahlaki Mirası
Parstoday – İktidâr Şehidi Mehdi Şa'bâni, hayatının son günlerinde, şehadetinden on gün önce kendisinin bir görüntüsünü çekmiş ve kendisine “şehit” diye hitap etmişti.
Sadece 24 yaşındaydı, ama hayatı anlatılmaya değerdi; İmam Reza’nın (as) türbesine hizmetten coşkulu Arbain yürüyüşlerine kadar. İktidâr Şehidi Mehdi Şa'bâni Kur’an hafızıydı, başkalarının haklarına (hagonnas) karşı son derece hassas ve ahlâkı ile tevazusu herkes tarafından övülüyordu. Parstoday’in Hamşahri Online’dan aktardığına göre, Şa'bâni 24 yaşındaydı ama hayatı anlatılmaya değerdi; İmam Reza’nın (as) türbesine hizmetten Arbain’in coşkulu yürüyüşlerine kadar. O Kur’an’ı ezberlemişti, başkalarının haklarına çok önem veriyordu ve ahlâkı, tevazusu herkesin dilindeydi. Hayatının son günlerinde, şehadetinden on gün önce kendisinin bir videosunu çekmiş ve kendisine “şehit” demişti; sanki kalben bu kadere yakın olduğunu hissetmiş ve ona hazırlanıyordu.
Harem Hizmetçisi
Mehdi’nin İmam Rıza’ya (as) olan sevgisi o kadar derindi ki her iki ayda bir babası Mohsen Şa'bâni ile birlikte Meşhed’e gidiyorlardı. İkisi de İmam Reza (as) türbesindeki çayhanede nöbet tutuyor ve ziyaretçilere hizmet ediyorlardı. Mehdi çayı sakin ve örnek bir dikkatle dolduruyordu. Bu hizmeti basit görmüyor; uzaklardan ve yakınlardan gelen ziyaretçilere saygı ve sevgisini gösterme fırsatı olarak değerlendiriyordu. Şehidin annesi Nahid Keremi, Mehdi’nin ahlâkî özellikleri hakkında şöyle diyor: “Mehdi çocukluğundan beri namaz kılardı. Ramazan’a iki ay kala oruca başlardı. Huşu ile ibadet eder; özellikle Komeyl duasını severdi ve perşembeleri birlikte şehrin şehitlerinin bulunduğu mezarlığı ziyarete giderdik (Do Kuhe şehitleri).”
Bir Hayatın Dersleri
Mehdi, Kur’an’ı ezberlemiş bir hafızdı ve birçok talebe yetiştirmişti. Şehidin annesi şöyle anlatıyor: “Tüm erdemleri Kur’an’dan almıştı; onda gördüğüm her iyi özellik Kur’an’ın öğretilerinin davranışında tecelli etmiş haliydi.” Mehdi bir defasında Kur'an fuarında kız kardeşi Fateme’yi arayıp sormuş: “Senin için Kur’an alayım mı?” Kız kardeşi şakayla cevaplamış: “Düğününde ver bana.” O Kur’an şimdi fotoğraf çerçevesinin yanında duruyor. Şehidin kız kardeşi Fateme Şa'bâni anlatıyor: “Mehdi’nin şehadetinden sonra onun çekmecesinde küçük bir defter buldum; Mehdi bütün borçlarını dikkatle ve titizlikle oraya yazmıştı. Başkalarının haklarına çok önem veriyordu. Hatta yazılarının arasında bir yerde, birisi hakkında arkasından konuştuğunu hissettiği bir noktada benden o kişiden helallik almamı istemişti.”
Aile için o defter sadece kişisel notlar değildi; sanki Mehdi sayfa sayfa ahlâk dersi veriyordu. Sırt çantasında son Meşhed ziyaretinden bir hatıra bulundu: kız kardeşi için aldığı türbenin küçük bir parfüm şişesi. Hüccetülislam Murtaza Muhammedi, şehidin arkadaşı ve mahalle arkadaşı, bir gün Mehdi’nin kasabadaki bir dükkanın çırağına, ev kirasını ödeyebilmesi için borç verdiğini anlatıyor. Mehdi ona demiş: “Eğer şehit olursam bu parayı devlete bağışla, onlar benim için namaz kılsınlar; eğer yaşarsam, ne zaman imkânın olursa geri verirsin.”
Son Veda
Hava ve Uzay Teşkilatı’na bağlı personel aynı zamanda sporcuydu; futbol, basketbol, tenis dallarında ve hatta cankurtaranlıkta yetkinlik sahibiydi. Ama spor becerilerinden daha çok cesareti, tevazusu ve öne çıkan ahlâkı akıllarda kaldı. Şehidin babası Mohsen Şa'bâni (güçlü Savunma Dönemi gazilerinden) diyor ki: “Mehdi’nin kırmızı çizgisi Rehber’di ve kendini Rehber’e adanmış sayardı.”
Saatini sabaha karşı 01:20’ye kurmuştu (Hacı Kasım’ın şehadet saatiyle aynı saat) ki her gece gece namazı için uyanabilsin. Bu saat, onun şehit komutanına olan bağlılığının sürekli bir hatırlatıcısıydı. Patlama anında, Hac Kasım’ın ona hediye ettiği yüzük parmağındaydı. İlginçtir ki olaydan önce izinliydi ama savaş haberini duyunca hiç tereddüt etmedi ve derhal görev yaptığı yere, Malard’a geri döndü.
Son görüşmede annesine demişti: “Eğer şehit olursam ağlama; düşmanı sevindiririz.” Annesi cevaplamış: “Eğer şehit olursan bizi şefaat et.” Şa'bâni, Mehdi’nin mezarının yanında bir defter bıraktı ki mezarına gelen herkes o deftere gönülden bir not yazabilsin. Şehidin babasına göre bu defter, Mehdi ile ona bağlı olanlar arasında basit ve doğrudan bir köprü kuruyor.