Batı neden bağımsız ülkelere karşı bilimsel apartheid uyguluyor?
Parstoday – 16 Aralık’ta Tahran’da düzenlenen “Üstün Üniversite, Araştırmada Adalet ve Teknoloji” başlıklı ulusal konferansta, Batı’nın bağımsız ülkelere karşı bilimsel apartheidten yararlandığı vurgulandı.
Parstoday’in haberine göre, dünyada apartheid farklı boyutlarıyla güç sahipleri tarafından daha zayıf gruplara karşı uygulanmaktadır ve bu durum bilim alanına da yayılmıştır. Bilimsel apartheid, hegemonik sistemlerin siyasi ve ekonomik güçlerini kullanarak ve bilimin alanına ilkesiz politikalar dayatarak, küresel toplumun bir bölümünü; yani bilime, bilgiye ve çeşitli alanlardaki teknolojiye erişim hakkından mahrum bırakmaya çalışmaları anlamına gelmektedir. Bu nedenle, insan toplulukları bilimsel ayrımcılık ve adaletsizlikle, başka bir ifadeyle bilimsel apartheidle karşı karşıyadır.
Bilimsel apartheid yeni bir olgu değildir; geçmişi vardır. ABD hükümeti geçmiş yıllarda İran üniversitelerinin öğrencilerini ve akademisyenlerini yaptırımlara tabi tutmuştur. Aynı zamanda son yıllarda, dünyadaki bilimsel dergilerin yöneticilerine İranlı yazarların makalelerini kabul etmemeleri yönünde benzeri görülmemiş baskılar ve kısıtlamalar uygulanmıştır. Siyonist rejim ile ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü 12 günlük dayatılmış savaşın ardından da bilimsel apartheid daha da yoğunlaşmıştır.
Bilimsel apartheidin uygulanması, UNESCO Ulusal Komisyonu’nun 10 Kasım’ı “Barış ve Kalkınma Hizmetindeki Bilim Dünya Günü” olarak ilan ettiği bir dönemde gerçekleşmektedir. Bu gün, bilimin yaygınlaştırılması, geliştirilmesi ve kamusallaştırılması ile onu barış gibi büyük bir insani idealin hizmetine sunma konusunda fikir alışverişi için bir fırsat olarak belirlenmiştir.
Gerçekte UNESCO’ya göre bilim; barış, kalkınma, insan mutluluğu ve onuru doğrultusunda ilerlemeli, ayrıca insanlığın acılarını ve sıkıntılarını azaltma yolunda kullanılmalıdır. Buna rağmen temel soru şudur: Batı neden bağımsız ülkelere karşı bilimsel apartheid uygulamakta ve bilimin insanlığın barış ve kalkınmasına hizmet etmesine izin vermemektedir?
Bu soruya yanıt olarak şunu belirtmek gerekir ki, bilim günümüzde bir güç kaynağıdır. Bilim alanında dünyada önde olan bir ülke, kalkınma ve ilerleme imkânına sahip olur ve küresel sistemde etkin bir rol oynayabilir. Bilime sahip olan bir ülke yaptırımlara daha az açık olur, uluslararası sistemde daha fazla bağımsızlık kazanır ve kendisine yönelik tehditler de azalır. Allame Tabatabai Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Seyyid Celal Dehgani Firuzabadi bu konuda şöyle diyor:“Mevcut dünya düzeni kesinlikle adil değildir; çünkü güç merkezli bir düzendir ve güç mücadelesindeki rakipler, başkalarının bilim ve teknolojiye erişmesine izin vermez. Bilim ve teknoloji her zaman ülkelerin gücünün temel unsurlarından biri olmuştur.”
Batı dünyası, bilimsel apartheid dâhil olmak üzere çeşitli yöntemlerle daha küçük ya da bağımsız ülkeleri baskı altına almaya ve onların gelişimini engellemeye çalışmaktadır. Batı’nın çıkarları bu şekilde temin edilmektedir. Öte yandan, yapay zekânın ortaya çıkışı ve günümüz dünyasında servet üretimindeki önemli rolü, bilimin küresel sistemdeki önemini bir kez daha göstermektedir. Analistler ve araştırmacılar, gelecekte küresel düzeydeki temel mücadelenin bilim mücadelesi olacağına ve bunun yapılandırılmış bir küresel sistem içinde gerçekleştiğine inanmaktadır.
Batı, bilimi ve bilimsel üstünlüğü ekonomik ve askerî tahakkümünün bir aracı olarak görmekte; bilimsel apartheid yoluyla bilimsel egemenlik ve tekel oluşturmayı hedeflemektedir. İran İslam Cumhuriyeti gibi bağımsızlığı politikalarının merkezine koyan ülkeler, bilimsel apartheidle diğer ülkelere kıyasla daha fazla karşı karşıya kalacaktır. Son olarak belirtmek gerekir ki, bilimsel apartheid ayrımcılık yasağı gibi değerlerle açıkça çelişmektedir; ancak Batı dünyası ve özellikle ABD bu ilkelere hiçbir şekilde bağlılık göstermemektedir.