El Cezire: 12 Günlük Savaşta Geleceğin Dengesi Tahran Lehine Değişti
Parstoday – El Cezire televizyonu yayımladığı analitik bir raporda İran ile Siyonist rejim arasındaki 12 günlük savaşı ele alarak, ilk şaşkınlık anlarına ve ABD’nin kapsamlı desteğine rağmen, gelecekteki caydırıcılık dengesinin İran lehine değişmekte olduğu sonucuna varmıştır.
Parstoday’in aktardığına göre El Cezire, İran’ın füze saldırılarının kapsamını ve Siyonist rejimin kırılganlıklarını ayrıntılandırdığı raporunda, ABD’nin savunma şemsiyesi olmaksızın yaşanacak olası bir gelecekteki çatışmada Tel Aviv’in yıkıcı kayıplarla karşılaşacağını vurgulamaktadır.
“Sadık Vaadi" 1 ve 2” operasyonlarının ayrıntıları ile Haziran 2025’teki 12 günlük savaşın zirve noktasını inceleyen bu rapor, doğrudan çatışmanın başlangıcını Siyonist rejimin İran’daki nükleer tesisler ve hava savunma merkezleri dâhil onlarca hedefe yönelik geniş çaplı saldırıları olarak tanımlamaktadır. Buna karşılık İran, 12 gün boyunca her gün onlarca mühimmat ve yüzlerce balistik füze fırlatarak tarihindeki en büyük ve en yoğun balistik füze saldırılarını gerçekleştirmiştir.
Saldırıların Hedefleri ve Sonuçları
El Cezire, iki tarafın saldırı hedeflerini askerî-güvenlik, ekonomik-altyapısal ve yerleşim alanları olmak üzere üç kategoride incelemiştir. Rapora göre İran füzeleri, “Rabin Kampı” (Siyonist rejim genelkurmayı), “Tel Nof” hava üssü, “Glilot” istihbarat merkezi, “Weizmann Bilim Enstitüsü” ve “Hayfa Rafinerisi” gibi hayati hedefleri vurmuş; bu saldırılar ağır mali ve operasyonel hasarlara yol açmıştır. Buna karşılık Siyonist rejimin saldırıları, askerî merkezlerin yanı sıra İran’daki hastaneleri ve yerleşim bölgelerini de kapsayarak yüzlerce sivilin hayatını kaybetmesine neden olmuştur.
İran’ın Füze Bileşimi ve ABD’nin Askerî Rolü
Raporda, İran’ın bu çatışmada ağırlıklı olarak daha eski nesil sıvı yakıtlı balistik füzeleri (örneğin “Gadir” ve “Emad” ailesi) kullandığı; daha gelişmiş katı yakıtlı stoklarının önemli bir bölümünü (örneğin “Hayberşekan” ve “Hac Kasım”) olası sonraki aşamalar için sakladığı belirtilmektedir. Bu durum, stratejik hesaplamalara ve caydırıcılık kapasitesinin korunmasına işaret etmektedir.
Buna karşılık, Siyonist rejimin füze savunma ağı ABD’nin eşi görülmemiş desteğiyle güçlendirilmiştir. Tahminlere göre, işgal altındaki toprakların korunması için 150’den fazlası “THAAD” ve yaklaşık 80’i “Standard-3” olmak üzere toplamda 230’dan fazla Amerikan anti-balistik önleme füzesi ateşlenmiştir. Ancak bu desteğe rağmen, İbranice kaynaklar İran tarafından fırlatılan yaklaşık 574 balistik füzenin yalnızca yaklaşık 200’ünün önlenebildiğini kabul etmiştir.
Gelecek Dengesi İran Lehine
El Cezire, tarafların maliyetlerini analiz ederek orta vadede caydırıcılık dengesinin İran lehine değiştiği sonucuna varmaktadır. Yeraltı altyapıları ve dağınık üretim kapasitesi sayesinde İran’ın gelişmiş füze stoklarını yeniden inşa etmesinin, Siyonist rejimin pahalı ve sınırlı Amerikan önleme füzesi stoklarını ikame etmesinden ve füze savunma kalkanını onarmasından daha hızlı ve düşük maliyetli olacağı belirtilmektedir. Raporda, ABD’nin kilit önleme füzelerinin operasyonel stoklarının ciddi biçimde azaldığı ve bunların yeniden inşasının yıllar alacağına dikkat çekilmektedir.
Sonuç olarak El Cezire’nin raporu, 12 günlük savaşın yalnızca İran’ın tüm savunma engellerine rağmen işgal altındaki toprakların derinliklerindeki stratejik hedefleri vurma kapasitesini sergilemekle kalmadığını, aynı zamanda Siyonist rejimin güvenliğinin ABD’nin doğrudan ve teknik desteğine mutlak bağımlılığını daha da açık biçimde ortaya koyduğunu vurgulamaktadır. Olası bir gelecekteki çatışma senaryosunda bu savunma şemsiyesinin zayıflaması ya da yokluğu, söz konusu rejim için hayal edilemeyecek sonuçlar doğurabilir.