İran’ın BM Temsilcisi, ABD’nin Yemen Hakkındaki İran Karşıtı ve Asılsız İddialarını Reddetti
Parstoday – İran’ın BM Elçisi ve Temsilcilik Yardımcısı “Gulamhüseyin Derzi”, BM Genel Sekreteri ve BM Güvenlik Konseyi dönem başkanına gönderdiği mektupta, ABD temsilcisinin konseyin Yemen konulu oturumunda İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı öne sürdüğü mesnetsiz iddiaları reddetti.
Parstoday’in IRNA’dan aktardığına göre, İran’ın BM temsilcisinin mektubunda şu ifadeler yer aldı: “ABD temsilcisi ve bazı Güvenlik Konseyi üyelerinin ‘Batı Asya’nın durumu’ gündemi başlığı altında İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı dile getirdiği, herhangi bir kanıttan yoksun asılsız suçlamaları kesin bir dille reddediyorum. Özellikle, ABD temsilcisinin İran’ın Yemen’deki istikrarsızlığın kaynağı olduğu veya İran’ın Sana’ya yönelik ticari uçuşlarının, BM Güvenlik Konseyi’nin 2216 sayılı (2015) kararnamesini ihlal ederek asker ya da askeri teçhizat nakli için kullanıldığı yönündeki iddiaları tamamen asılsız olup hiçbir geçerli kanıta dayanmamaktadır ve kesinlikle reddedilmektedir.
Bu tür uydurma iddialar, Amerika Birleşik Devletleri’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni yanıltmak, dikkatleri kendi yasa dışı eylemlerinden uzaklaştırmak ve Yemen ile tüm bölgedeki istikrarsızlaştırıcı eylemlerinin sorumluluğundan kaçmak için başvurduğu ikiyüzlü bir çabadır.
Birleşmiş Milletler üyesi bir ülke tarafından bu tür suçlamaların dile getirilmesi esef vericidir; hele ki bu suçlamalar, bizzat kendisi defalarca yasa dışı güç kullanımına başvuran ve bölgesel ile uluslararası barış ve güvenlik açısından vahim sonuçlar doğuran saldırgan eylemlerde bulunan bir ülke tarafından yapılıyorsa.
İran’ın Sana’ya yönelik son uçuşları insani nitelik taşımaktadır. Sana Uluslararası Havalimanı’na uygulanan uzun süreli kapatma ve ağır kısıtlamalar, beraberindeki abluka ile birlikte Yemen halkı üzerinde yıkıcı insani sonuçlar doğurmuştur.
2016 yılında düzenli ticari uçuşların askıya alınmasından bu yana, milyonlarca Yemenli; seyahat özgürlüğü ve yurt dışında hayati tıbbi tedavi görme dahil olmak üzere temel hizmetlere erişim, eğitim ve iş fırsatları, aile üyelerinin yeniden bir araya gelmesi ve insani yardımların alınması gibi en temel haklarından mahrum bırakılmıştır.
Yemen halkı, yakın bir on yılı aşkın süredir, çatışmanın yıkıcı sonuçlarına; özellikle de uzun süreli abluka ve hayati önem taşıyan sivil altyapı ile kamu hizmetleri üzerindeki ağır kısıtlamalara dayanıyor. Bu kısıtlamaların uygulanmasına, siyasi ve askeri düzeyde ABD’nin sağladığı destek sayesinde imkân verilmiştir.
Yemen’de bu durumun yol açtığı insani felaket, dünyanın en ağır krizlerinden biri olmaya devam ediyor. Bu krizde, uluslararası insancıl hukukun ciddi ihlalleri cezasız şekilde sürdürülüyor.
ABD, Yemen’de siyasi sürecin zayıflamasında doğrudan rol oynadı. ABD’nin Yemen’e yönelik Mart 2025’teki askeri eylemleri; Yemen’in egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal ediyor, Birleşmiş Milletler Şartı ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına aykırıydı ve Birleşmiş Milletler tarafından kolaylaştırılan siyasi sürecin önüne yeni engellerin çıkmasına katkıda bulundu.
Buna ek olarak, Amerika Birleşik Devletleri’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2722 (2024) sayılı kararının siyasi olarak kabul ettirilmesi için sarf ettiği çabalar ve ardından bu kararı, Yemen’e ve Yemen’in sivil altyapısına yönelik askeri eylemlerine bir bahane olarak seçici ve kötü niyetli bir şekilde yorumlayıp suistimal etmesi; Yemen’in egemenliğini ve toprak bütünlüğünü bir kez daha ihlal etmiş, bölgesel gerilimleri tırmandırmış ve siyasi bir çözümün elde edilmesi olasılığını zayıflatmıştır.
Bu nedenle, eylemleriyle barış ortamını defalarca baltalayan, Yemen’in egemenliğini ihlal eden ve Birleşmiş Milletler Şartı ile uluslararası hukuku açıkça çiğneyerek yasadışı güç kullanımına başvuran aynı rejimin, şimdi de İran’ı Yemen’de istikrarsızlık çıkarmakla suçlamaya çalışması oldukça düşündürücüdür.
Bu türden suçlamalar, gerçekleri çarpıtma ve saldırganlığın ve istikrarsızlığın gerçek faillerinin sorumluluğunu başkalarına yükleme çabasından başka bir şey değildir.
İran İslam Cumhuriyeti, Yemen’in egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne duyduğu saygıyı bir kez daha vurgulamaktadır. İran, bu çatışmaya yönelik pratik ve sürdürülebilir tek çözüm yolu olarak, Yemenlilerin liderliğinde, Yemenlilerin sahipliğinde ve Birleşmiş Milletler gözetiminde ilerleyecek barışçıl, kapsayıcı ve kapsamlı bir siyasi süreci desteklemeye devam edecektir./