Yorum | Minab Okulundan Kohstak Düğününe; Siviller Hala ABD Suçlarının Kurbanı
Pars Today – Salı akşamı, ABD ordusu İran'ın güneyindeki Sirik ilçesine bağlı Kohstak Limanı'nda bir düğün törenini hedef aldı. Düzinelerce insan şehit oldu ve yaralandı. Kurbanlar arasında kadınlar ve çocuklar da vardı.
Pars Today'e göre, dört yaşında bir çocuk da şehit oldu. Düğün töreni bir suç mahalline dönüştü. Bu sadece bir askeri saldırı değil. Bu sivillere karşı işlenmiş bir suç. Kohstak halkı savaş alanında değildi. Bir düğün töreni yapıyorlardı. Çocuklar aileleriyle birlikteydi. ABD, bu sivil topluluğa saldırdı. Amerikan bombaları, savaş alanında hiçbir rolü olmayan ailelerin arasına düştü.
Kohstak, daha önce Minab ve Lamerd'de görülen aynı yolun devamı niteliğinde. Minab'daki okul hedef alındı. Lamerd'deki spor salonu hedef alındı. Şimdi de Kohstak'taki düğün töreni hedef alındı. Tüm bu saldırıların ortak noktası açık: kurbanlar sıradan insanlar. Okulda olması gereken çocuklar. Bir arada olması gereken aileler. Bombaların enkazı altında ölmek yerine kutlama yapması gereken insanlar.
Bu suça karşılık olarak, İran İslami şura meclis başkanı Muhammed Bager Galibaf, Amerika'yı "Büyük Şeytan" olarak adlandırdı. Bugün bu terim, siyasi bir slogandan daha fazla anlam taşıyor. Amerika'nın savaş alanındaki performansı, anlamını ortaya koydu. Büyük Şeytan, kendi sınırlarından binlerce kilometre uzakta savaş başlatan ve sonra dünyaya insan hakları konusunda ders veren aynı güçtür. Washington yıllardır insan haklarını siyasi baskı aracı olarak kullandı. Hükümetlere yaptırım uyguladı. Ülkeleri tehdit etti. Başkaları için ahlaki reçeteler yazdı. Ama şimdi, İran'da, aynı Amerika evleri, okulları, spor salonlarını ve düğünleri saldırılarının hedefi haline getirdi.
İnsan hakları füzeler ve bombalarla ölçülmez. Ahlaki güvenilirlik, siyasi açıklamaların sayısıyla inşa edilmez. İnsan haklarının savunucusu olarak kendini tanıtan bir hükümet, öncelikle kendi davranışlarından sorumlu tutulmalıdır. İranlı çocukların şehit edilmesi, Amerika'nın insan hakları iddialarının bir sınavıdır. Halk bu sınavın sonuçlarını görüyor. Kohstak suçu, savaşın gerçekliğine dair bir başka perdeyi de araladı. Tehlike sadece bombalamanın kendisi değil. Daha büyük tehlike, bombalamanın normalleşmesidir. Tehlike, çocukların şehit edilmesinin günlük haber konusu haline gelmesidir. Tehlike, sivillerin öldürülmesinin savaş haberlerinde kaybolmasıdır. Tehlike, dünyanın bu suçu izlemeye alışmasıdır.
Ancak sorumluluk yalnızca Amerika'ya ait değil. Avrupa'nın sessizliği de bu ahlaki krizin bir parçasıdır. Avrupa hükümetleri birçok küresel gelişmeye yanıt olarak açıklamalar yayınlıyor. İnsan haklarından bahsediyorlar. Uluslararası hukuku savunuyorlar. Ancak İranlı kadınlar ve çocuklar Amerikan saldırılarının kurbanı olduğunda, protesto sesleri duyulmuyor. Bu sessizliğin siyasi bir mesajı var. Avrupa, Amerikan müttefikine farklı bir şekilde konuşuyor. Diğer durumlarda insan haklarını temel bir ilke olarak dile getiren aynı Avrupa, İranlı sivillerin şehit edilmesine karşı sessiz kalıyor. Bu ikilik, insan haklarının güvenilirliğini korumak yerine, Batı'nın ikili politikasının itibarsızlığını ortaya koyuyor.
Uluslararası kurumlar sonsuza dek sessizliğin arkasına saklanamaz. Birleşmiş Milletler, sivillerin hayatlarının tehdit altında olduğu zamanlar için kurulmuştur. Güvenlik Konseyi de bu tür anlar içindir. İnsan hakları kurumları, mağdurları savunmak için kurulmuştur. Çocuk şehitliğine karşı sessizlik, bu kurumların güvenilirliğini sorgulatır.
Kohstak sadece coğrafi bir nokta değil. Bir belge. Amerika'nın başlattığı ve insanların bedelini ödediği bir savaşın belgesi. Asla eve dönmeyecek bir çocuğun belgesi. Düğün partisi cenazeye dönüşen bir ailenin belgesi ve insan haklarını savunduğunu iddia eden ancak sivillerin öldürülmesi konusunda sessiz kalan bir dünyanın belgesi. Amerika bu suçu savaş haberleri selinin arasında saklayabilir. Avrupa sessiz kalabilir. Uluslararası kurumlar belirsiz açıklamalar yapabilir. Ama tarih sessiz kalmaz. Kohstak suçu siyasi açıklamalarla örtbas edilemez. Bu suç İran halkının hafızasında ve tarihin dengesinde kalacaktır. Kohstak'ta Amerika bir kez daha "Büyük Şeytan"ın gerçek yüzünü göstermiştir.