Analiz – ABD’nin İran’a yönelik saldırıları Avrupa’da enerji krizine nasıl yol açtı?
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i301334-analiz_abd’nin_İran’a_yönelik_saldırıları_avrupa’da_enerji_krizine_nasıl_yol_açtı
Pars Today – Avrupa Komisyonu, üye ülkelerden doğal gaz ve elektrik tüketimini “gerektiği sürece” azaltmalarını istedi.
(last modified 2026-09-28T16:08:03+00:00 )
Eylül 28, 2026 19:05 Europe/Istanbul
  • Analiz – ABD’nin İran’a yönelik saldırıları Avrupa’da enerji krizine nasıl yol açtı?

Pars Today – Avrupa Komisyonu, üye ülkelerden doğal gaz ve elektrik tüketimini “gerektiği sürece” azaltmalarını istedi.

Avrupa Komisyonu’nun bu talebi yalnızca tüketimin yönetilmesine yönelik teknik bir tavsiye değildir. ABD ve İsrail rejiminin İran’a yönelik askerî saldırısının yol açtığı enerji şokunun petrol piyasasının ötesine geçerek artık doğrudan Avrupa’nın enerji güvenliğine ve yaşam maliyetlerine ulaştığının açık bir göstergesidir. Avrupa Birliği Enerji ve Konut Komiseri Dan Jørgensen, 25 Eylül’de üye ülkelerin enerji bakanlarına gönderdiği mektupta Avrupa’nın “arz kriziyle” bağlantılı bir “fiyat kriziyle” karşı karşıya olduğunu ve talebin azaltılmasının fiyatları kontrol altına almak açısından etkili olabileceğini açıkça belirtti.Avrupa Komisyonu aynı zamanda şu aşamada arz güvenliği açısından acil bir risk bulunmadığını vurguladı. Bu iki ifadenin yan yana gelmesi, krizin gerçek boyutunu ortaya koyuyor. Avrupa henüz elektrik kesintileri ve acil gaz kıtlığıyla karşı karşıya değil; ancak fiyat baskısının bir arz krizine dönüşmesini önlemek için tüketimi yönetmek zorunda kalıyor.Bu durumun köklerini enerji coğrafyasında aramak gerekiyor. Hürmüz Boğazı yalnızca bölgesel bir su yolu değil, küresel enerji piyasasının başlıca darboğazlarından biridir. Uluslararası Enerji Ajansı’nın tahminlerine göre savaştan önce küresel LNG ticaretinin yaklaşık beşte biri bu güzergâhtan geçiyordu. Gemilerin geçişindeki aksama, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden LNG arzını ciddi biçimde azalttı ve bir dönem küresel LNG arzının yaklaşık yüzde 20’sini piyasaların erişiminden çıkardı. Darbe Avrupa açısından daha ağırdır. Çünkü Avrupa kıtası son yıllarda Rus gazına olan bağımlılığını azaltmış, ancak buna karşılık küresel LNG piyasasına daha fazla bağımlı hâle gelmiştir. Avrupa Birliği, Rus gazı ithalatını hızla azaltmış ve 2025 yılında Rusya’nın toplam gaz ithalatındaki payını yaklaşık yüzde 12’ye düşürmüştür. Bu değişim Avrupa’nın enerji güvenliğini çeşitlendirmiş olsa da küresel LNG piyasasına ve sınırlı miktardaki kargolar için rekabete olan bağımlılığını artırmıştır.Uluslararası Enerji Ajansı’nın verileri, Avrupa’daki gaz fiyatlarının 2026’nın ikinci çeyreğinde hâlâ bir önceki yıla kıyasla yüzde 32 daha yüksek olduğunu ve TTF gösterge fiyatının ortalama olarak milyon İngiliz termal birimi başına yaklaşık 16 dolara ulaştığını gösteriyor. Aynı dönemde Asya’da LNG rekabeti yoğunlaştı ve bazı kargolar Asya piyasalarına yöneldi.Böyle bir ortamda gaz depoları belirleyici bir önem kazanıyor. Son raporlar Avrupa’daki gaz depolama seviyesinin yaklaşık yüzde 68 ila 69 olduğunu ve bunun beş yıllık ortalamanın oldukça altında bulunduğunu gösteriyor. Kâğıt üzerinde hâlâ acil bir arz krizi bulunmuyor. Ancak depolama seviyesinin arzu edilen düzeyin altında olması ve soğuk mevsimin yaklaşması, Avrupa’nın güvenlik marjını daraltmış durumda. Avrupa Komisyonu daha önce de ülkelere, aşırı alım ve fiyatlar üzerindeki daha fazla baskıyı önlemek amacıyla düzenlemelerdeki esneklikten yararlanarak 2026 depolama hedefini yüzde 80’e kadar düşürme izni vermişti.İşte Brüksel’in tüketimin azaltılması yönündeki talebi burada siyasi ve ekonomik anlamını kazanıyor. Avrupa, arzda yaşanan aksamanın telafisi için krizin yükünün bir bölümünü şimdilik arz tarafından talep tarafına kaydırıyor:Daha az tüketin ki daha az satın alın; daha az satın alın ki fiyatlar daha fazla yükselmesin. Bu, Uluslararası Enerji Ajansı’nın küresel enerji krizine karşı alınacak önlemler kapsamında da üzerinde durduğu mekanizmanın aynısıdır.Ancak mesele yalnızca önümüzdeki kışla sınırlı değil. Uluslararası Enerji Ajansı, Fars Körfezi’ndeki LNG arzında yaşanan aksamanın etkilerinin önümüzdeki yıllara kadar devam edebileceği uyarısında bulundu. Bölgedeki LNG altyapısının zarar görmesi ve kapasite artırma projelerindeki gecikmeler, bu kuruma göre küresel gaz piyasasının 2026 ve 2027 yıllarında önceki tahminlere kıyasla daha sıkı kalmasına yol açabilir. Chatham House düşünce kuruluşu de İran ve ABD arasındaki geçici anlaşmanın ardından yaptığı değerlendirmede, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasının tek başına Avrupa’nın temel kırılganlığını ortadan kaldırmayacağı uyarısında bulundu. Çünkü Avrupa hâlâ ithal ve yüksek maliyetli gaza bağımlı durumda ve talebin azaltılması enerji güvenliği stratejisinin bir parçası olmalıdır. Dolayısıyla Avrupa’nın pahalı kışını yalnızca gaz fiyatlarının grafiğiyle açıklamak mümkün değildir. Mevcut kriz, Avrupa’nın enerji güvenliğinin Fars Körfezi’ndeki gelişmelere ve bu kıtanın dışındaki aktörlerin kararlarına ne ölçüde bağlı olduğunu gösteriyor. Washington’ın İran’a saldırarak başlattığı savaş, şimdi enerji faturaları, ulaşım maliyetleri, akaryakıt fiyatları ve soğuk bir kış endişesi şeklinde Avrupa’nın içine kadar ulaşmış durumda. Brüksel şimdi kendi vatandaşlarından tüketimi azaltmalarını istiyor. Bu, krizi yönetmek için belki de en basit talimat olabilir; ancak aynı zamanda Hürmüz Boğazı’ndaki savaşın Avrupa ekonomisine yüklediği maliyetin en açık göstergelerinden biridir.