Analiz | İsrail Seçimlerinin Karmaşık Denklemi; Netanyahu 61 Sandalye Kâbusunun Gölgesinde
Pars Today - İsrail rejiminin parlamento seçimlerinin yapılmasına üç hafta kala, kamuoyu yoklamaları, Benjamin Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi ile aynı çizgideki partilerin mevcut koşullarda 61 sandalyeye ulaşarak gelecekteki hükümeti kurma şansına sahip olmadığını gösteriyor.
Pars Today'in haberine göre, İsrail rejiminin parlamento seçimlerinin 27 Ekim 2026'da yapılması planlanırken, asıl mesele artık yalnızca Likud Partisi'nin oy oranı ya da Benjamin Netanyahu'nun kişisel konumu değil; belirleyici soru, Netanyahu ile aynı çizgideki siyasi bloğun toplam 120 sandalyeli Knesset'te en az 61 sandalye kazanıp kazanamayacağıdır.
61 sandalye sayısının önemi, İsrail rejiminin siyasi yapısıyla ilgilidir. Bu rejimde başbakan doğrudan halk tarafından seçilmemekte; başbakanın belirlenmesi ve hükümetin kurulması için parlamenter desteğe ve Knesset çoğunluğuna, yani en az 61 sandalyeye sahip olunması gerekmektedir. Bu nedenle bir parti seçimlerde en fazla sandalyeyi kazansa bile, parlamenter çoğunluğa sahip bir koalisyon kurmadan hükümeti kurması zorunlu olarak mümkün değildir.
Netanyahu 2022 yılında 64 sandalyeden oluşan bir koalisyonla hükümet kurmayı başarmıştı. Ancak mevcut veriler, söz konusu koalisyonun siyasi bileşiminde önceki seçimlere kıyasla değişiklikler yaşandığını gösteriyor. 5 Ekim'e kadar yayımlanan son kamuoyu yoklamalarının ortalamasına göre, mevcut hükümetle aynı çizgideki partiler toplamda yaklaşık 51 sandalyeye sahip; yani gerekli asgari çoğunluktan yaklaşık 10 sandalye uzaktalar. Buna karşılık muhalif partiler de tek başlarına 61 sandalyeye ulaşamıyor. Son kamuoyu yoklamalarının bazılarına göre Arap partilerinin yaklaşık 11 ila 14 sandalye kazanma ihtimali bulunuyor. Dolayısıyla iki ana bloktan hiçbirinin 61 sandalyeye ulaşamaması durumunda, Arap partilerinin seçim sonrası dengelerde ve hükümet kurma sürecinde ağırlığı artacaktır.
Bu seçimin Netanyahu açısından önemi, sonucunun iktidardaki varlığının devamı ve siyasi geleceği üzerinde önemli bir etki yaratabilecek olmasından kaynaklanıyor. Siyasi açıdan Netanyahu'nun bir koalisyon kuramaması yalnızca başbakanlığı kaybetmesiyle sınırlı kalmayabilir; Knesset'teki güç dengelerini ve Netanyahu ile bağlantılı hukuki ve siyasi süreçleri de etkileyebilir.
İsrail rejiminde yayımlanan Maariv gazetesi, Netanyahu karşıtlarının zaferi senaryosuna ilişkin bir analizinde, parlamenter çoğunluğun değişmesi halinde muhaliflerin öncelikle Knesset başkanlığının ve komisyonlarının kontrolünü ele geçirmeye çalışabileceğini, ardından Netanyahu ile bağlantılı bazı siyasi ve hukuki dosyaların araştırılması ve takip edilmesi amacıyla soruşturma komisyonlarının kurulmasını gündeme getirebileceğini yazdı.
Böyle bir durumda gündeme gelen senaryolardan biri, İsrail rejiminin yeniden siyasi çıkmaz döngüsüne girmesi ve erken seçimlerin düzenlenmesidir. Bu durum daha önce 2019-2022 yılları arasında yaşanmış ve bu dönemde dört parlamento seçimi gerçekleştirilmişti. Böyle bir durumun tekrarlanması halinde, yeni parlamenter dağılım kesinlik kazanana kadar geçici bir hükümetin kurulması ve Netanyahu'nun siyasi faaliyetlerini sürdürmesi mümkün olabilir.
Özetle, 27 Ekim seçimleri yalnızca “Netanyahu mu, rakibi mi?” sorusunun yanıtını belirlemek yerine, koalisyon kurma, partiler arasındaki pazarlıklar, Arap partilerinin rolü ve parlamenter çıkmaz ihtimalini bir kez daha İsrail rejiminin siyasetinin merkezine taşıyabilir.
Mevcut veriler kesin bir sonuçtan ziyade kırılgan ve başa baş bir rekabete işaret ediyor. Bazı analistler, seçim sonucunun Netanyahu'nun siyasi geleceği açısından taşıdığı önem nedeniyle, onun siyasi ve seçim ortamını etkilemek veya hatta seçimlerin yapılacağı koşulları değiştirmek amacıyla seçimlerden önce bir güvenlik krizi yaratmaya ya da bölgede yeni bir savaşa girmeye çalışabileceği ihtimalini gündeme getirdi.