İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreterinin Amerikalılara Hatırlattıkları
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i301926-İran_ulusal_güvenlik_yüksek_konseyi_sekreterinin_amerikalılara_hatırlattıkları
Pars Today – İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri, “Düşman bugüne kadar neredeyse her yeni saldırısında yenilgiye uğradı” dedi.
(last modified 2026-10-13T04:23:24+00:00 )
Ekim 13, 2026 06:18 Europe/Istanbul
  • İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreterinin Amerikalılara Hatırlattıkları

Pars Today – İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri, “Düşman bugüne kadar neredeyse her yeni saldırısında yenilgiye uğradı” dedi.

Pars Today’in haberine göre, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Tümgeneral Muhsin Rızai, PRESS TV’ye verdiği röportajda savaşın sona ermesinin İran halkının elinde olduğunu belirtti. Düşman İran’ın haklarını kabul ederek teslim olmadıkça İran’ın direnişten, kararlılıktan ve kendini savunmaktan vazgeçmeyeceğini vurgulayan Rızai, “Tarihimizde düşmanlar için çok çarpıcı hikâyeler var. Bir kez daha İran halkının karşısında diz çökmek zorunda kalacaklar” ifadelerini kullandı.

“ABD’nin İran’a saldırısı, insanlık tarihinin en aptalca savaşlarından biriydi”

“ABD’nin İran’a saldırısını ve bu savaşın niteliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunu yanıtlayan Rızai, ABD’nin İran’a saldırısının insanlık tarihinin en aptalca savaşlarından biri olduğunu söyledi.

Rızai, “İran’a karşı adaletsiz, kötü niyetli ve insanlık dışı bir savaş yürütüldü. Trump yönetimi, gözünü kapatarak dizginleri Netanyahu’nun eline verdi. Eğitimsiz bir savunma bakanı ve Dışişleri Bakanlığı görevini FBI başkanlığıyla karıştıran bir dışişleri bakanıyla, doğru bir değerlendirme ve hesaplama yapmadan İran’la savaşa girdiler” dedi.

ABD yönetiminin kısa sürede savaşı bitirebileceğini ve Trump’ın Amerikan tarihinin büyük kahramanlarından biri olarak anılacağını düşündüğünü belirten Rızai, bugün ise aynı düşüncesizliğin onları savaştan çıkamaz hâle getirdiğini ifade etti.

Rızai sözlerini şöyle sürdürdü:

“Artık ABD’nin aklıselim sahibi insanlarının devreye girerek bu kişilerin elinden tutması ve onları savaşın dışına çıkarması gerekiyor. Aksi takdirde bu düşüncesizlik, onların savaştan doğru bir şekilde çıkmalarına izin vermeyecek.”

İran savaş yönetimini nasıl yürüttü ve savunma hazırlıkları hangi düzeyde?

“İran savaşı nasıl yönetti ve bugünkü savunma hazırlıkları ne düzeyde?” sorusuna yanıt veren Tümgeneral Rızai, İran’ın savaşın en başından itibaren ayrıntılı hesaplamalar yaptığını ve savaş yönetimini doğru biçimde yürüttüğünü söyledi.

Savaşın seyrine uygun olarak askerî düzenlemeler yaptıklarını belirten Rızai, örnek olarak 12 günlük savaşı gösterdi. Bu savaşta askerî kapasitelerinin yalnızca küçük bir bölümünü ortaya koyduklarını ve ilk 12 gün boyunca birçok imkânı devreye sokmadıklarını ifade etti.

ABD’nin savaşı yoğunlaştırmasına paralel olarak daha fazla kapasite kullanmaya çalıştıklarını belirten Rızai, 40 günlük savaşta ise farklı bir yaklaşım izlediklerini, daha fazla imkânı sahaya sürdüklerini söyledi.

Rızai, “Bugün de savaş yeniden başlarsa yeni imkânlarımızı sahaya sürmeye tamamen hazırız” dedi.

“Düşman bugüne kadar neredeyse her yeni saldırısında yenildi”

“Muhtemel bir sonraki savaşta İran’ın yanıtı nasıl olacak?” sorusuna yanıt veren Rızai, Batı Asya bölgesinin ABD ekonomisi açısından büyük önem taşıdığını ve ABD’nin bölgede son derece pahalı varlıklara sahip olduğunu söyledi.

Rızai, İran’ın bu varlıkları henüz hedefleri arasına almadığını, ancak yeni bir savaş çıkması durumunda çok sayıda kablonun, veri merkezinin ve yapay zekâ merkezinin hedef alınabilecek konuma geleceğini belirtti.

Söz konusu kabloların, veri merkezlerinin ve yapay zekâ tesislerinin toplam değerinin 2 trilyon dolardan fazla olduğunu öne süren Rızai, bu tesislerin çok yüksek enerji tüketmeleri nedeniyle ABD ve Avrupa’dan bölgeye taşındıklarını ifade etti.

İran’ın savaşın ilk haftasında bütün kapasitesini ortaya koyarak sonraki aşamalarda imkânsız kalmamak için başlangıçtan itibaren dikkatli davrandığını belirten Rızai, “Bugün bir çatışma yaşanırsa düşmanla çok daha kapsamlı bir plan doğrultusunda karşı karşıya geleceğiz” dedi.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri, düşmanın son aylarda yaşadığı yenilgilere de değinerek şu ifadeleri kullandı:

“Düşman ilk 12 günlük savaşta ağır bir yenilgi aldı. Ardından 40 günlük savaşta da ağır bir yenilgiye uğradı. Daha sonra deniz ablukasına yöneldi ve sonuç alamadı. Son dönemde ise abluka ve ekonomik dışlama operasyonları başlattı. Neredeyse her yeni saldırısında yenildi. Biz ise planımız doğrultusunda yerimizi koruduk ve saldırıları dikkatli hesaplamalarla etkisiz hâle getirdik. Bugün de tamamen hazırız ve kendimizi savunmaya hazır durumdayız.”

“Irak halkının gelirleri hâlâ ABD’nin kontrolünde”

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri, son dönemde ve 40 günlük savaş sırasında ABD askerlerinin Irak’ta kalma süresinin sona erdiğini, buna rağmen ülkeden ayrılmamaları üzerine Direniş Cephesi’nin ABD güçlerine karşı operasyonlara başladığını söyledi.

Rızai, Pentagon’un açıklamasına göre ABD güçlerine karşı 600 saldırı düzenlendiğini, ancak kendi raporlarının Direniş Cephesi tarafından ABD’ye karşı 1.500’den fazla mühimmatın kullanıldığını gösterdiğini öne sürdü.

ABD güçlerinin önce Bağdat’tan Erbil’e geçtiğini, ardından Erbil’de de saldırılarla karşılaştıklarını ve sonunda bölgeden ayrılmak zorunda kaldıklarını belirtti.

Rızai, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinin ardından yaşanan bu gelişmenin büyük bir zafer olduğunu savunarak, bunun ABD’nin ülkelere askerî saldırılar düzenleme, o ülkelerde konuşlanma ve siyasi yönetimlerini ele geçirme döneminin sona erdiğini gösterdiğini söyledi.

ABD güçlerinin Irak’tan çıkarılmasının önemi

ABD askerlerinin Irak’tan çıkarılmasının önemine değinen Rızai, İran ile ABD arasında devam eden ve ABD’nin çıkmaza girdiğini ileri sürdüğü savaş ortamında bu meselenin her zamankinden daha önemli hâle geldiğini belirtti.

Rızai, ABD’nin İran’da başarılı olması hâlinde Bağdat’a 40-50 bin asker daha göndereceğini, mevcut hükümeti ve parlamentoyu feshedeceğini ve Baasçılardan ve ABD destekli DEAŞ mensuplarından Saddam benzeri bir diktatörlük oluşturacağını iddia etti.

Ancak ABD’nin İran’a yönelik saldırısının başarısız olması ve Direniş Cephesi’nin Irak içinde ABD güçlerinin karşısında durması nedeniyle ABD’nin Irak’tan ayrılmaktan başka seçeneğinin kalmadığını savundu.

Rızai, “Bu zafer dolayısıyla Irak halkını, dinî mercileri ve direniş güçlerini tebrik ediyoruz” dedi.

Bununla birlikte, Irak halkının gelirlerinin hâlâ ABD’nin kontrolünde olduğunu, Irak hava sahası üzerinde de ABD’nin etkisinin sürdüğünü ve İran ile Irak arasındaki uçuşların durdurulmasının bu durumu gösterdiğini ileri sürdü.

Rızai’ye göre ABD kara birliklerini Irak’tan çekmiş olsa da ABD’nin Irak ekonomisi üzerindeki kontrolü ve ülkenin iç işlerine müdahalesi devam ediyor.

“İran halkını tanımıyorsunuz”

PRESS TV sunucusunun, ABD Dışişleri Bakanı’nın Yunanistan’da İran tarihi hakkında yaptığı açıklamalarla ilgili sorusunu yanıtlayan Rızai, ABD yönetiminde İran tarihini bilmeyen ve İran halkını tanımayan kişilerin bulunduğunu söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya seslenen Rızai, şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Rubio, sizden çok daha büyük isimler bugüne kadar defalarca İran’a gelmeyi arzuladı. Binlerce yıl boyunca İran’a girmeyi, ülkeyi ele geçirmeyi ve İran halkını yok etmeyi istediler. İran halkı bunların hepsini yenilgiye uğrattı. Bugün onların adları tarihte bile yer almıyor. Oysa İran halkı tarihte başı dik ve onurlu bir şekilde varlığını sürdürdü, sürdürüyor ve sürdürecek.”

Rızai, ABD’nin bu girişimleri artırmasının sonuç vermeyeceğini, aksine ülkeyi daha derin bir bataklığa sürükleyeceğini savundu.

“Tarihimizde sizin için de çok çarpıcı hikâyeler var. Bir kez daha İran halkının karşısında diz çökmek zorunda kalacak ve İran halkının büyüklüğünü katbekat artıracaksınız” dedi.

“İran halkı teslim olmaz; düşmanını teslim olmaya zorlar”

Rızai, ABD’nin İran’a saldırmasının ardından yaşanan gelişmelere değinerek, İran İslam Devrimi’nin başlangıcında Ayetullah Humeyni’nin 20 milyon kişilik bir ordu kurulması talimatını verdiğini, ancak ABD’nin İran’a saldırmasının ardından 30 milyon kişinin ülkeyi savunmak için gönüllü olarak kaydolduğunu öne sürdü.

Bu kişilerin silah alarak ABD’ye karşı durmaya hazır olduklarını belirten Rızai, “Bu sizin zaferiniz mi? Yaptıklarınızın sonucu bu mu? Siz İran halkını tanımıyorsunuz” dedi.

Rızai sözlerini şöyle sürdürdü:

“İran halkı teslim olmayı kabul etmez. Başkalarını kendisine karşı teslim olmaya zorlar. Ancak size asla teslim olmayacaktır. Haklarını sizden alana kadar peşinizi bırakmayacak.”

“ABD Hazine Bakanı, ülkesinde yalancı bakan olarak tanınıyor”

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri, ABD Hazine Bakanı’nın açıklamalarıyla ilgili bir soruya yanıt verirken, söz konusu bakanın ABD’de “yalancı bakan” olarak tanındığını ileri sürdü.

Rızai, Hazine Bakanı’nın bir yılı aşkın süredir verdiği sözleri yerine getiremediğini iddia etti.

ABD konut piyasasındaki durgunluğu sona erdirme sözü verdiğini ancak durumun daha da kötüleştiğini; enflasyonu düşüreceğini söylediğini ancak enflasyonun arttığını; ABD tahvil faizlerini düşüreceğini açıkladığını ancak faiz oranlarının yüzde 1’den yüzde 5’e yükseldiğini öne sürdü.

Rızai, ABD ekonomisi ve maliye politikaları üzerinde yetkisi bulunmasına rağmen bakanın kendi sorumluluk alanını yönetemediğini savundu.

ABD yönetiminin askerlerin ve kamu çalışanlarının maaşlarını ödemek için bütçe sıkıntısıyla karşı karşıya olduğunu belirten Rızai, bu nedenle sürekli tahvil çıkarıp satarak piyasadan para toplamaya çalıştığını söyledi.

Rızai, “Şimdi de İran halkıyla ve halkın sofrasıyla mücadele etmeye kalkışıyor. Ağır bir yenilgiye uğrayacağından eminim. Askerî savaşta yenildikleri gibi ekonomik savaşta da onları yenilgiye uğratacağız. Planlarımızı hazırladık” dedi.

İran’ın ekonomik savunma düzenlemelerine ilişkin planlarını yakında açıklayacaklarını belirten Rızai, bir Ekonomik Savaş Konseyi kurulması ihtimalinin de tartışıldığını ifade etti.

“Trump’a ve Hazine Bakanı’na ekonomik savaşın ne olduğunu ve kendilerinin bu savaşta nerede durduğunu göstereceğiz” diye konuştu.

“Diplomasi anlayışımız değişti; eski diplomasiye geri dönmeyeceğiz”

PRESS TV sunucusunun diplomatik gelişmeler ve müzakerelerin son durumuyla ilgili sorusunu yanıtlayan Tümgeneral Rızai, İran’ın diplomasi anlayışının değiştiğini ve geçmişteki diplomasi yöntemlerine geri dönmeyeceklerini söyledi.

Rızai, ABD ile üç tur müzakere gerçekleştirdiklerini, ancak Amerikalıların her seferinde görüşmeleri yarıda bırakarak İran’a saldırdıklarını öne sürdü.

“Bu nedenle eski diplomasi modellerine geri dönmeyeceğiz. Bir mutabakat metnini kendisi imzalayıp ardından o mutabakattan çekilen biriyle doğal olarak farklı bir diplomasi yöntemi izlemek gerekir” dedi.

İran’ın diplomasiyi hiçbir zaman terk etmediğini ve etmeyeceğini belirten Rızai, yalnızca diplomasi yöntemlerini değiştirdiklerini vurguladı.

Rızai’nin açıklamasına göre ABD, son iki ay içinde Pakistan, Katar ve Irak olmak üzere üç ayrı kanal üzerinden İran’a öneriler iletti ve İran’dan kendi tekliflerini sunmasını istedi.

İran’ın ABD’ye yedi şart bildirdiğini belirten Rızai, “Bu şartları yerine getirmezseniz Hürmüz Boğazı size açılmaz ve herhangi bir müzakere de söz konusu olmaz” dedi.

Rızai, ABD’nin bu şartlara yanıt verdiğini, bazı şartları kabul ettiğini ancak hâlâ belirsizliklerin bulunduğunu söyledi.

“Dolayısıyla bize yanıt veren taraf ABD’dir. Biz şu anda ABD’ye yanıt vermiyoruz; ABD bize yanıt verdi ve biz bu yanıtı yetersiz buluyoruz. Öncelikle belirsizliklerimizi gidermeleri gerekiyor. Sonraki aşamalara geçilebilmesi için bu belirsizlikleri giderip gideremeyeceklerini görmemiz lazım” ifadelerini kullandı.

“Hürmüz Boğazı üzerindeki yönetimimiz büyük bir ulusal servettir”

Hürmüz Boğazı’nın son durumuna ilişkin konuşan Rızai, İran’ın boğaz üzerindeki yönetim ve kontrolünün büyük bir ulusal servet ve stratejik değer taşıdığını söyledi.

Amaçlarının yalnızca geçiş ücreti almak olmadığını belirten Rızai, boğazdan geçen gemilerden güvenlik, sigorta ve çevre koruma masraflarının tahsil edilmesi yoluyla ekonomik kazanç sağlanabileceğini ifade etti.

Ancak Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün ekonomik gelirlerden çok daha büyük bir anlam taşıdığını belirten Rızai, bunun esas olarak güvenliğin sağlanmasıyla ilgili olduğunu söyledi.

“Deneyimlerimiz bize, Hürmüz Boğazı’nda İran’ın yönetimi olmazsa Basra Körfezi’nde güvenliğin sağlanamayacağını gösterdi” dedi.

Rızai, mevcut durumun savaş, ABD’nin bölgedeki varlığı ve güvensizlik nedeniyle ortaya çıktığını; savaş öncesinde Hürmüz Boğazı’nın açık olduğunu ve herhangi bir sorun yaşanmadığını savundu.

“Bundan sonra Hürmüz Boğazı’nı yönetmeye devam edeceğiz. Bölgede barış ve güvenlik sağlanana kadar boğaz bizim yönetimimiz altında olacak. Bu konudan geri adım atmayacağız” ifadelerini kullandı.

“Savaşın sona ermesi İran halkının elindedir”

Tümgeneral Muhsin Rızai, son olarak savaşın nasıl sonuçlanacağına ilişkin soruyu yanıtladı.

Rızai, savaşın nasıl sona erdirileceği meselesinin dünya genelindeki askerî teorisyenler ve düşünürler için önemli bir konu olduğunu söyledi. Bazı düşünürlerin savaşların nasıl başlatılmasından ziyade nasıl sona erdirileceğine odaklandığını belirtti.

ABD’nin bu savaştan çıkabilmek için çeşitli savaş bitirme teorilerini uyguladığını, ancak başarılı olamadığını öne süren Rızai, bunun nedenini İran’da savaşı sona erdirebilecek güçlü unsurun ne olduğunu ve bu gücün nereden ortaya çıktığını anlayamamalarıyla açıkladı.

Rızai, Trump’ın yakın zamanda İran’da kiminle konuşması gerektiğini bilmediğini söylediğini hatırlatarak, “Belli ki İran halkıyla konuşmanız gerekiyor” dedi.

ABD’nin İran halkını yok etmekten ve İran medeniyetini ortadan kaldırmaktan söz ettiğini belirten Rızai, bu tür açıklamaların İran halkını ABD’ye karşı daha fazla kenetlediğini savundu.

Rızai, “İran halkıyla saygısızca konuşuyorsunuz ve bu, halkın sizi daha derin bir bataklığa sürükleme konusundaki kararlılığını artırıyor” ifadelerini kullandı.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri sözlerini şöyle tamamladı:

“Savaşın sona ermesi İran halkının elindedir. İran halkı, haklarını kabul ederek teslim olmadığınız sürece direnişten, kararlılıktan ve kendini savunmaktan vazgeçmeyecektir. İran halkı, bütün haklarını elde edene kadar bu mücadeleyi sürdürecek ve kendisini savunmaya devam edecektir.”