Garibabadi: İran savaş yanlısı değildir, ancak her saldırı kesin bir yanıtla karşılaşacaktır
ParsToday - İran Dışişleri Bakan Yardımcısı, saldırıyla mücadelede İran’ın BM Şartı’nın 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkını kullandığını belirterek, İran’ın savaş yanlısı olmadığını, ancak her saldırının İran’ın kararlı yanıtıyla karşılaşacağını söyledi.
ParsToday’in IRIB Haber Ajansı’na dayandırdığı haberine göre, İran Dışişleri Bakanlığı Hukuk ve Uluslararası İşlerden Sorumlu Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi dün Perşembe günü Asya’da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı (CICA) Zirvesi’nde İran’ın bölgesel ve uluslararası gelişmelere ilişkin tutumunu açıkladı.
Garibabadi şunları söyledi: İran İslam Cumhuriyeti askeri saldırıların hedefi olmuştur; bu saldırılar, İran’ın ulusal egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün açık bir ihlali olup uluslararası hukukun temel ilkeleri, uluslararası insancıl hukuk ve Birleşmiş Milletler Şartı ile çelişmektedir. 28 Şubat’tan bu yana İran milleti, son 16 ayda ikinci kez ABD ve Siyonist rejimin askeri ve yasadışı saldırısıyla karşı karşıyadır; bu saldırı, yoğun diplomatik müzakerelerin devam ettiği sırada başlatılmıştır.
Garibabadi şunları ekledi: Bu saldırının ilk gününde İslam İnkılabı Lideri şehit düştü ve İran’ın güneyindeki Minab’da bulunan Şecere-i Tayyibe okulunun 168 masum öğrencisi dahil olmak üzere birçok İranlı yurttaş hayatını kaybetti. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın denetimi altında bulunan barışçıl nükleer tesisler ve İran’ın sivil hayati altyapıları da hedef alındı.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı şunları belirtti: ABD ve Siyonist rejim dünyadaki en büyük güvensizlik ve kanunsuzluk kaynağıdır. Eğer uluslararası toplum bugün onların önünü almazsa, saldırıları tüm bağımsız ülkelere yayılacaktır.
Asya’da, özellikle Batı Asya bölgesinde güvensizlik ve istikrarsızlığın en önemli kaynağının Siyonist rejim olduğuna işaret eden Garibabadi, bu rejimin CICA mekanizmasından çıkarılmasının zamanının geldiğini söyledi.
Garibabadi şunları vurguladı: İran İslam Cumhuriyeti her zaman komşularıyla en iyi ilişkileri istemiştir ve istemektedir. Öte yandan hiçbir ülke, İran’a karşı silahlı saldırılar düzenlemek üzere kendi topraklarını saldırganların kullanımına tahsis etmemelidir. Doğal olarak İran, kendini savunmak, tehditlerle ve bunların kaynağıyla mücadele etmek için gerekli önlemleri alma hakkına sahiptir.
Hürmüz Boğazı ile ilgili olarak bu su yolunun onlarca yıldır hiçbir sorun yaşamadan açık olduğunu vurgulayan Garibabadi, mevcut sorunların kaynağı İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı düzenlenen askeri saldırıda ve İran’ın deniz ablukasında aranması gerektiğini söyledi. Garibabadi şöyle devam etti: Seyrüsefer güvenliği, kıyısı bulunan ülkelerin güvenliğinden ayrı değildir. Seyrüsefer özgürlüğünden söz edip aynı zamanda kıyısı bulunan ülkelerin güvenliğini göz ardı etmek mümkün değildir. Hürmüz’ün güvenliğinden söz edip yabancı askeri güçlerin artan varlığını doğal bir husus olarak değerlendirmek mümkün değildir. Bölgede düzen ve barışın tesis edilmesinin ve Hürmüz Boğazı’nda güvenli ve emniyetli seyrüsefer geçişinin sağlanmasının tek pratik çözümü; saldırı ve savaşın kalıcı olarak sona erdirilmesi, deniz ablukasının ve İran’a yönelik yaptırımların tamamen kaldırılması ile İran’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesidir./