Sözleşmeden İnsanlığa: Dünyayı Sadece Dördüncü Dikişle Değiştirebiliriz
https://parstoday.ir/tr/news/religion-i289158-sözleşmeden_İnsanlığa_dünyayı_sadece_dördüncü_dikişle_değiştirebiliriz
Parstoday – Bazen yaşam, sadece görevimizi yerine getirmekle ilerlemez; dünya, iyilik ve insanlıkla atılan o dördüncü dikişe ihtiyaç duyar—o an ki dikiş bizi mevcut hâlimizin ötesine taşır.
(last modified 2025-12-28T07:14:58+00:00 )
Aralık 28, 2025 09:14 Europe/Istanbul
  • Sözleşmeden İnsanlığa: Dünyayı Sadece Dördüncü Dikişle Değiştirebiliriz

Parstoday – Bazen yaşam, sadece görevimizi yerine getirmekle ilerlemez; dünya, iyilik ve insanlıkla atılan o dördüncü dikişe ihtiyaç duyar—o an ki dikiş bizi mevcut hâlimizin ötesine taşır.

İnsanı bir bakıma, “olduğu yerde” durmayan bir varlık olarak tanımlayabiliriz. İnsan sürekli bir “olma hâlinde”dir; var olma ile yok olma, sınırlılık ile özgürlük, ihtiyaç ile mükemmellik arasında bir çabadadır. Hayatımız, tıpkı ayakkabıcı ve dördüncü dikiş hikâyesi gibidir. Ayakkabıcı üç dikişi attıktan sonra işi tamamlayabilirdi ve hiçbir kusuru yoktu; üç dikişin parasını almıştı. Ama derin bakışı onu yeni bir aşamaya taşıdı: mevcut durumun ötesine geçiş—dördüncü dikiş! Bu geçişte insan, gerçeğin durmakta değil, hareket etmekte olduğunu fark eder.

Üç dikiş, sözleşmenin, kanunun ve kuralların simgesidir; toplumun bizden beklediği şeydir. Ancak dördüncü dikiş, iyilik, ahlak ve yalnızca gerekli olanın ötesine geçmeyi temsil eder. Bu, bireyin “olmak”tan “olmak hâline geçmeye” adım attığı andır. İnsan ruhu, ancak mevcut sınırları aşıp kendini daha yüksek bir düzeyde yeniden yaratmaya çalıştığında özgürlüğe ulaşır.

Ayakkabıcı dördüncü dikişi attığında, insanın mevcut durumunun ötesine geçebileceğini göstermiştir; çünkü insanın özü “olma hâli”dir. Bu olma hâli, hayatın diyalektiğidir: tez, antitez ve sentez. Tez, üç dikiş; antitez, içsel şüphe ve sorgulama; sentez ise dördüncü dikiş, yeni bir gerçeklik yaratandır.

Modern dünyada da benzer bir durumdayız. Bilim ve teknoloji üç dikişi atmıştır; güç ve refahı sağlamıştır. Ama eğer dördüncü dikişi, yani ahlakı eklemezsek, her şey çöker. Tarih, evrensel ruhun özgürlüğe doğru ilerleyişidir. Bu özgürlük yalnızca, insanlar kişisel çıkarların ötesine geçtiğinde ve kolektif iyilik ile ahlaki değerleri göz önüne aldığında gerçekleşir.

Bu nedenle, mevcut hâlimizden daha iyi olmalıyız. Bu, kendimizi yok etmek değil, kendimizi yüceltmek ve geliştirmek anlamına gelir. Tıpkı ayakkabıcının dördüncü dikişle ayakkabıyı tamamlaması gibi, biz de ahlaki seçimlerimizle yaşamı ve toplumu daha eksiksiz hâle getirmeliyiz.

Sonuç olarak, dördüncü dikiş hikâyesi yalnızca basit bir masal değildir; insanın ve toplumun yolculuğunun bir metaforudur. Her an, alçaklık, durgunluk ve yücelik arasında bir seçimle karşı karşıyayız. Eğer “olmak”ta takılı kalırsak, temel bir seviyede kalırız. Ama “olmak hâline” geçersek, dördüncü dikişi atarsak, mevcut hâlimizin ötesine geçer, özgürlüğe ve mükemmelliğe yaklaşırız. İşte bu, bizim ve toplumumuzun ahlaki ve tarihsel görevi: mevcut durumu aşmak, yeni bir gerçek yaratmak ve daha insancıl bir dünya inşa etmek.