İslam Peygamberi’nin Bi‘seti; insanlık hayatında bir dönüm noktası
Pars Today – İslam Peygamberi’nin bi‘seti, tarihin yönünü değiştiren bir dönüm noktası olarak değerlendirilebilir; tilavet, tezkiye, eğitim ve hikmete dayanarak insanlığın düşünsel ve toplumsal yapılarını köklü biçimde dönüştüren bir olaydır.
Hicrî kamerî takvimde Receb ayının yirmi yedinci günü, İslam Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) bi‘set yıl dönümü olarak kaydedilmiştir. Dünya tarihçileri ve düşünürlerine göre bu gün, insanlığın manevi ve toplumsal tarihinde yeni bir dönemin başlangıcını simgeler. Bu olay, yalnızca İslam Peygamberi’nin risaletinin başlangıcı değil, aynı zamanda insan toplumlarının düşünsel, ahlaki ve sosyal dönüşümünde bir dönüm noktasıdır.
Bi‘setin dört temel amacı
Yüce Kur’an, Âl-i İmrân Suresi’nin 164. ayetinde İslam Peygamberi’nin bi‘setinin dört ana eksenini şöyle sıralar:“Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur; zira içlerinden kendilerine, ayetlerini okuyan, onları (fikrî ve ruhî kirlerden) arındıran, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermiştir. Oysa onlar bundan önce apaçık bir sapıklık içindeydiler.”
İlahi ayetlerin tilaveti, ahlaki arınma ve tezkiye, kitabın ve bilginin öğretilmesi ile hikmet eğitimi… Bu dört unsur, Peygamber’in misyonunu açık biçimde ortaya koyar; amacı, insanı sapkınlıktan bilgiye, olgunluğa ve bu dünyada ve ahirette saadete yöneltmektir. Bu temel hedefler, insanlık hayatında birçok dönüşümü de beraberinde getirmiştir. Aşağıda bunlardan bazıları yer almaktadır:
1. Bireysel ve toplumsal değerlerin ihyası
İslam Peygamberi’nin bi‘seti, Arap toplumunun katı cahiliye yapılarıyla kuşatıldığı bir dönemde gerçekleşti. Sabır, bağışlama, cömertlik ve haya gibi erdemler zayıflamış; kabileci taassuplar insanî değerleri gölgelemişti. İslam Peygamberi, vahiy öğretilerine dayanarak bu değerleri yeniden canlandırdı ve özgürlük, toplumsal adalet ve insan onuru gibi kavramları toplumda yerleştirdi. Bu kavramlar, daha sonra İslam medeniyetinin temel sütunları hâline geldi.
2. Karanlıklardan kurtuluş
İslam Peygamberi’nin vasisi Hz. Ali (a.s.), Nehcü’l-Belâğa’nın 89. hutbesinde bi‘set öncesi toplumsal ve düşünsel durumu ayrıntılı biçimde tasvir eder:“Allah, Muhammed’i; peygamberlerin gönderilmesine uzun süre ara verilmiş, ümmetlerin derin bir uykuya dalmış olduğu, fitnelerin yaygınlaştığı, işlerin karıştığı, savaş ateşlerinin alevlendiği bir zamanda gönderdi. Dünya ışığını yitirmiş, aldatma ve hile açıkça ortaya çıkmış; hayat ağacının yaprakları sararmış, meyve vermesinden umut kesilmişti.”
Hz. Ali’ye göre o dönem, peygamberin gönderilmediği, fitnelerin yayıldığı, savaşların alevlendiği ve insanların “uzun bir uyku” içinde bulunduğu bir çağdı. Böyle bir ortamda İslam Peygamberi’nin bi‘seti, cehalet, şiddet ve adaletsizlik karanlıklarını yaran bir ışık olmuş ve insanlığın önüne yeni bir yol açmıştır.
3. Aklın ve düşüncenin uyandırılması
Peygamberlerin temel amaçlarından biri, insanlarda düşünme gücünü harekete geçirmektir. Müminlerin Emiri Hz. Ali (a.s.), Nehcü’l-Belâğa’da peygamberlerin, insanın içindeki “akıl hazinelerini” ortaya çıkarmak için gönderildiğini vurgular. Bu nedenle, okumaya, hikmeti kavramaya ve nefsi tezkiye etmeye vurgu yapan İslam Peygamberi’nin bi‘seti, düşünsel uyanışın başlangıç noktası olarak kabul edilir.
4. Barış ve huzurun tesis edilmesi
Güvenlik ve huzur, her insan toplumunun temel ihtiyaçlarındandır; zira huzur olmadan gelişme mümkün değildir. İslam Peygamberi, merhamet ve hoşgörüye dayalı bir model sunarak Müslümanlara barış yolunu göstermiştir. Bu yaklaşımın tarihî bir örneği, Mekke’nin fethi günündeki tutumudur. O gün bazı sahabeler “Bugün intikam günüdür” diye slogan atarken, Peygamber kararlılıkla “Bugün merhamet günüdür” buyurmuştur. Mekke halkı intikam beklerken, Peygamber onları cezalandırmaktan vazgeçmiş ve bu günü “merhamet günü” ilan etmiştir. Bu tutum, Mekke halkının geniş çapta İslam’a yönelmesinin de zeminini hazırlamıştır.