Rus Heyetin Türkiye Ziyareti
-
Rusya-Türkiye
Suriye'deki teröristlerin son barınağı sayılan İdlib eyaletine yönelik Suriye ordusunun operasyonları ve elde edilen aralıksız zaferler Türkiye'nin tepkilerine yol açmıştır. Buna rağmen Rusya Şam'ın en önemli ortakları ve hamilerinden biri olarak Suriye'deki yasal hükümetinin egemenlik hakkına ve Suriye toprak bütünlüğüne vurgu yapmaktadır.
İki tarafın bu husustaki ihtilaflarından dolayı, Rusya üst düzey heyeti Türkiye'ye gitti. Rusya ve Türkiye heyeti 8 Şubat Cumartesi günü Ankara'daki üç saatlik müzekeresini bitirdi ve nihayetinde müzakerelerin devam etmesi kararlaştırıldı. Rusya heyetinin başında ise dışişleri bakan yardımcısı Sergey Verşinin ve Rusya başkanı Suriye özel temsilcisi Aleksandr Levrentiev vardı. Halbuki Türkiye heyetinin başında dışişleri bakan yardımcısı Sedat Önal yer alıyordu.
Ruysa ve Türkiye heyetlerinin Cumartesi günü Ankara'daki müzakereleri, iki tarafında İdlib'de sükunetin sağlanması için güvence altına alınan adımlar atılmasına ve Suriye'deki siyasi sürecin devam etmesine yapılan vurgular ile sonlandı. Bu çerçevede Ankara ve Moskova'nın Suriye'nin Kuzeyi hususunda ortak paydada görüştüklerini gösteriyor. Özellikle de Rusya heyetinde, hem askeri ve hem istihbari makamların da bulunması bu müzakerelerin önemini arttırmaktadır. Görünen o ki iki taraf da kapsayıcı ve kapsamlı bir anlaşmayı imzalamayı hedeflemktedirler. Bu anlaşmanın nihai çerçevesi ise iki ülkenin liderlerinin Şubat'ın sonundan önce imzalayacakları anlaşmada belirlenecektir.
Aslında Türkiye ve Rusya'nın bu müzakereleri Soçi anlaşması etrafında değil daha kapsamlı bir anlaşma ve muhtemelen Adana anlaşmasına yakın bir anlaşmanın çerçevesinin oluşturulması içindi. Görünen o ki Rusya ve Türkiye arasında Suriye'nin Kuzey Batısı ile ilgili Adana-2 anlaşması imzalanabilir.
20 Ekim 1998'de imzalanan Adana anlaşması uyarınca Suriye ve Türkiye teröristlerin bir birlerinin topraklarına girmesini engellemeyi kararlaştırdılar. Bu çerçevede Türkiye ordusu da terör gruplarını bastırmak için icap ettiğinde Suriye topraklarının 5 kilometre derinliğine inme hakkına sahip oldu. Burada önemli olan nokta ise Adana anlaşmasına göre Suriye ordusunun sınırlarda yerleştirilmesinin teröristlerin sızmasını engellemek için yeterli sayılması idi. Böylece Suriye ordusunun sınıra yerleşmesi ile Türkiye ordusunun bölgeye girmesine de artık ihtiyaç kalmadığı anlaşıldı.
Bunlara ilaveten Şam hükümeti ise Türkiye'yi bu anlaşmayı suiistimal etmekle suçlayıp bu girişimleri içişlerine müdahale olarak nitelendirmiştir. Bu sürecin devamında ise Türkiye'nin terörist grupları lojistik ve silah anlamında desteklemesi ve Suriye ordusunu işgal etmesi ile pratikte Adana anlaşması durduruldu. Gerçekte bu anlaşma sınırlardaki durumun tekrar normalleşmesi halinde uygulanacaktır. Bu çerçevede Türkiye hükümeti bölgedeki silahlı grupları desteklemekten vaz geçmeli ve bölgeyi boşaltmalıdır. Böyle olursa Şam ve Ankara bir kez daha sınırlarını güvenliğe kavuşma hususunda anlaşmaya varabilirler.
Rusya dışişleri bakanı Sergey Lavrov ise Ekim 2019'da bu hususta şöyle bir açıklamada bulunmuştu: "Türkiye'nin sınırları hususundaki kaygılarını anlayışla karşılayıp buna paralel olarak da 1998 yılında Ankara ve Şam arasında imzalanan Adana mutabakatı çerçevesinde kaygıların incelenmesine vurgu yapıyoruz. "
Gerçekte Rusya Türkiye'nin güvenlik kaygılarını anladığını ancak Suriye toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasına ve de Şam hükümetinin tüm Suriye'ye hakim olması gerektiğine vurgu yapmaktadır. Moskova Ankara ve Şam arasında ara buluculuk yapmaya çalışarak iki taraf arasındaki gerginlikleri azaltmaya ve diğer yandan da karşılıklı saygı çerçevesinde Suriye'nin toprak bütünlüğü ve egemenliğini korumaya çalışmıştır.
Rusya devlet başkanı Vladimir Putin şöyle bir açıklamada bulunmuştur:" Suriye bu ülke topraklarında yasa dışı bir şekilde bulunan yabancı askeri güçlerden boşaltılmalıdır. "
Moskova açısından Nusra Cephesi gibi terör örgütlerinin 2019'daki saldırılarının artması yüzünden Suriye yasal hükümeti de İdlib eyaletinde kurtarma operasyonlarını sürdürmeli ve bu bölgeleri temizlemelidir. Bu çerçevede Ankara ve Moskova'nın gelecek müzakereleri İdlb'in durumunun belirlenmesine belirleyici rol oynayacaktır.