Türkiye'den AB Bildirisine Tepki
Türkiye dışişleri bakanlığı sözcüsü Hami Aksoy AB'nin Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki sondaj ve çıkarma çalışmalarını kınayan bildirisine tepki gösterdi. Hami Aksoy Avrupa Birliğinin tekerrür eden açıklamalarına değinerek şöyle bir açıklamada bulundu:
“AB’nin yapması gereken, dayanışma kisvesi altında körü körüne Yunanistan ve GKRY’nin sözcülüğüne soyunmak yerine, sağduyuyla davranmak, uluslararası hukuk ile Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) meşru hak ve menfaatlerini dikkate almaktır. Biz, her zaman olduğu gibi, adilane diyaloğa açık olduğumuzu yineliyoruz.”
Türkiye ve Avrupa Birliği arasındaki gerilimler Türkiye cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen hafta Cumartesi günü bir kez daha ülkesinin Avrupa Birliğine katılması ile ilgili konuştuğu sırada tırmandı.
Doğal olarak Türkiye ve AB arasında ihtilafların belirmesi Türkiye'nin Avrupa Birliğine katılma diyalogları ve sürecini de askıya zorlayacaktır. Bu mesele ise iki tarafın özellikle de Türkiye tarafının kaygılanmasına neden olacaktır.
Son yıllarda ise Türkiye Doğu Akdeniz bölgesinde doğalgaz ve petrol bulmaya odaklanmış ve bu meseleye büyük önem ayırmıştır. Öyle ki Türkiye'nin bu yöndeki girişimleri Avrupa Birliğinde ihtilafların da belirmesine yol açmıştır. Kuşkusuz bu ihtilafların kökeni Türkiye hükümetinin Kıbrıs adası egemenliğini bir bütün olarak kabul etmemesidir. Bu yüzdendir ki Türkiye bu bölgede enerji kaynakları araştırması ve çıkarmasını kendi hakkı biliyor. Halbuki 1982'de onaylanmış BMT Denizler Hukuku Konvansiyonuna göre hakimiyeti hususunda ihtilaf yaşanan bölgelerde enerji araştırmaları ve sondajları yapılamaz.. Gerçekte sadece Türkiye değil Akdeniz'e kıyısı olan kimi ülkeler de bu bölgenin enerji kaynaklarından yararlanmamalıdırlar. Halbuki Avrupa ülkeleri Türkiye'nin sondaj ve çıkarma sevdasından vaz geçmesini istiyorlar ve diğer ülkelerin faaliyetlerini umursamıyorlar. Bu hususta Türkiye meseleleri uzmanı İranlı İbrahim Ferahani ise Tesnim haber ajansına verdiği röportajda Ankara makamlarının Akdeniz, Ege özellikle de Kıbrıs doğalgaz ve petrol kaynaklarına göz diktiğine işaretle şöyle bir değerlendirmede bulundu:" Türkiye bu bölgenin doğgalgaz ve petrol gelirlerinin Yunanistan ve Güney Kıbrıs'ın yanı sıra Kuzey Kıbrıs'a da verilmesini istiyor. Başka bir ifade ile Ankara bu alanda kendini çıkar sahibi ve söz sahibi olarak görüyor. "
Tabii daha önce de Türkiye hükümeti Avrupa Birliği tutumlarına tepki olarak birçok bildiri yayımlamışlardır. Bu çerçevede Türkiye hükümeti Avrupa Birliği tarafından göz önünde bulundurulan cezalara rağmen Doğu Akdeniz bölgesindeki enerji kaynaklarını arama ve çıkarma çalışmalarına devam edeceğini belirtti. Ankara hükümeti ayrıca daha önce de Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki haklarından vaz geçmeyeceğini sondaj çalışmalarını devam ettireceğini belirtmişti.
Mevcutt durumda şöyle bir değerlendirmede bulunmak mümkün: Türkiye dışişleri bakanlığı sözcüsü Hami Aksoy'un açıklamalarından yola çıkarak Avrupa Birliği ülkelerinin Türkiye'ye yönelik siyasetlerinin değiştirilmesi gerektiği ve bu ülkeye uyumlu bir şekilde yaklaşılmasını söyleyebilir. Tabii 27 Avrupa Birliği üyesi ülke Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki faaliyetlerini yasa dışı olarak tanımış ve Recep Tayyip Erdoğan hükümetini bölgede gerilimi tırmandırmakla suçlayıp Türkiye'den Kıbrıs kıyılarındaki enerji kaynakları araştırmalarına son vermesini istemişlerdir. Buna karşın Türkiye hükümeti Kıbrıs kıyılarında yasa dışı sondaj ve araştırma çalışmaları diye bir iddiayı reddedip doğalgaz araştırmalarının Türkiye karasuları sınırları çerçevesinde yapıldığını belirtiyor. Bu gerçeklerden yola çıkarak Türkiye ile Kıbrıs arasındaki sınır sorunlarının Güney ve Kuzey Kıbrıs arasındaki sorunlardan kaynaklandığı da söylenebilir. Sonuçta bu ihtilaflar uygun siyasetler çerçevesinde çözülemezse kuşkusuz iki tarafın kışkırtıcı eylemleri Doğu Akdeniz bölgesini dış aktörlerin de müdahale sahasına dönüştürecektir.