Türkiye'nin Yunanistan ve AB ile ilişkileri gerginleşiyor
Atina ve Paris'in yeniden Ankara makamları tarafından tehdit edilmesi ile Türkiye ile Yunanistan ve Avrupa Birliği ilişkileri yeni bir kriz dönemine girmiş oldu.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Yunanistan ve Fransa'nın Ankara'nın Doğu Akdeniz'deki arama ve araştırma faaliyetlerini durdurma faaliyetlerine ve girişimlerine değinerek uyarılarda bulundu. Recep Tayyip Erdoğan Türkiye'nin ulusal çıkarlarını korumak için kararlı olduğuna vurgu yaparak Akdeniz'de ve Ege'de Türkiye çıkarları ve hukukunun Yunanistan ve Fransa tarafından tehdit edilmesinin bu ülkenin asıl kaygıları arasında olduğunu belirtti.
Türkiye cumhurbaşkanının bu sert açıklamaları Ankara makamlarının hiçbir şekilde sondaj çalışmalarından vaz geçmek istemediklerini de gözler önüne serdi. Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti daha önce de Doğu Akdeniz meseleleri hususunda Türkiye karşısında durmuşlar. Ancak hiçbir zaman tarafların tehditleri savaşa yol açmamıştır. Buna rağmen 2011 yılından sonraki gelişmeler ve Ankara'nın Arap baharı olarak bilinen değişim sürecine yönelik yanlış yaklaşımından dolayı Mısır ve İsrail'in ilişkileri de daha açık bir şekilde gün yüzüne çıktı ve sonuçta Mısır ve Siyonist Rejim İsrail de Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyetine yakınlaşmıştır. Böylece Türkiye şimdi de daha güçlü ve kalabalık bir cephe ile mücadele etmek zorunda kalmıştır. Bu hususta Türkiyeli uzman ve ekonomist, Erdoğan hükümetinin yanlış dış politikalarının Türkiye'yi geçmişte görülmemiş bir şekilde tecride sürüklediğini düşünüyor. Bu uzmana göre Türkiye doğgalgaz zengini bir ülkeye dönüşmek için uzun bir yola girmiştir. Bu uzmana göre bulunan doğalgaz kaynakları ise İran ve Rusya'nın doğalgaz kaynaklarının yüzde biri kadarı bile değildir."
Ankara makamları ise pratikte bölgesel ve uluslararası tutumlarını belirtmekte yüksek bir risk düzeyinde davrandıklarını göstermişlerdir. Bu yüksek riske rağmen Ankara makamları özellikle de Cumhurbaşkanı kritik dönemlerde geri adım atabileceklerini göstermişlerdir. Bu geri adımı Türkiye ile Rusya ilişkilerinde açıkça görmek mümkündü. Türkiye hükümetinin resmi olarak Rusya'dan savaş uçağının düşürülmesinden dolayı özür dilemesi bu geri adımın sadece bir örneğidir.
Son gelişmeler ise Türkiye'nin Akdeniz'de bu kez de Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti ve AB ile karşı karşıya geldiğini gösteriyor. Son haftalarda ise Doğu Akdeniz'de doğalgaz arama ve çıkarma çalışmaları Türkiye ile bu taraflar arasındaki ihtilafları körüklemiştir. Bu arada Fransa da AB'nin etkin ve güçlü bir üyesi olarak Türkiye ile hasım sayılan ülkelerin yanında yer almış ve Yunanistan ve Kıbrıs'ı desteklemektedir. Yine belirtilenlere göre Doğu Akdeniz'deki doğalgaz rezervleri Fransa'nın onyıllarca yıllık doğalgaz ihtiyacını karşılamaya yetecektir. Görünen o ki Fransa da aynı nedenden dolayı bölgeye demir atmış ve bu pastadan payını almak istiyor. Böyle bir ortamda Fransa Cumhurbaşkanı ise Türkiye ile Yunanistan arasında bir arabulucu olduğunu ima etmeye çalışıyor. Ancak yine de uzmanların görüşlerine göre Doğu Akdeniz'deki doğalgaz kaynaklarına göz yumacak konumda değildir. Gerçekte Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti, Doğu Akdeniz'de doğalgaz kaynakları hususunda 8 ülke ile ortaklık yapmaktadırlar. Ankara ve Paris'in karşılaşması ise yeni bir olay değildir. Şimdi de Libya'daki vekalet savaşında, NATO çerçevesindeki derin ihtilaflar da aynı doğrultuda değerlendirilmelidir. Bu kez de Türkiye ve Fransa Doğu Akdeniz'de doğalgaz pastasından payları hususunda anlaşmazlık yaşıyorlar. Kuşkusuz Fransa'nın da AB'nin tehditleri çerçevesinde Türkiye'ye yaptırımlar uygulaması mümkündür.
Halihazırda Türkiye ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya. Böyle bir kritik ortamda AB de Türkiye'ye yaptırım uygularsa o zaman Türkiye iktidarı kısa bir süre içerisinde telafi edilemez ciddi sorunlarla karşı karşıya kalabilir.