Suriye ve Irak Türkiye için bir bataklık
Suriye ve Irak'taki askeri varlığın Türkiye hükümeti ve halkı için son derece zararlı olmasına ve gelecekteki hükümetlerin komşu ülkelerle ilişkileri konusunda kasvetli bir geleceğe sahip olmasına rağmen, Ankara yetkilileri Suriye ve Irak'ın yasadışı işgalini sürdürmeye devam ediyor.
Türkiye hükümeti Suriye ve Irak'ı yasadışı işgal etmeye devam ederken, Bağdat ve Şam hükümetleri ile Suriye ve Irak halkı, ülkelerinin Türk askerleri tarafından işgaline karşı çıkmaya devam ediyor.
Şam ve Bağdat hükümetleri defalarca yardım için BM Güvenlik Konseyi'ne başvurdu. Hiç şüphe yok ki iki komşu ülkenin işgalinin devam etmesi, Ankara'nın yetkilileri ve Türkiye halkı için gelecekte birçok olumsuz sonuç doğuracaktır.
Bu nedenle Erdoğan hükümetine karşı çıkan partilerin liderleri, Türk askerlerinin Suriye ve Irak'tan çekilmesi konusunda ısrar etmeye devam ediyor. Örneğin bu yılın Mayıs ayında Türkiye'de muhalefet partisi lideri Meral Akşener bir kez daha Ankara-Şam görüşmelerinin Recep Tayyip Erdoğan hükümeti için gerekli olduğunu söyledi.
İyi parti lideri şöyle konuştu: "Türkiye'deki Suriyeli mülteciler sorununun çözülmesinin Ankara ile Şam arasında doğrudan görüşmelerin gerçekleşmesine bağlıdır.Üstelik Türkiye'deki Suriyeli mülteciler, Beşar Esad hükümetiyle barışçıl ve dostane müzakereler yoluyla ülkelerine geri dönmelidir."
Muhalefet partilerinin uyarılarına ve muhalefetine rağmen Ankara hükümeti, Türkiye birliklerinin Suriye ve Irak'ta sözde terörle mücadele operasyonlarını yürütmek üzere konuşlandırılmasını uzatmak için Türkiye parlamento başkanına bir yasa tasarısı sundu.
Ardından, 19 Ekim Perşembe günü, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından sınırdışı operasyonlar için asker konuşlandırmasının uzatılmasına ilişkin bir yasa tasarısı imzalandı.
Recep Tayyip Erdoğan 19 Ekim'de şöyle bir açıklamada bulundu:"Türkiye hükümetinin İdlib ilinde Suriye ordusuna karşı ağır silah kullanmaya hazırdır ve Türkiye ordusu Suriye topraklarından çekilme niyetinde değil ve bu ülkede faaliyet göstermeye devam edecek."
Görünen o ki, ABD liderliğindeki Recep Tayyip Erdoğan hükümeti, Suriye ve Irak bataklığına hapsolmuş ve bu iki ülkede oluşan krizlerden kendisini kurtaramıyor. Bu nedenle, pek çok uzman ve gözlemci, ABD'nin 1990'larda Irak'ın diktatörü Saddam Hüseyin'i devirmek için yaptığını şimdi de Erdoğan hükümetine yaptığına inanıyor.
Aslında ABD, Irak'ı Kuveyt'i işgal etmeye teşvik ederek, Saddam'ın gücünü daha da zayıflatmak için Baas rejimine karşı küresel bir koalisyon kurdu. ABD, Erdoğan hükümetine karşı aynı politikayı uygulamaya çalışıyor. Bu politikanın kesinliği , ABD'nin Türkiye üzerinde ekonomik baskı ve yaptırım uygulamaya devam etmesinden anlaşılmaktadır.
Almanya'da Türkiye meseleleri uzmanı olan Burak Çopur daha önce şunları söylemişti: "Suriye'nin kuzeyindeki Kürt militanlara yönelik Türkiye'nin askeri saldırılarıyla, Türkiye'ye karşı küresel koalisyonun yanı sıra Avrupa'da, özellikle Alman toplumunda toplumsal gerilimin tırmanma riski artıyor."
Türkiye askeri güçlerinin son iki yılda Suriye ve Irak'ta gerçekleştirdiği yasadışı operasyonların, bu ülkelerin hükümetleri ve halkları ile uluslararası kamuoyunda kınanmasına yol açtığını da unutmayalım. Bu nedenle Şam ve Bağdat hükümetleri Türk askeri operasyonlarının durdurulması ve Türkiye birliklerinin geri çekilmesi çağrısında bulundular, ancak Ankara hükümet yetkilileri bu yasadışı operasyonları yürütmeye devam ediyor.
Ankara hükümet yetkilileri Suriye ve Irak'a yönelik saldırılardan Türkiye Kürdistan İşçi Partisi (PKK) militanlarını bahane olarak gösterse de , bazı istatistikler Türk askerleri ile kürt militanlar arasındaki çatışmalarında sivillerin öldürüldüğünü gösteriyor.
Bu, Ankara yönetiminin açıkladığı politikaların Türkiye hükümetinin yürüttüğü politikalarla örtüşmediği ve Recep Tayyip Erdoğan hükümetinin Suriye ve Irak'ın işgaline yönelik politikalarında yayılmacı hedefler olduğu anlamına geliyor.