Türkiye, ABD'nin Kıbrıs'a silah ambargosunu kaldırma kararından endişe duyuyor
Türkiye Savunma Bakanlığı, ABD'nin Yunanların yaşadığı Kıbrıs'taki hükûmete yönelik silah ambargosunu iptal etme kararını Doğu Akdeniz'de barış ve istikrarı zayıflatmak olarak değerlendirdi.
Bu bağlamda, ABD Dışişleri Bakanı "Antony Blinken" şöyle demiş: "Kıbrıs Adası, "2019 Doğu Akdeniz Güvenlik ve Enerji Ortaklığı Antlaşması"nın tüm koşullarına uymuştur ve 2023'te ABD askerî teçhizatı satın alabilir."
ABD'nin Kıbrıs Adası konusundaki son tutumuna cevaben, Türkiye Savunma Bakanlığı bir bildiri yayımlayarak şu açıklamayı yaptı:
"Kıbrıs hükûmeti üzerindeki silah ambargolarının iptal edilmesini kınıyor ve bu kararı Kıbrıs Adası'nın iki parçası arasındaki eşitlik ilkesinin ihlali olarak değerlendiriyoruz. Amerika'nın bu eylemi, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik çabalarda yıkıcı etkiler bırakacaktır. Aynı zamanda Amerika'nın bu eylemi, bu adada bir silah yarışı yaratmış ve Doğu Akdeniz'in barış ve istikrarına zarar vermektedir."
Aynı zamanda, Recep Tayyip Erdoğan hükûmeti Beyaz Saray yetkililerinden bu konuyu yeniden gözden geçirmelerini istedi. Kıbrıs Adası'na uygulanan silah ambargosunun kaldırılması bağlamında Amerika'nın uzun vadeli hedefleri gündeme aldığı aşikâr. ABD Başkanı "Joe Biden" hükûmetinin bu hareketinin Türkiye'nin Akdeniz'deki konumunun zayıflanmasına yol açabileceğine şüphe yoktur. Şu anda, Kıbrıs Adası'nın Türklerin yaşadığı kısmı - devlet olarak anılır - resmî Türk siyaseti ve medya literatüründe "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti" (KKTC) olarak adlandırılmıştır. Ancak şimdiye kadar dünya ülkelerinin hiçbiri Kıbrıs Adası'nın Türklerin yaşadığı kısmı tanımamıştır. Öte yandan Kıbrıs Adası'nın Yunanların yaşadığı kesimi, farklı ülkeler tarafından tanınmıştır. Kıbrıs Adası Birleşmiş Milletler üyesi olmasının yanı sıra Avrupa Birliği'ne de kabul edilmiş ve Kıbrıs Adası'nın bağımsız bir ülke olarak tanınmasından bu yana Türk hükûmetinin sorunları ikiye katlanmıştır.
Kıbrıs Adası'nın durumunun aksine, Ankara hükûmetinin 1990'larda yayımladığı resmî istatistiklere göre Türkiye her yıl, Kıbrıs Adası'nın kendi kendini ilan eden hükûmetine 900 milyon dolar bağışlıyor. Bu yardımlar, Türk hükûmetinin kendi kendini ilan eden Kıbrıs Türk hükûmetine çeşitli vesilelerle tahsis ettiği yardımlardan ayrıdır. Örneğin 2020'de Ankara hükûmeti Kıbrıs Adası'nın Türk nüfuslu kesimi için korona aşısının sağlanmasını üstlendi. Türk hükûmeti her yıl benzer maliyetlerle karşı karşıya. Buna rağmen, Türk hükûmetinin Kıbrıs Adası krizinin nihai çözümüyle ilgilenmediği görülüyor. Çünkü bu ada, Ankara'nın Akdeniz'deki ekonomik ve askerî varlığını güçlendirmesi için bir bahane sağlamıştır. Aynı bağlamda, Türk medyasının önde gelen analistlerinden biri olan "Hasan Kavecioğlu" şuna inanıyor:
"Türk hükûmetinin Kıbrıs Adası'nda bağımsız bir Türk hükûmeti kurulmasında ısrar etmesi, barışçıl müzakerelerin ve görüşmelerin çökmesi anlamına gelir ve Kıbrıs Adası'nın Türk vatandaşlarına herhangi bir faydası veya sonucu olmamıştır ve gelecekte de olmayacaktır."
Türkiye'nin Kıbrıs Adası'nın Türklerin yaşadığı kısmına verdiği karşılıksız yardımlar, adanın kendi kendini ilan eden kısmının - Kıbrıs'ın toplam yüz ölçümünün üçte birini oluşturan – kendi ve Kıbrıs'ın kuzey kesiminin sakinlerinin ihtiyaçlarını giderecek fazla geliri olmadığı anlamına geliyor.
Bu durumda ve bu gerçekler göz önünde bulundurularak şunu söylemek gerekir: Amerika son yıllarda dünyadaki Kıbrıs Adası'na benzer tüm bölgelere silah ambargosu uygulamıştır. Ancak Kıbrıs Adası'na uygulanan silah ambargosunun kaldırılmasının, Ankara makamlarına çok hayal kırıklığı yaratan bir mesajı olacaktır. Aslında Kıbrıs adasına uygulanan silah ambargolarının kaldırılmasıyla birlikte Kıbrıs Adası'na Amerika'nın askerî yardımı akacak ve bu eylem ilk etapta Türk hükûmetinin maliyetlerini artırabilir. Mevcut süreçle Türkiye'nin gelecekte Kıbrıs Adası'nda cirit atabilmesi ve özellikle Doğu Akdeniz'de taleplerini kolayca gündeme getirebilmesi pek olası değildir.