Türk siyasetçilerin İstanbul patlamasıyla ilgili tahminleri
Önceki akşam İstanbul, bir kez daha bombalı saldırısı ile sarsıldı, İstiklal Caddesinde yaşanan kanlı olayda 6 kişi hayatını kaybederken 81 kişi de yaralandı.
Olayın ardından bölgeyi güvenlik güçleri kuşatırken çok sayıda sağlık ekibi bölgeye sevkedildi. Türkiye içişleri bakanı bombacının bir kadın olduğu ve tutuklandığını belirterek, saldırıdan PKK’yı sorumlu tuttu. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da “Türkiye'de Taksim Meydanı'ndaki patlama bir terör saldırısıydı ve şimdiye kadar bir kadının olaya karıştığını biliyoruz.” Dedi. Olayla ilgili incelemeler devam ediyor.
Türkiye meseleleri uzmanı Adem Namlı’ya göre “bu olay tıpkı 2015 yılında Diyarbakır ve Ankara’da yaşanan ve en az 110 kişinin hayatına mal olan olaya benziyor.”
İstanbul olayı ile ilgili tahminler devam ederken ortada inkar edilmeyen bir gerçek var. Bu gerçek, Türkiye'nin önümüzdeki yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimlerine yaklaştıkça bu ülkedeki terör hareketlerinin daha geniş bir boyut kazanacağını gösteriyor. Son 20 yılın tecrübesi, Türkiye'nin seçim veya önemli kararların alındığı dönemlerde kontrol dışı krizlerle karşı karşıya olduğunu kanıtlıyor.
Taksim Meydanı'nda yapılan operasyonun türü ve Ankara hükümet yetkililerinin suçlamaları bir yana, son İstanbul patlamasında, yabancılar ve özellikle Amerika ve İngiltere liderliğindeki Batılı hükümetlerin müdahil olduğu söylenmelidir. Amerika ve İngiltere Türkiye’de derin etki ve nüfuza sahipler ve son 10 yıllarda ekonomiyi Ankara yönetiminin yumuşak karnı ve “Aşil Topuğu” olarak kullanıyorlar. Görünen o ki Ankara yetkililerinin, Türkiye Kürdistan İşçi Partisi'nin (PKK) faaliyetlerini sona erdirmek için bu aktif parti aracılığıyla Amerika’ya baskı yapmaya çalışıyor gibi görünüyor. Ancak Türkiye'nin Batılı hükümetlerden, özellikle de ABD'den herhangi bir taviz alması pek olası değil.
Süleyman Soylu Amerika yönetimini patlama faillerini desteklediğini ve Amerikan elçiliğinin başsağlığını kabul etmediklerini belirterek, “Bu aldığımız mesaja çok güçlü bir mesaj vereceğiz, hem de çok güçlü bir mesaj… Biz bize verilen mesajı aldık, mesajın ne olduğunu da biliyoruz. Amerikan Büyükelçiliği'nin taziye dilemesini kabul etmiyoruz… Biz kimsenin düşmanı değiliz, kimseye kalleşlik yapmıyoruz. Kalleşliklere tahammül edecek gücümüzün kalmadığını ifade etmek istiyorum. Operasyonlar devam ediyor.” Dedi.
Aslında PKK'nın yok edilmesine ilişkin tahminlerinde istedikleri sonucu elde edemeyen Ankaralı yetkililer, Amerika’nın yardımları ile bir sonuca varmaya çalışıyorlar. Yapılan araştırmalar, Türkiye'nin iktidardaki hükümetlerinin bugüne kadar başta hegemonik güçler olmak üzere diğer ülkelerin desteği olmadan bölgede ve dünyada bir hedefe ulaşamadığını göstermektedir.
Aslında gerçek şu ki bölgede Amerika ve İngiltere gibi sultacı ülkelerin çıkarları sağlandığında Türkiye'nin çıkarları da gerçekleşecektir ve sultacı hükümetlerin bölgedeki çıkarları gerçekleşmezse, Türk makamlarının ileriye doğru bir adım atması pek olası değildir.
Bu olay, Türkiye'nin askeri ve siyasi gücünün büyük bölümünün Batılı ülkelerle ittifak halinde olduğu ve onların yardımı olmadan Türkiye’nin isteklerine ulaşamayacağı anlamına geliyor.
İstanbul İstiklal Caddesi saldırısı konusunda Ankara hükümetinin muhalefet partilerini suçladığı veya yabancı hükümetlerin Türkiye'ye müdahalesi olduğu yönündeki spekülasyonların çok da doğru olmadığı söylenmelidir.
Türkiye, Batılı hükümetlerin beklentisinden ziyade Rusya'ya yakın olması, Ankara hükümetinin eski müttefikleri olarak kabul edilen Suriye'yi yöneten yasal hükümetin eski muhaliflerine ilgisiz kalması, Afgan mültecilerin sınır dışı edilmesi ve Yunanistan ve Avrupa Birliği ile gerilimin tırmanması nedeni ile, bu kuruluşlardan veya hükümetlerden herhangi biri tarafından tehdit edilebilir ve onarılamaz zararlar alabilir. Başka bir ifade ile İstanbul’daki acı olayın, hangi yabancı örgüt veya hatta Ankara yönetimine bağlı örgüt tarafından gerçekleştiğini bekleyip görmek gerekir./