Türkiye'nin Suriye topraklarının işgaline yönelik çifte yaklaşımı
Suriye yönetiminin karşı çıkmasına rağmen Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu ülkenin güneyinde Suriye ve Irak topraklarında güvenlik şeridi kurmak için kararlı olduklarını söyledi.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ülkenin güneyinde 30 km derinliğinde güvenlik şeridinin mutlaka tamamlanacağına işaretle, terör koridorunun kurulmasına müsaade etmeyeceklerini vurguladı.
Şam yönetimi, Erdoğan yönetiminin yeni kararını Suriye'nin ulusal egemenliğinin ihlali ve bu ülkenin topraklarının diğer kısımlarını işgal etme çabası olarak nitelendiriyor. Ankara yönetimi defalarca Suriye topraklarında gözü olmadığını deklare etmesine rağmen, ancak pratikte yaptıkları eylemler, bunu kanıtlamıyor.
Daha önce defalarca ABD'yi PKK başta olmak üzere Kürt milis güçleri desteklemekle suçlayan Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan son açıklamasında, ABD gibi ülkelerin Türkiye'nin sınırlarının güvenliğinin sağlanmasına karşı olduklarını da belirtti. Erdoğan, terör örgütü üyelerinin Türkiye sınırları dışında eğitim görerek, her fırsatta Türkiye'ye saldırdığını sözlerine ekledi.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptığı açıklamasında açık şekilde ABD'nin teröristleri desteklediğine işaret ederek, teröristleri destekleyen diğer ülkelerin ismine işaret etmedi.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sözlerinin başka bir kısmında, Amerikalıların binlerce kilometre öteden gelerek, Türkiye'ye karşı vekalet savaşı yürüttüğünü ve kendi sınırları yakınında terör örgütlerini desteklediğini vurguladı.
Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu sözleri, ABD'nin Türkiye'nin menfaat ve çıkarlarına ters düşecek şekilde Suriye topraklarında faaliyet göstermekte olduğunu yansıtıyor. Aslında ABD ve Türkiye, NATO'nun iki önemli müttefiği sayılıyor ve Ankara defalarca bu hususta şikayetçi olmuştur.
Türkiye ordusu geçen 70 senede her daim ABD'nin menfaatlerine hizmet ederken, gelinen aşamada Amerikan askeri güçlerinin Suriye topraklarındaki varlığı ve faaliyetleri, Türkiye'nin menfaatlerine zarar vermekte.
Bunun için Ankara yönetimi 2018 yılından beri, ABD ve AB'den bağımsız bir politika takip ederek, Suriye'de Ankara'nın ulusal çıkarının temini peşinde olmuştur.
Erdoğan'ın ABD'ye doğrudan hitap etmesine rağmen, Türkiye'nin Suriye'deki bazı hedefleri, bu ülkenin bölgedeki müttefikleriyle örtüşmüyor. Aslında, son günlerde 19. Astana Süreci Garantör Ülkeleri Toplantısı'nda İran İslam cumhuriyeti, Rusya Federasyonu ve Türkiye Cumhuriyeti heyetleri, terör yapılanmalarıyla mücadeleye vurgu yaptıkları bir sırada, Ankara yönetiminin son yaklaşımı düşündürücüdür.
Bundan önce Astana Süreci Garantör ülkeleri, Suriye topraklarında terör yapılanmaların artan faaliyetlerini kınayarak, terörizmin tüm şekilleriyle mücadele için ortak ve üçlü işbirliğinin sürmesine vurgu yapmışlardır.
Astana Süreci Garantör Ülkeleri devlet başkanlarının, gerçekleşen son toplantının çok başarılı toplantılardan biri olduğunu ifade etmelerine rağmen Türkiye Cumhurbaşkanı ülkeye döndükten sonra, büyük ölçüde kendi yaklaşımlarından vazgeçmiştir. Demek ki, Erdoğan'ın bölgesel ve uluslararası toplantılarda aldığı kararlar, Ankara'da değişebilir.
Türkiye'nin Suriye'ye yönelik yeni yaklaşımı, bölgede eleştirilere yol açmıştır. Nitekim Rusya yönetimi bu bağlamda Türkiye'ye tavsiyelerde bulundu.
Rusya Savunma Bakanlığı da geçen Perşembe günü yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Suriye'de ortak devriyeyi herhangi bir gerekçe sunmadan askıya aldığını belirterek, teröristlerin İHA ile Rusya'nın Suriye topraklarında yer alan Hmymim Hava Üssü'ne saldırmak istediğini duyurdu.
Sonuç itibarıyla Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın güney sınırlarda güvenlik şeridinin oluşturulmasına ilişkin sözleri, Suriye ve Irak topraklarında başlatılan yeni hava harekatının ardından geldi. Türkiye güvenlik endişeleriyle bu ülkelerin topraklarında operasyon düzenlerken, aynı ülkelerde istikrarsızlığa yol açıyor. Uzmanlara göre, Erdoğan yönetiminin sunduğu argümanlar pek sağlam belgelere dayalı değil./