Suudi Arabistan Şura meclisi başkanının Türkiye ziyareti
https://parstoday.ir/tr/news/turkey-i228160-suudi_arabistan_Şura_meclisi_başkanının_türkiye_ziyareti
Suudi Arabistan Şura Meclisi Başkanı Abdullah bin İbrahim Al-ı Şeyh TBMM başkan Mustafa Şentop’un daveti üzerine resmi bir ziyaret çerçevesinde Ankara’ya gitmiştir.
(last modified 2022-12-27T13:52:08+00:00 )
Aralık 27, 2022 16:52 Europe/Istanbul
  • Suudi Arabistan Şura meclisi başkanının Türkiye ziyareti

Suudi Arabistan Şura Meclisi Başkanı Abdullah bin İbrahim Al-ı Şeyh TBMM başkan Mustafa Şentop’un daveti üzerine resmi bir ziyaret çerçevesinde Ankara’ya gitmiştir.

Al Şeyh, Şura Meclisinin Twitter hesabında yayımlanan basın açıklamasında, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki tarihi ve kardeşlik ilişkilerini vurgulamıştı.

Açıklamada ayrıca Al Şeyh, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 28 Nisan'da Cidde'de Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz Al Suud'la gerçekleştirdiği görüşme ile Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın 22 Haziran'da Ankara'ya yaptığı ziyarete atıfta bulunmuştu.

Suudi Meclis Başkanı'nın Türkiye'ye yaptığı resmi ziyaret, Ankara ve Riyad'ın iki ülke arasındaki ilişkileri eski seviyesine getirme çabası olarak değerlendirilmelidir. Oysa son 10 yıl içinde Türkiye Cumhurbaşkanı bağımsızlık amacıyla AB, ABD ve Suudi rejimi dahil bölgedeki müttefikleriyle ilişkileri bozma yönünde adım atmıştır. Aslında Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki ilişkiler son 10 yıl içinde inişli çıkışlı gelişmelere sahne olmuştur. 2018 yılında Suudi Arabistan’ın İstanbul başkonsolosluğunda Suudi gazeteci ve yazar Cemal Kaşıkçı’nın feci bir şekilde öldürülmesi, Siyasi alanda Ankara ile Riyad arasındaki ilişkilerin soğumasına ve ekonomik alanda ilişkilerin önemli ölçüde azalmasına neden oldu.

Başta Türkiye Cumhurbaşkanı olmak üzere Ankara yetkilileri, Suudi yetkilileri bu cinayetle suçlayarak Türkiye'deki ajan ve komutanlarının yargılanmasını talep etti.İşte bu mesele Suudi veliaht Prensi Muhammed Bin Selman’ın hoşnutsuzluğuna neden oldu. Buna rağmen kontrol edilemez bir ekonomik krizle karşı karşıya kalan Erdoğan hükümeti, 2021 yılından itibaren dış politikasını gözden geçirerek Amerika'nın bölgedeki müttefik ülkeleriyle ilişkileri normalleştirmeyi gündemine aldı. Bu doğrultuda Erdoğan hükumeti ilk önce BAE,siyonist rejim ve daha sonra Mısır ile ilişkilerin yönünü normalleştimeye doğru değiştirmiştir.  Başka bir ifade ile Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler son 10 yıl içerisinde inişli çıkışlı olaylara sahne oldu.Ancak benzeri görülmemiş ekonomik krizin baş göstermesiyle birlikte Recep Tayyip Erdoğan hükümeti, krizin boyutunu azaltmak için Suudi Arabistan gibi ülkelerle ilişkilerde geri dönmeye yönelik adımlar attı.

Türkiye topraklarında cinayet işleyen Suudi rejim karşısında Türkiye’nin eski siyasetlerden dönüşü, Türkiye uzmanları ve bu ülkenin siyasi parti liderlerince çok küçük düşürücü olarak görülmüştür. Özellikle Türkiye Cumhurbaşkanı, Suudi rejiminin üst düzey yetkililerini çeşitli şekillerde tehdit etmişti.

Örneğin Gelecek Partisi Genel Sekreteri Kani Torun şöyle demişti: “Cemal Kaşıkçı davası, onu vahşice katledenlerle aynı kişilere havale edildi! Bu hükümetin idealleri veya mücadeleleri yok. İktidar partisinin korumak için mücadele edeceği hiçbir değeri yoktur. Her şeyi satmaya hazırlar.”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da Kaşıkçı olayını Riyad'a havale ettiği için Recep Tayyip Erdoğan'ı Suudilerden para almakla suçlayarak, Recep Tayyip Erdoğan'ı eleştirerek, "Şu anda Türkiye'nin dış politikası dövize dayalı. İktidar ne zaman paraya ihtiyaç duysa gerginliklerden birinde esneklik ve yumuşaklık gösteriyor." Bu Türk siyasetçi ayrıca şunları da ekledi: "Cumhuriyet Halk Partisi iktidara geldiğinde Türkiye'nin döviz kaynakları için dilencilik yapmayacak."

Her halükarda, Türkiye'nin iç ekonomik krizinin çözüleceğine inanan Erdoğan hükümeti, bir zamanlar Türk halkının düşmanları ve başarısız darbenin tasarımcıları olarak adlandırdığı ülkelerle işbirliğine yöneldi. Türkiye cumhurbaşkanının görünür bağımsız politikalardan ayrılışının genel bir özeti olarak şunu söyleyebiliriz: Recep Tayyip Erdoğan, gerçek bağımsızlığın kolay elde edilemeyeceğini, büyük hedeflere sloganlarla ulaşılamayacağını anlamıştır.