Türkiye halkının, siyasetçileri destekleme konusundaki şüpheleri
https://parstoday.ir/tr/news/turkey-i228352-türkiye_halkının_siyasetçileri_destekleme_konusundaki_şüpheleri
Son anketler Türk halkının başta cumhurbaşkanlığı, yargı ve parlamento olmak üzere devlet kurumlarına güvenmediğini gösteriyor.
(last modified 2022-12-30T12:47:05+00:00 )
Aralık 30, 2022 15:47 Europe/Istanbul
  • Türkiye halkının, siyasetçileri destekleme konusundaki şüpheleri

Son anketler Türk halkının başta cumhurbaşkanlığı, yargı ve parlamento olmak üzere devlet kurumlarına güvenmediğini gösteriyor.

Bu kapsamda ASAL araştırma enstitüsü son olarak Türkiye'nin 26 ilinde hedef kitlesi 2700 kişi olan bir saha araştırması gerçekleştirdi.  ASAL  anketine katılanlar "Hangi devlet kurumunu diğerlerinden daha güvenilir buluyorsunuz" sorusuna yanıt verdi. Ankete katılanların yüzde 5,5'inden azı cumhurbaşkanlığını güvenilir olarak nitelendirdi. Ankette Türkiye parlamentosu yüzde 6 ve yargı Yüzde 4.5 oyla çok da iyi durumda değil.

Bu güvenilir ankette dikkate alınması gereken bir nokta, askeri kurumları Türkiye'deki siyasi ve yönetim kurumlarına kıyasla tanımlamaktır. Örneğin, yaklaşık %17'si orduya, %14'ü jandarmaya, %13,5'i polise ve %13'ten azı Türk istihbarat ve güvenlik servislerine oy verdi.

Türkiye'de yapılan onlarca ankete rağmen bir gerçek göz ardı edilmemeli, iktidardaki AKP ile "Cumhur" koalisyonundaki müttefiki MHP, seçimlerde toplam olarak, muhalefet partilerine meydan okuyabilecek oranda oyları var.

Aslında Recep Tayyip Erdoğan hükümetinin özellikle iç ekonomi ve dış politika alanlarında uyguladığı yanlış politikalar, Türkiye'yi çok kötü bir duruma soktu. Kontrol edilemeyen bir ekonomik krizin ortaya çıkması ve Türk halkının ekonomik ve geçim sıkıntısına son verecek bir planın olmaması, Türkiye'nin iktidar partisi ve bizzat Erdoğan'ın sorumluluğunda olan sorunlar arasında yer alıyor.

Aynı zamanda, PKK ile mücadele bahanesiyle komşu ülkelerle gerilim yaratmak ve Suriye ve Irak'a askeri saldırı düzenlemesi halktan ve muhalefet liderlerinden güçlü muhalefet ile karşılaştı. Erdoğan hükümeti, Avrupa Birliği ve Amerika ile tırmanan gerilimlere ek olarak, Batılı hükümetlerin müttefikleriyle de gerilime girdi.

Fakat aradan geçen dört yılın ardından, son dönemde Erdoğan hükümetinin politikası bu ülkelerle ilişkileri normalleştirmeye ve yeniden başlatmaya yöneldi. Hiç şüphesiz ırkçı rejim İsrail, BAE, Suudi Arabistan ve Mısır'a karşı sert politikalardan ödün verilmesi, Ankara’nın dış politikasında bir nevi aşağılama sayılır.

Çok büyük bedeller ödeten bu yanlış politikaların benimsenmesi, kamuoyu yoklamalarında çok sayıda Türk halkının oylarının iktidardan diğer muhalefet partilerine kaymasına neden olmuştur. Tüm bu iniş ve çıkışlara rağmen Türkiye'deki bazı siyasi çevreler hala Erdoğan'ın yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde zafer kazanmasını umuyor.

Örneğin, ünlü Türk analist olan Murat Aksoy geçtiğimiz günlerde şöyle bir vurguda bulundu: "Cumhurbaşkanı koalisyonunun oyları 2018'e kıyasla kamuoyu yoklamalarında düşmüş olsa da, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi'nin oyları hala toplam oyların yüzde 30'una yakın. Doğal olarak bu da muhalefet partilerinin kafasını karıştırıyor.

Aslında iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi'nin bu oylara sahip olması nedeniyle, önümüzdeki yıl yapılacak seçimleri kazanamazsa bile muhalefet partileri koalisyonunun iktidara gelmesi için kesinlikle sorun yaratabilecektir. Buna rağmen Türkiye'de iktidar partisinin laik sistemi yönetme tarzıyla Türkiye siyaset arenasının önde gelen muhaliflerini tasfiye etmeye çalıştığına şüphe yok. Örneğin Ankara, geçtiğimiz günlerde CHP’den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nu siyaset sahnesinden uzaklaştırmak için bu genç Türk siyasetçiye dava açtı.

Ekrem İmamoğlu geçtiğimiz günlerde “Kemalistlerin ve laiklerin en önemli platformu unvanını elinde bulunduran Cumhuriyet gazetesini ziyareti sırasında bu gazetenin ana manşeti haline gelen açıklamalar yaptı. İmamoğlu  “Ben Erdoğan’ın kabusuyum” dedi.

Türkiye, 5 aydan kısa bir süre içinde cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerini aynı anda yapmalıdır. Açıktır ki, bu tur seçimleri yapmak, bu ülkenin son birkaç on yılının en hassas seçimleri olacaktır. Çünkü Erdoğan liderliğindeki iktidar  Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yenilme olasılığı arttı ve bu parti iktidar sahnesinden çekilmesi gerekiyor.

AKP yetkilileri, Haziran 2023 seçimlerini kaybederlerse, başka bir İslamcı partinin Türkiye seçimleri alanına giremeyeceğinin farkındalar. Bu nedenle önümüzdeki yıl Türkiye partilerinin rekabeti, sıradan seçim rekabeti çerçevesinden çıkarak siyasi sistemin değiştirilmesi mücadelesine dönüşmüş görünüyor.

Fakat yine de Türkiye halkının Müslüman olduğu ve Türkiye’nin 70 yılı aşkın bir süredir laik siyasetçiler tarafından idare edilmesinin acısı  düşünülürse, Türkiye'deki Müslümanları AKP’ye yardım etmeye ve işbirliği yapmaya teşvik edebilir.

Gerçek şu ki, Türkiye halkı laik ve dinsiz partilerin kendi ülkelerinin hükümetinin başında olmasını istemiyor. Bu gerçek, ikinci seçim döneminde Türk halkının Adalet ve Kalkınma Partisi'ne olan desteğinin önemli ölçüde arttığı yerden daha da somutlaşıyor. Bu kamuoyu desteğinin nedeni, Türkiye'de iktidar partisi liderlerinin Türkiye'deki eğitim ve üniversite merkezlerinde kadınların başörtüsü takma özgürlüğüne ve Türk yönetimlerinde ve orduda dini vecibelerin yerine getirilmesine yaptığı vurgudur./