Millet İttifakındaki ayrılmaların Erdoğan'a etkisi
Recep Tayyip Erdoğan'a karşı birleşen ve AK Parti iktidarını sonlandırmak isteyen muhalefet, son toplantısında gelecek cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ortak aday gösterme hususunda ayrılmalar yaşamaktadırlar.
Bu bağlamda Millet koalisyonunda bulunan İYİ Parti genel başkanı Meral Akşener, bu koalisyondan ayrıldı.
Erdoğan hükümetine karşı birleşen altılı masa koalisyonu liderleri, "Milletin İttifakı" başlığı altında son toplantılarının ardından şunları açıkladı: "Muhalefet üyeleri arasındaki görüş ayrılıklarına rağmen, Türkiye cumhurbaşkanlığı seçiminin nihai adayı 6 Mart'ta açıklanacak." Türk haber siteleri bu bağlamda, "Erdoğan hükümetinin muhalefet partilerinin son toplantısında, İYİ partinin genel başkanı Meral Akşener dışındaki tüm partiler CHP genel başkanını aday olarak tanıtma konusunda anlaştılar. Bu nedenle Altılı Masa ortak adayını tanıtma konusunda ayrıştı gibi gözüküyor. Nitekim 12. görüşmeden sonra ve bir önceki duyuruya rağmen Erdoğan hükümetinin altı muhalefet partisinin liderleri bu ülkenin cumhurbaşkanlığı seçimleri için ortak adaylarını ortaya koyamadılar. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal ve DEVA Genel Başkanı Ali Babacan ile Gelecek partisinin lideri "Ahmed Davutoğlu" ortak aday çıkaracakları bu görüşmede bir sonuca varamadı.Bu arada Meral Akşener'in de harekete geçip koalisyonunda ayrıldığını söylemesi durumu iyice karıştırdı. Akşener ayrıca İmamoğlu ve Yavaş'tan da kendisine katılmalarını istedi.
Oysa son toplantıya kadar Türk siyasi çevreleri, hatta bölgedeki bağımsız siyasi çevreler, Erdoğan hükümetinin muhalefete yönelik tehdit edici politikalarına karşı millet koalisyonunun ortak aday çıkarmasını etkili bir savunma politikası olarak görüyorlardı. Ancak ülkenin tek aday çıkaracağını beklediği Millet İttifakı'nda ihtilafların ve farklılıkların ortaya çıkmasıyla birlikte, Recep Tayyip Erdoğan'ın yaklaşan Türkiye seçimlerinde yeniden seçilme şansı daha da arttı. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhalefet koalisyonundaki bölünmeye verdiği ilk tepkide, bu ülkede seçimlerin planlandığı gibi 14 Mayıs'ta yapılacağını vurguladı." 14 Mayıs'ta kendilerine gereken cevabı vereceğiz." dedi. Son iki yılda yapılan ve tümü Erdoğan'ın Türkiye'deki Mayıs seçimlerindeki yenilgisine işaret eden anketlere rağmen, muhalefet koalisyonunda bir bölünme görüntüsü, şüphesiz ülkedeki koalisyon partilerinin şansını önemli ölçüde azaltacaktır. Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak için daha da yüksek bir şansa hiç şüphesiz sahip olacaktır.
Muhalefet partileri, cumhurbaşkanlığı seçimine iki buçuk ay kalan bir sürede adaylarını göstermemiş durumdalar. Halbuki 14 Mayıs'ta seçimler düzenlenecek. Bu bağlamda Independent Türk gazetesi baş editörü ve Türkiye siyaseti uzmanı “Muhammet Zahit Gül” Sky News Arabic'e konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Seçime 75 gün kaldı ve seçim kampanyasının cumhurbaşkanı adaylarına ihtiyacı var. Çünkü adayın kampanya faaliyetleri için ülkenin şehirlerini dolaşması gerekecek ama muhalefet adayının bunun için yeterli zamanı olmayacak . Muhalefetin yıkıcı depremden henüz ders almadığı görülüyor. Gelecekte ülkenin siyasi bir depreme tanık olacağı endişesi de söz konusu."
Aslında, Türk uzmanların bakış açısından, muhalefet partilerinin ortak aday çıkaramaması, bu partilerin farklılıkları aşmak için yeni çözümler aradığına dair spekülasyonlara da yol açmıştır. Bu durum iç muhalefetin hayal kırıklığına uğramasına yol açmıştır. Türkiye'de yaklaşan seçimlerin, bu ülke tarihindeki 13'üncü cumhurbaşkanlığı seçimi ve siyasi sistemin parlamenter sistemden cumhurbaşkanlığına geçişinden sonraki ikinci cumhurbaşkanlığı seçimi ve Türkiye'deki 28'inci milletvekili seçimi olduğunu da hatırlatmak gerek. Recep Tayyip Erdoğan yaklaşan seçimleri kazanırsa, Türkiye'nin iktidar partisi ve Erdoğan'ın kendisi, laik partilerden sonra Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana bu ülkenin siyasi gücünün zirvesinde en fazla varlığı yaşadıklarını iddia edebilirler.