Almanya AB'den Türkiye'ye baskıların arttırılmasını istedi
Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel'in 24 Temmuz tarihinde Türkiye'ye karşı önlemlerin sertleştirilmesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a "net cevap verilmesi" için AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ve AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Johannes Hahn'a yazdığı mektup ortaya çıktı.
Gabriel gönderdiği mektupta, "Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın politikalarının Avrupa değerler sistemiyle açık bir tezat içinde olduğu ve net bir yanıt gerektirdiği" ifadeleri yer alırken, Türkiye için üyelik öncesi mali yardımların kısıtlanmasını talep etti.
Sosyal Demokrat Partili (SPD) Gabriel'in mektupta "ilişkileri iyileştirmek için gösterilen çabaların Ankara'nın giderek daha agresif ve yapıcı olmayan politikalarıyla boşa çıkarıldığını" belirttiği ve "Türkiye için üyelik öncesi mali yardımların kısılarak hükümetin değil Türk sivil toplumunun yararına kullanılmak üzere demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanlarıyla sınırlandırılmasını" önerdiği kaydedildi.
Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Türkiye ile aylarca yaşanan gerginliklerin ardından aralarında Alman vatandaşı Peter Steudtner'in de bulunduğu insan hakları aktivistlerinin Büyükada'da gözaltına alınıp tutuklanması sonrası 20 Temmuz'da bir açıklama yaparak, Türkiye politikalarına yeni bir yön verileceğini ilan etmişti. Gabriel, Türkiye'ye seyahatlere yönelik tavsiyelerin sertleştirilmesinin yanı sıra AB'nin Türkiye'ye yaptığı üyelik öncesi yardımların ve Alman ihracat ve yatırım kredi garantilerinin yeniden gözden geçirileceği mesajını vermişti.
Şu sıralar Türkiye ile Almanya arasında çok büyük bir siyasi ve medya savaşı cereyandadır, Ankara, Almanya'yı darbe yanlısı, FETÖ'cülerin hamisi ve darbecileri ve Türkiye karşıtlarını Türkiye'ye iade etmemekle suçlayarak, Almanya hükümetine baskı amaçlı olarak sığınmacılar kozunu kullanmakta. Ankara, Gülen cemaatinin ülkenin siyasi, askeri, yargı, eğitim ve kamu birimlerine nüfuz ederek oluşturduğu gizli ağla 15 Temmuz darbesini gerçekleştirmeye kalkıştığını bildirmiş ve darbe sonrası bu darbeci kesimden bir grubun Almanya'ya kaçarak sığınma aldığı suçlamasını Almanya'ya yöneltmiştir.
Buna karşılık ise Almanya, özellikle 15 Temmuz sonrası Türkiye'nin darbeyi bahane ederek kendi tüm karşıtlarına ağır baskılar uyguladığını, şiddete baş vurduğunu, insanları keyfi işten attığını, tutuklayarak hapse koyduğunu belirtmiş ve bunu engellemek için de Ankara'ya bir takım siyasi baskılar uygulamış, insan hakları kozundan yararlanmıştır. Ancak şimdi anlaşılan bu baskıların yanı sıra mali araçlar kozunu da Ankara'ya karşı kullanmaya hazırlanmakta. Bu arada Ankara, Alman'ya ve AB ile olan anlaşmazlığın boyutlarının daha da büyümesine engel olmaya çalışırken, ancak kendi tutum ve siyasetlerini değiştirmesi karşısında da Almanya ve AB'den daha büyük bir puan koparmaya çalışmakta.
Berlin ile Ankara ihtilaflarının büyümesinde iki önemli koz rol oynamıştır. Birincisi 15 Temmuz 2016 darbesi ve Ankara'nın başta Almanya olmak üzere AB'ye bu darbe ve darbeciler karşısında sessiz kaldığını ve Türkiye'ye destek vermediğini ileri sürerek ağır eleştirilerde bulunması. Bu sürecin devamında ise Almanya hükümeti ve AB yetkilileri Ankara hükümetini, darbecilere karşı şiddet içerikli davranışı ve AB üyelik süreciyle ilgili sorumluluklarını yerine getirmemekle suçladılar.
İkinci mesele Nisan 2016 tarihinde Türkiye'de anayasa referandumunun düzenlenmesi hususuydu. Bu mesele de başta Almanya başbakanı Merkel ve dışişleri bakanı Gabirel olmak üzere genelde AB yetkililerinin sert eleştirilerine muhatap olmuştu.
Almanya açısından, Türkiye'de anayasa referandumu ve ardından yaşanan olaylar demokrasiden geri dönüş adımıdır. Buna karşılık Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya hükümetinin tutumunu Nazilerin tutum ve davranışlarına benzetti ki bu da iki ülke arasındaki ilişkilerin üzerine benzin dökmek mesabesinde oldu ve Türkiye ile Almanya ve genelde de AB ilişkilerini daha da kötüleştirdi.
Bu sürecin devamında şimdi de Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel Türkiye'ye karşı önlemlerin sertleştirilmesini AB makamlarından istemekte. Ancak Ankara hükümetinin bu duruma lakayd kalışı ve Bu ülkede tutuklu bulunan Alman vatandaşlarını serbest bırakmaması Berlin ve Ankara arasındaki krizi daha da artıracağa benziyor. Almanya'nın AB üzerindeki etkinliği dikkate alınacak olursa, Türkiye Almanya arasındaki ihtilafların büyümesi ölçeğinde Brüksel'in de Ankara üzerindeki baskısının artacağını gösteriyor.