Lübnan, İsrail'in karşısında dimdik durmuştur
Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Siyonist rejimin saldırı ve tehditleri karşısında bu ülkenin savunulmasına vurgu yaptı.
Lübnan Hizbullah Hareketi Yürütme Konseyi Başkan Vekili Ali Damuş da, Lübnan'ın suyu ve topraklarına saldıran ve petrol kaynaklarına elkoymak isteyen Siyonist rejimin aşırı talepleri ve hırsları karşısında pes etmeyeceğini kaydetti.
Siyonist rejim ile Lübnan arasındaki gerilim, işgal rejimi Savaş Bakanı Avigdor Liberman'ın, Akdeniz'deki 9. petrol ve doğalgaz sahasının Tel-Aviv'e ait olduğu iddiasıyla başladı, bu kriz giderek daha da derinleşti.
Siyasi çevreler, Siyonist rejimin Lübnan'a ait sahada petrol iddialarıyla bu ülkeye yönelik yeni bir saldırı planını hazırlamaya çalıştığına inanıyor.
Lübnan'da yayınlanan Bena gazetesinin köşe yazarlarından Hattaf Deham yeni yazısında, Siyonist rejim Savaş Bakanı Avigdor Liberman'ın Lübnan'ın 9. petrol sahasına ilişkin iddiası konusunda uyarıda bulunarak, İsrail'in petrol üzerinden Lübnan'a karşı savaş açmaya çalıştığını kaydetti.
İsrail ile Lübnan arasındaki su sınırları ve petrol kaynakları üzerindeki çekişme ve münakaşalar son yıllarda daha geniş bir ebat kazanmıştır.
Buna ilaveten Siyonist rejimin Lübnan sınırında duvar örme planı ve çabası da iki taraf arasındaki anlaşmazlığın tırmanmasına neden olmuştur.
Her daim işgal rejiminin yanında duran ABD da bu arada boş durmamış, Lübnan'a kendi hakkı ve topraklarından vazgeçmek için baskısını tırmandırmıştır.
Bu çerçevede ABD yaklaşık 3 hafta önce Dışişleri Bakanı'nı Lübnan ile Siyonist rejim arasında arabuluculuk için bölgeye gönderdi.
Bu icraat, Lübnan Hizbullah Hareketi Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah başta olmak üzere birçok Lübnanlı yetkili ve şahsiyetin ABD'nin arabuluculuk rolüne kuşkuyla bakarak, ABD'nin samimi olmadığını ve her şeyden ziyade Tel-Aviv'in çıkarlarını düşündüğünü söylemesine sebebiyet vermiştir.
Washington'un bu kandırıcı politikası çerçevesinde ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı David Satterfield iki taraf arasında sözde arabuluculuk misyonunu üstlendi.
Satterfileld, 3 kez Lübnan'a gelirken ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson da bir kez Beyrut'a geldi.
ABD'nin önerdiği fredrik haugh çizgisi planı, Akdeniz'de Lübnan ile Siyonist rejimi arasındaki münakaşalı bölgeyi ikiye bölüyor.
Bu plan, ABD'nin eski Başkanı Barak Obama döneminde fredrik haughom tarafından çizildi. Bu plan uyarınca, denizde Lübnan'a ait yaklaşık 330 kilometre kareye denk gelen yüzde 40 alan İsrail'e ve gerisi ise yani yaklaşık 530 kilometrelik bir alanda sadece kontrol sağlamasına izin veriliyor.
Ancak Lübnan şimdiye kadar ABD'nin bu önerini kabul etmiş değil.
Beyrut yetkilileri, Lübnan'ın petrol ve doğalgaz kaynakları üzerinde mülkiyetin, taviz verilmeyecek bir hak olduğunu söylüyorlar.
Bu meselelere göre, ABD'nin perde arkasında bölgedeki petrol ve doğalgaz savaşını yönettiği ifade edilebilir.
ABD, sözde arabuluculuk rolüyle Lübnan ve bölgede Siyonist rejim ve kendi çıkarlarını korumayı düşünüyor.
ABD'nin bölgeye yönelik Yeni Ortadoğu Projesi gibi hedefi İsrail'in güvenliğini sağlamak ve bölgedeki enerji kaynaklarını yağmalamak olan projelerini kimse unutmuş değil.
ABD ve İsrail'in Lübnan'a yönelik son sıralardaki başarısız girişimleri de bu komplo içerikli plan çerçevesinde hazırlanmıştır.
Ancak Lübnanlılar'ın direnişi ve birliği sayesinde bu planda da önceki planlar gibi etkisizleştirilmiştir.