Macron'un Lübnan'a Müdahaleci Yaklaşımı, Çifte Bakış
Lübnan'da Hassan Diab hükümetin istifa etmesine ve Mustafa Edib liderliğinde yeni kabinenin oluşmasına engel olan Beyrut limanında bir çok insanın ölümü ve yaralanması ile sonuçlanan Ağustos 2020 patlamasının ardından yaşanan siyasi gelişmeler, Batı'nın özellikle de Fransa ve Amerika'nın müdahaleci siyasetlerine malzeme haline geldiği görülmektedir.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Pazar akşamı düzenlediği basın toplantısında Lübnan gelişmelerine yönelik çifte standartlı bakışını ve yaklaşımını gözler önüne serdi. Macron sözlerinin bir kısmında Amerika'nın Lübnanlı makamlarına yaptırımlarının bu ülkede durumu daha da gerginleştireceğini söyledi.
Macron’un açıklamaları, Washington’un mevcut hassas dönemde Lübnan’dan maksimum taviz koparmaya ve mevcut vahim durumu siyonist rejim çıkarları doğrultusunda suiisitmal etmeye çalıştığı, ayrıca Trump’ın başkanlık seçimleri için hazırlandığı ve tek mümkün olan yolun Lübnan’a maksimum baskı uygulamak ve ekonomi yaşamı adeta rehin almak ve tüm hükümet kurumlarını düşürme eşiğine getirmek olduğunu belirttiği bir sırada gerçekleşiyor.
Bir diğer yandan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Lübnan’da tamamen müdahaleci bir siyaset izlemeye başlamıştır. Macron Lübnan'daki mevcut durumun bu ülkenin iç savaşının ardından eşsiz gelişme olduğuna değinerek Lübnan'daki iktidar kademesinde yolsuzluklara batan siyasi bir kesimin olduğunu ve sonuçta Lübnanlı makamların taahhütlerine bağlı olmadıklarını belirtti.
Macron Lübnanlı siyasi grupların, kendisi ile görüşmelerinde 15 gün içerisinde kabineyi kuracakları sözü verdiklerini iddia etti. Macron'un sözlerinde göze çarpan önemli nokta ise onun Hizbullah Hareketinin mevcut durumunu eleştirmesi idi.
Macron Hizbullah ile ilgili şöyle bir iddiada bulundu: "Hizbullah, İsrail ile savaşan bir ordu, Suriye'de savaşan silahlı bir grup ve Lübnan'da siyasi bir parti olamaz. "
Emmanuel Macron, Fransa'nın Lübnan'ı bırakmayacağını ve çizdiği yol haritalarına hala bağlı olduğunu belirtti. Böylece Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un açıklamalarının iki farklı boyutu olduğunu söylemek mümkün.
Macron bir yandan Amerika'nın Lübnan'a karşı siyasi hedeflere ulaşmak için uyguladığı yaptırımlarını eleştirip böyle bir yaklaşımın Lübnan'da gerilimleri arttıracağını iddia ederken, öte yandan da tepeden bir bakış çerçevesinde tamamen emir ve talimat verircesine Lübnan'a amirlik yapmak istiyor.
Burada sorulması gereken soru Macron'un hangi hakla, hangi temele dayanarak Lübnan'ı denetleme ve kontrol etme sorumluluğu hissetmektedir? Nasıl olur da Fransa Lübnan'a patronluk taslamak istiyor?
Görünen o ki Fransa aynı eskide olduğu gibi sömürgecilik yaklaşımı çerçevesinde Lübnan'a yaklaşıp bu ülkenin siyasi gelişmelerini yönlendirmek istiyor. Bu arada Fransa'nın özellikle de Siyonist Rejimin garazkâr girişimleri yolunda büyük bir engel olan Lübnan Hizbullah Hareketinin hayati ve kritik rolünü kasten yok saymak istiyor. Aynı zamanda Fransa Lübnan'ın siyaset arenasında çok önemli bir siyasi ve sosyal hareket olan Hizbullah’ın varlığını gözardı ederek aslında daha fazla kısıtlanmasını istiyor.
Lübnan'ın siyaset arenasına Amerika-Suudi ve Fransa olmak üzere iki müdahaleci hareketin dahil olduğunu belirten Siyasi bilimler hocası Dr. Bilal El Kays’a göre, "Görünen o ki Fransa'nın stratejileri Amerika'dan farklıdır. Ancak Paris'in hedeflerinin Washington ile aynı olduğu söyleyebilir. Gerçekte Fransa Amerika'dan uzak kalmak istemiyor.”
Tabii ki Macron'un gözettiği siyasi stratejinin de zaten Batı'nın Lübnan'da gözettiği temel stratejiden farklı olmadığı görülmektedir. Bu çerçevede Batı, Lübnan'da Hizbullah Hareketini ve direniş eksenini zayıflatmak ve Batı yanlısı akımları ülkede iktidara getirmek istiyorlar./