Suudi Büyükelçinin Haziran'da Katar'a Geri Dönmesi
Suudi Arabistan 4 yıl önce Haziran ayında Katar ile ilişkilerini kesmişti. Şimdi 4 yılın ardından Haziran 2021'de büyükelçisini Doha'ya tekrar atadı.
Suudi Arabistan ile Katar ilişkilerindeki gerilimler Haziran 2017'de başlamıştı. Arabistan, Muhammed bin Selman'ın veliaht olarak seçilmesi ile ihtirasları arttı böylece Katar'ın yanı sıra Yemen gibi zayıf ve ufak Arap ülkelerin Riyad'a boyun eğerek uyumlu politikalar izlemesini bekledi. Muhammed bin Selman'ın küçük ve zayıf Arap ülkelerine olan bakışı tam derebeylik düşüncelerine dayalıdır. Aslında Muhammed bin Salman'ın inşa etmek istediği Arabistan, küçük ve zayıf Arap ülkelerin kendi alt bölümleri olarak görüyor bu yüzden iç siyasete bağımsız olsalar da dış siyasette Riyad'a tabi olmaları gerektiğini düşünüyor.
Bahreyn gibi bir ülke uzun süreden beri Suudilerin bu siyasetine uymaya başladı. Ancak Katar hep kendi egemenliği ve bağımsızlığına vurgu yaparak Suudilerin bu görüşünü sorguladı. Suudiler ve de Mısır, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirliklerinin topyekun baskıları da Katar'ın bakışının değişmesine ve Riyad siyasetlerine uymasına yol açmadı. Görünen o ki 3,5 yıl sonra Suudi hükümeti, Katar'a yönelik siyasetlerinin yenilgisini kabul etmek zorunda kalmıştır.
Şimdi de Suudi Arabistan yeni bir karar alarak büyükelçisini Katar başkenti Doha'ya geri gönderdi. Suudi Arabistan'ın Doha büyükelçisi " Mansur bin Halit bin Farhan Al-i Suud" Pazartesi günü güven mektubunu Katar dışişleri bakanı Muhammed bin Abdürrahman Al-i Sani'ye sundu.
Böylece Suudi Arabistan'ın yeni büyükelçisi Haziran 2021'de Katar'a dönmüş oldu. Eski Suudi Arabistan büyükelçisi ise Haziran 2017'de Riyad'a dönmüştü. Arabistan'ın büyükelçisini aynı ayda Katar'a geri gönderme kararı, aslında Katar için bir başarı ve Riyad için belirgin bir yenilgi sayılır.
Bu husustaki bir başka önemli konu, Riyad büyükelçisinin Doha'ya dönüşünün Arabistan'ın eski siyasetlerinin tamamen yanlış olduğunu kabul etmesi anlamına gelmesidir. arabistan yönetimi, hiçbir ülkenin Suudi eyaleti olmadığını ve her ülkenin kendine has egemenlik ve bağımsızlık hakkı bulunduğunu anlamışlardır. Bu yüzden, Riyad, Katar dahil diğer ülkelere yönelik müdahaleci siyasetlerini revize etme niyetindedir.
Suudi Arabistan'ın Katar'a karşı siyasetlerinin yenilgiye uğraması, deneyimsiz Suudi yöneticilere, özellikle de Muhammed bin Selman'a siyaset dünyasını tek taraflı ve bencil bir şekilde yönlendirilemeyeceğini gösterdi. Kendi siyasetlerini diğer ülkelere dayatmak isteyen ülkelerin hegemon güç olmaları ve yüksek bir amirlik konumunda olması gerektir. Suudi Arabistan'ın Katar gibi ufak bir ülke karşısındaki siyasetlerinin yenilgiye uğraması Suudi Arabistan'ın hegemon bir güç olmadığını ve Muhammed bin Selman'ın kendi gücünü yanlış saptadığını gösteriyor.
Burada değinilmesi gereken bir başka önemli nokta da Katar'ın kendi bağımsızlığı ve egemenliğine vurgusu, Donald Trump'ın Amerika başkanlık seçimlerinde yenilmesi ve de Riyad'a yönelik açık insan hakları ihlalleri yüzünden küresel baskının, Suudi yöneticilere dış siyasette sadece kendi kapasitelerini hesaba katmalarını ispatladı. Sırtını diğer ülkelerin makamlarına yaslamak ve özellikle Suudilerin Trump'a güvenerek bölgesel girişimlere kalkışması, bu ülkenin çıkarlarını sağlayamadığı gibi bu ülkenin prestijini de sarstı. İşte Suudi veliaht prensi Muhammed bin Selman böyle bir durumla karşı karşıya kaldı. Bu durum Katar'a karşı baskı siyasetinin yanlış olduğunu anlamasında da ona yardımcı oldu./