Arabistan ve BAE arasında ihtilafların yoğunlaşması belirtileri
https://parstoday.ir/tr/news/west_asia-i177668-arabistan_ve_bae_arasında_ihtilafların_yoğunlaşması_belirtileri
Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri son 10 yılda bölge siyasetleri çerçevesinde yaklaşık aynı siyaseti izlerken, son zamanlarda ikili ilişkilerde her geçen gün artan ihtilaflar yaşıyorlar.
(last modified 2026-02-13T17:00:51+00:00 )
Temmuz 14, 2021 05:35 Europe/Istanbul
  • Arabistan ve BAE arasında ihtilafların yoğunlaşması belirtileri

Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri son 10 yılda bölge siyasetleri çerçevesinde yaklaşık aynı siyaseti izlerken, son zamanlarda ikili ilişkilerde her geçen gün artan ihtilaflar yaşıyorlar.

Arap dünyasında halk itirazlarının başlamasından itibaren BAE, Arabistan siyasetlerine paralel hareket etmeye başladı. Bu birlikteliğin doruğu Yemen’e karşı savaştı; bu bağlamda Riyad’ın en önemli ortağı ise Abu Dabi oldu. Fakat son iki yılda, BAE ile Arabistan arasında birkaç ayrılık emaresi göze çarpmaya başladı.
Anlaşmazlığın ilk işareti 2019'da BAE'nin güney Yemen'den çekilmeye karar vererek askerlerini bölgeden çıkarmasıydı. Reuters geçtiğimiz günlerde Abu Dabi ve Riyad arasındaki gerilimin tırmanmasıyla ilgili makalede şöyle yazdı: 
“2019'da BAE'nin Suudi Arabistan'dan ayrılmasının ilk işareti, Yemen'deki BAE askeri varlığının sona ermesiydi. Bu geri çekilme ile BAE, Riyad'ı Yemen'de maliyetli bir savaşta yalnız bıraktı. Ayrıca Abu Dabi, Arabistan’ın desteklediği hükümete meydan okuyan Yemenli güçlerden  Güney Geçiş Konseyi’ne destek vererek Riyad için sorun oluşturdu.”
BAE ile Suudi Arabistan arasındaki ihtilafların bir başka işareti Katar meselesiydi. Al-Suud, Bahreyn, BAE ve Mısır'ın rızası olmadan Katar ile gerginliği azalttı. Arap dünyasının tanınmış uzmanı Abdulbari Atvan bu konuda şöyle yazdı: "Birleşik Arap Emirlikleri Katar ile gerginlikte Arabistan tarafından kandırıldığını hissediyor. Görünüşe göre Yemen’in güneyinde Birleşik Arap Emirlikleri güçlerinin geri çekilmesinden rahatsız olan Muhammed bin Salman, Katar ile ilişkileri ihya ederek Birleşik Arap Emirlikleri’n eylemlerine karşılık vermiştir.”
Abu Dabi ve Riyad arasındaki artan gerilimin üçüncü işareti, İsrail rejimi ile ilişkilerin normalleşmesidir. BAE, Fars Körfezi bölgesinde Eylül 2020'de korsan rejim ile diplomatik ilişkiler kuran ilk Arap ülkesiydi. Abu Dabi'nin algısı, Riyad'ın da Tel Aviv ile ilişkileri normalleştirme yolunda ilerleyeceğini yönündeydi. Hatta Muhammed bin Salman, Suudi Arabistan'da eski amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve eski İsrail rejimi Başbakanı Benjamin Netanyahu ile de görüştü. Ancak Riyad, Tel Aviv ile ilişkileri normalleştirme yolunda ilerlemedi ve bu, Abu Dabi'de memnuniyetsizliğe neden oldu.
BAE ile Suudi Arabistan arasındaki anlaşmazlığın tırmanmasının dördüncü işareti, diğer üç işaretten daha açık ve aleni bir şekilde ve OPEC Plus toplantısında ortaya çıktı. İki büyük OPEC üreticisi arasındaki anlaşmazlık, son OPEC Plus toplantısında tırmandı ve genellikle ihtilaflarını kendi aralarında saklayan iki ülke, bu kez ihtilaflarını televizyonda alenileştirerek kamuoyuna duyurdu.
Riyad, Rusya dahil diğer OPEC Plus üyeleri tarafından desteklenen planında ısrar ediyor. Plana göre, önümüzdeki birkaç ay içinde petrol üretimi artmalı, ancak piyasayı istikrara kavuşturmayı amaçlayan arz kısıtlama anlaşması 2022'nin sonuna kadar uzatılmalı. Fakat BAE, plana karşı çıkarak petrol üretiminde koşulsuz bir artış çağrısında bulunuyor.
Suudi Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Salman, Bloomberg TV'ye verdiği röportajda “Abu Dabi, OPEC Plus İttifakı içinde izole edildi. Tüm grup bir ülkeye karşıydı ve bu benim için üzücüdür fakat gerçek bu.” Şeklinde konuştu. 
Suudi Arabistan enerji bakanının açıklamalarından kısa bir süre önce Birleşik Arap Emirlikli mevkidaşı Süheyl el-Mazrui, anlaşmayı uzatmayı reddetti ve sadece üretimde kısa vadeli bir artışı destekledi ve 2022'de ülkesi için daha iyi koşullar talebinde bulundu. El-Mazrui’nin Bloomberg TV’ye yaptığı açıklamada, “BAE, piyasanın talep ettiği üretimde koşulsuz artışı istiyor; anlaşmanın 2022 sonuna kadar uzatılması kararının şimdi verilmesine gerek yoktur.” demesini bu çerçevede değerlendirmek gerekir./