Gazze'deki Siyonistlerin Başdöndüren Soykırımına Yönelik Eleştiri
Gazze'deki durumu görüşmek üzere Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi bir kez daha toplandı.
Toplantıya ABD dışında katılanların çoğu, Siyonistlerin Gazze halkına yönelik "baş döndüren soykırımını" eleştirdi.
Siyonist rejimin Gazze'ye yönelik soykırımının 15. ayında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Gazze'deki durumu gözden geçirmek üzere bir kez daha toplandı.
Bu toplantı, 2025 yılında Gazze konusunda yapılacak ilk Güvenlik Konseyi toplantısı olma özelliği taşıyordu. Bu toplantı, Gazze halkının yeni yılın başında Siyonistler tarafından bombalama ve katliamların devam ettiği bir dönemde gerçekleşti. Bu bağlamda, Güvenlik Konseyi toplantısına video aracılığıyla katılan BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Turk, "Gazze'de insan hakları felaketi tüm dünyanın gözü önünde devam ediyor" dedi.
Bir diğer konu ise Güvenlik Konseyi toplantısının ateşkes müzakerelerine ilişkin belirsizliklerin hakim olduğu bir ortamda yapılmasıdır. Katar'ın başkenti Doha, Gazze'de ateşkes için yeniden görüşmelere ev sahipliği yaptı; ancak henüz bir anlaşmaya varıldığına dair bir işaret yok ve Netanyahu'nun kabinesi anlaşmaya varılması yönündeki çabaları engellemeye devam ediyor.
Bir diğer konu ise Güvenlik Konseyi'nin Siyonist soykırımını durduracak bir çözüme ulaşamaması, bu rejimin etnik temizlik politikasını benimsediğini ve sürdürmeye devam ettiğini göstermektedir. Cezayir Temsilcisi Ammar Bin Cami’ , BM Güvenlik Konseyi toplantısında bu konuda şunları söyledi: "İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırganlığının amacı, etnik temizlik politikası kullanarak Filistinlileri topraklarından çıkarmaktır."
Bir diğer önemli husus ise, BM Güvenlik Konseyi'nin bu toplantısının, geçen hafta Kamal Advan Hastanesi'ne düzenlenen saldırının ve hastanenin müdürü Hüsam Ebu Safiye’nin keyfi olarak tutuklanıp gözaltına alınmasının ardından yapılmış olmasıdır. Bu konu toplantıda da eleştirildi.
İsrail askerleri 27 Aralık’ta Kemal Advan Hastanesini basarak Ebu Safiye’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişiyi alıkoymuştu.
Ebu Safiye’nin alıkonmadan yıkıntılar arasında beyaz önlüğüyle İsrail tanklarına doğru tek başına yürüdüğü görüntü, Gazze’de işgale karşı direnişin sembollerinden biri haline gelmişti.
Güvenlik Konseyi dönem başkanlığını üstlenen Cezayir temsilcisi Ammar Bin Cami’, İsrail ordusunun saldırıları nedeniyle Gazze Şeridi'ndeki hastanelerin yüzde 63'ünün hizmet veremediğini, 100'den fazla ambulansın tahrip edildiğini belirterek, İsrail rejiminin, Gazze Şeridi'nin kuzeyinde bulunan Kemal Advan Hastanesi'ni, bu bölge sakinlerini tedavi imkânından mahrum bırakmak amacıyla kasıtlı olarak ateşe verdiğini söyledi.
Bu arada Pakistan'ın Birleşmiş Milletler temsilcisi Asım İftihar, dünyanın hiçbir yerinde uluslararası insani hukukun Gazze'deki kadar "çiğnenmediğini" belirterek, "Bu soykırım kampanyasının ölçeği şaşırtıcı. Amacı inkar edilemez. Gazze'de evler, okullar, hastaneler, hatta kültürel miras bile yok edildi. Birleşmiş Milletler ve çalışanları bile bundan güvende değillerdir. Bu bir savaş değil. Bu, mülksüzleştirme, etnik temizlik ve imha kampanyası, sivillerin ayrım gözetmeksizin bombalanması ve hayati altyapının sistematik olarak tahrip edilmesidir. Bunlar, halkın tamamını topraklarından yok etmeyi amaçlayan hesaplı eylemlerdir." Vurgusunda bulundu.
Bir diğer önemli konu ise, Güvenlik Konseyi üyelerinin Siyonist rejimin Gazze'ye yönelik soykırımını sürdürdüğü yönündeki belgelenmiş tüm eleştirilerine rağmen, ABD'nin Güvenlik Konseyi temsilcisi Linda Thomas Greenfield'in, Siyonist ordunun Gazze'ye yönelik saldırılarını desteklemesidir. Bu Amerikan desteği, Siyonistlerin Gazze'deki soykırımının devam etmesinde ve bu konudaki tüm küresel endişeleri hiçe saymasında en önemli ve başlıca etkendir.