Suriye'deki Şiilere Yönelik Artan Şiddetin Sebepleri Nelerdir?
Suriye'de Beşar Esad hükümetinin devrilmesinin ardından 45 gün sonra, silahlı grupların, özellikle Tahrir el-Şam'a bağlı unsurların, ülkedeki Şiilere yönelik şiddeti artış göstermiştir.
Silahlı unsurların Suriye'nin Humus vilayetinde yer alan Al-Kanise köyüne düzenlediği saldırıda 10 Şii Suriyeli hayatını kaybetti. Aynı zamanda bu köyde beş kişi gözaltına alındı ve köy sakinleri şiddet ve tacize maruz kaldı.
Buna ek olarak, Tarin köyünde üç Şii vatandaş tutuklanırken, üç kişi de silahlı saldırıda yaralandı.
Tahrir el-Şam’a bağlı unsurlar, Kafarnan köyüne saldırarak 27 kişiyi gözaltına aldı ve bazı köy sakinlerini yaraladı. El-Culani’ye bağlı gruplar ise El-Gazile ve El-Hamam köylerinde dört kişiyi infaz etti, beş kişiyi tutukladı ve 10 kişiyi yaraladı.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'nin raporuna göre, Çarşamba günü El-Culani’ye bağlı silahlı unsurlar, Humus'un batısındaki El-Ğur kasabasına girerek dört kişiyi doğrudan başlarından vurarak infaz etti. Aynı grup, çatışmalara karıştıkları iddiasıyla iki kişiyi daha öldürdü.
Bu şiddet olayları sadece Humus ile sınırlı kalmadı. Humus, Hama ve Suriye'nin kıyı bölgeleri, çok sayıda infaza sahne oldu. Ülkedeki Şiilerin büyük bir kısmı, silahlı unsurların saldırılarından kaçarak ülke içinde ve özellikle Lübnan’da mülteci durumuna düştü ve zor koşullarda yaşamaktadır. Ölenler arasında kadınlar ve çocukların bulunması, yerel halkın acılarını daha da derinleştirmiştir.
Bu saldırılarla ilgili olarak şunlar ifade edilebilir;
Birinci olarak bu saldırılar ya doğrudan Abu Muhammed el-Culani’nin izniyle gerçekleşmektedir ya da o, bağlı gruplar üzerinde yeterli kontrole sahip değildir. Tahrir el-Şam ile işbirliği yapan birçok terör örgütü, çeşitli nedenlerle, örneğin güç paylaşımı için bu gruba bağlı hareket etmeyebilir.
İkinci olarak, Şii nüfusun hedef alınması sadece askeri bir operasyon değil, aynı zamanda bu bölgelerde korku ve istikrarsızlık yaratmayı amaçlayan sistematik bir harekettir.
Yeni kurulan hükümet, Şiilere baskı uygulayarak onları boyun eğmeye zorlamaya çalışıyor olabilir.
Üçüncü olarak, bu saldırılar, Esad yönetimine yakın grupları ya temizlemek ya kaçmaya zorlamak ya da yeni hükümete karşı herhangi bir direnişi önlemek amacıyla düzenleniyor olabilir.
Dördüncü olarak, artan saldırılar, Suriye’deki mezhepsel ve etnik gerilimleri daha da tırmandırarak iç savaşı körüklüyor, bu da büyük bir insani krize yol açıyor.
Beşinci olarak, on 45 gün içinde yüzlerce Şii öldürüldü veya yaralandı. Bu, bölgede ciddi bir insan hakları ihlali ve insani kriz yaşandığını gösteriyor.
Ancak, Esad’ı insan hakları ihlalleriyle suçlayan uluslararası güçler, bu şiddeti durdurmak için hiçbir somut adım atmadı.
İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı "Seyyid Abbas Irakçi", Perşembe akşamı Türkiye Dışişleri Bakanı "Hakan Fidan" ile yaptığı telefon görüşmesinde, İran’ın Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü destekleme politikasını vurguladı. Ayrıca, Şii ve Alevi bölgelerinde silahlı grupların keyfi eylemlerine ilişkin haberler karşısında duyduğu endişeyi dile getirdi ve azınlık haklarının korunması gerektiğini vurguladı./