Siyonist Rejimin Suriye’deki Gerçek Niyetlerinin Ortaya Çıkışı
Suriye’nin yeni yöneticilerinin sessizliği ve pasif tutumu, Siyonist rejimi Suriye’de yeni işgal ettiği bölgeleri kalıcı hale getirmeye yöneltti.
İsrail gazetesi Haaretz, Siyonist rejimin Suriye topraklarında yedi askeri üs kurduğunu bildirdi.
Habere göre İsrail ordusu, Suriye’de yeni işgal edilen bölgelerde yedi askeri üs inşa etti. Bu üsler, kuzeyde Cebel Şeyh’ten güneyde Ürdün, Suriye ve işgal altındaki Filistin arasındaki sınır üçgenine kadar uzanan tampon bölgede bulunuyor.
Beşar Esad yönetiminin düşmesinden bu yana İsrail ordusu, işgal altındaki Golan ile Suriye toprakları arasındaki tampon bölgeyi aşarak Dera ve Kuneytra vilayetlerinde Golan’a yakın bölgeleri işgal etmeye devam etti.
Bu üslerin yerleri, kuzeyde Hermon Dağı’ndan güneyde Tel Kudne’ye kadar uzanıyor. İşgalci rejimin üsleri Hermon Dağı, Hader, Cebete el-Haşab, Hamidiye, Kuneytra, Kataniye ve Tel Kudne’de yer alıyor.
Bu adım, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, 1974’te Suriye ile İsrail arasında varılan Golan anlaşmasının çöküşünü ilan etmesinin ardından geldi. İsrail ordu radyosu da hükümetin, Suriye’deki Cebel Şeyh bölgesini işgal etmeyi ve burada bir tampon bölge oluşturmayı onayladığını duyurdu.
31 Mayıs 1974’te, Suriye ve İsrail, Ekim 1973 Savaşı’ndan sonra yedi aylık bir ateşkesin ardından “Gerilimi Sonlandırma Anlaşması”nı imzaladı. Birleşmiş Milletler (BM), Sovyetler Birliği ve ABD temsilcilerinin katılımıyla imzalanan bu anlaşma, BM’nin 22 Ekim 1973 tarihli 338 sayılı kararına dayanıyordu.
Bu anlaşma, BM gözetiminde uygulamaya kondu ve ana maddesi, iki ordu arasında, Suriye ve BM yönetiminde silahsız bir tampon bölge oluşturulmasıydı.
Ancak Suriye’deki son gelişmelerle birlikte Siyonist rejim, bazı bölgesel aktörlerin desteği ve Batılı ülkelerin onayıyla hareket ederek, bölgenin çehresini değiştirmeye ya da sözde "Yeni Ortadoğu"yu şekillendirmeye çalışıyor.
İsrail, Suriye’yi “ikinci Mısır”a dönüştürmeyi ve Donald Trump’ın gelişiyle birlikte Suriye’nin yeni yönetimine bir “Camp David” anlaşması dayatmayı hedefliyor.
Her ne kadar İsrail ordusu ve Netanyahu hükümeti, Golan’daki son girişimlerinin geçici olduğunu iddia etse de tarihsel veriler bu söylemi çürütüyor.
İsrail, geçmişte de geçici olarak ilan ettiği birçok adımı kalıcı hale getirdi. Bunun en bariz örneği, sahte İsrail rejiminin 1948’de kurulmasından bu yana yürürlükte olan "Olağanüstü Hal Yasası"dır.
Bunun yanı sıra, İsrail ordusu Beşar Esad hükümetinin zayıflamasının ardından Suriye’deki askeri altyapı ve tesislere yönelik saldırılarını artırdı. Bu süre zarfında askeri hedefleri bombalamaya devam etti ve ülkenin doğusuna ve batısına yeni saldırılar düzenledi.
Siyonist rejimin yeni Suriye’yi silahsızlandırma çabası, özellikle de ağır silahlar ve hava kuvvetlerinden mahrum bırakma girişimi, İsrail’in Arap ve İslam dünyasına karşı her zaman üstünlük sağlama stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
İsrail rejimi, Suriye’nin savunma ve askeri altyapısını hedef alarak, havaalanlarını, araştırma merkezlerini, mühimmat depolarını, helikopterleri, savaş uçaklarını ve hatta sahil güvenlik birimlerini bombalayarak, ülkeyi hava savunmasından yoksun bırakmayı ve dilediği zaman Suriye hava sahasını kontrol etmeyi amaçlıyor.
Siyonist rejimin geniş çaplı saldırıları ve Suriye topraklarının yeni bölgelerinin işgali, ülkenin yeni yönetimini, özellikle de Ebu Muhammed el-Culani’yi zor sorularla karşı karşıya bırakıyor.
Bu gelişmeler, yeni hükümeti oluşturan grupların ve onların destekçilerinin, bilinçli veya bilinçsiz olarak başından beri İsrail’in oyun planına dahil olup olmadığını ve işgalci rejimin hedeflerine katkıda bulunup bulunmadıklarını sorgulatıyor.