Analiz | Çok cepheli savaşlar Siyonist rejimin ekonomisini nasıl etkiledi?
Parstoday – Çok cepheli savaşlar, Siyonist rejimin ekonomisine ağır bir mali yük getirdi.
Parstoday’in haberine göre, Siyonist rejimin Ekim 2023’ten bu yana Gazze, Lübnan ve Suriye’de yürüttüğü çok cepheli savaşlar, yalnızca rejimin güvenlik dengelerini değiştirmekle kalmadı; aynı zamanda ekonomisine son derece ağır bir mali yük bindirdi. Günümüzde birçok makroekonomik gösterge, Siyonist rejimin artan askeri harcamalar ile azalan yatırım kapasitesi arasında stratejik bir çıkmaza sürüklendiğine işaret ediyor.
Siyonist rejimin Merkez Bankası ve Maliye Bakanlığı’nın Nisan 2026’ya kadar yaptığı tahminlere göre, Ekim 2023’ten bu yana Gazze, Lübnan ve Suriye’deki savaşların doğrudan maliyeti 405 milyar şekele (138 milyar dolar) ulaşarak gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 17’sine denk geldi. Bunun yanı sıra üretimdeki aksaklıklar ve bölgesel faaliyetlerin durması nedeniyle oluşan birikmiş zarar da 177 milyar şekel (57 milyar dolar) seviyesinde bulunuyor. Bu durum, savaşın yol açtığı zararların yalnızca askeri bütçelerle sınırlı kalmadığını, üretim ve istihdamın temel yapısına da nüfuz ettiğini gösteriyor.
Kamu maliyesi açısından bakıldığında, savaş öncesinde GSYH’nin yaklaşık yüzde 60’ı seviyesinde olan devlet borcunun GSYH’ye oranı bugün yüzde 69’a yükselmiş durumda. Uluslararası finans ve para kuruluşlarının tartışmalı tahminlerine göre, mevcut eğilimin devam etmesi ve ciddi istikrar önlemlerinin alınmaması halinde bu oranın 2030 yılına kadar yüzde 80’i aşması bekleniyor. Borçlulukta böylesine hızlı bir artış, faiz ödemelerinin yükselmesi ve Siyonist rejim kabinesinin altyapı ve sosyal refah harcamaları için sahip olduğu mali alanın daralması anlamına geliyor. Bu durum bütçe açığında da açıkça görülüyor.
Siyonist rejimin bütçe açığı 2024 yılında yüzde 6,8 ile zirveye çıkmıştı. Netanyahu hükümeti 2026 yılı için yüzde 3,2 oranında bir hedef belirlemiş olsa da bağımsız tahminler, bu oranın fiilen yüzde 4,7 ile 5,1 arasında seyredeceğini gösteriyor. Hedef ile gerçekleşmesi beklenen oran arasındaki bu önemli fark, mali yapının askeri harcamaları kontrol altına almakta ve Siyonist rejimin savaşlarının yol açtığı zararları telafi etmekte yetersiz kaldığının göstergesidir.
Bütçe açığının yarattığı baskı, Netanyahu hükümetini altyapı ve sosyal refah harcamalarını kısmaya zorladı. Enflasyon ve durgunluğun aynı anda tehdit oluşturduğu bir ortamda uygulanan bu zorunlu daraltıcı politika, ekonomik toparlanmanın önünde ciddi bir engel oluşturuyor.
Daha da dikkat çekici olan ise Siyonist rejimin ekonomik büyümesindeki sert dalgalanmadır. Ekonomi, 2025 yılında kamu harcamaları ve ertelenmiş alımların yarattığı teşviklerin etkisiyle yüzde 2,9 oranında büyümüş olsa da görünüşte olumlu olan bu büyüme pek sürdürülebilir olmadı. 2026 yılının ilk çeyreğinde ise rejimin ekonomisi yüzde 3,3 oranında daraldı. Bu sert dalgalanma, üretken ekonomik faaliyetlerin doğal biçimde hızlanmasından ziyade talebin geçici olarak canlandırılmasından kaynaklandı. Bütçe kaynaklı etkiler ortadan kalkar kalkmaz üretim ve istihdamın temelindeki kırılganlık ortaya çıktı.
Son savaşların Siyonist rejimin ekonomisine açtığı en derin yaralardan biri de geniş çaplı yedek asker seferberliği oldu. Özellikle yüksek teknoloji ve tarım gibi iki kritik sektörde ciddi nitelikli iş gücü açığına yol açan bu seferberlik, ekonomiyi olumsuz etkiledi. Siyonist rejimin ihracatının yaklaşık yüzde 50’sinden sorumlu olan yüksek teknoloji sektörü, mühendis ve uzmanların savaş cephelerine gönderilmesi nedeniyle kalkınma projelerinde aksama ve verimlilik kaybıyla karşı karşıya kaldı. Tarım sektöründe ise yabancı ve yerli iş gücündeki eksiklik, gıda üretimini ciddi bir riskle karşı karşıya bıraktı.
Bu aksaklıklar yalnızca anlık kayıplara yol açmakla kalmadı, aynı zamanda insan kaynağını da göçe yöneltti. Öyle ki yüksek gelirli kesimler arasındaki insan gücü göçü 2019’dan bu yana yüzde 80 arttı. Nitelikli insanların ülkeden ayrılması, İsrail ekonomisinin gelecekteki inovasyon ve rekabet gücünü belirsizlik içine sürükledi.
Uluslararası düzeyde ise üç büyük kredi derecelendirme kuruluşunun tamamı, Siyonist rejimin kredi notu açısından negatif görünümü koruyor. Bunlardan Moody’s, kısa süre önce Siyonist rejimin kredi notunu iki kademe düşürerek Baa1 seviyesine indirdi. Bu not indirimi, hükümet ve Siyonist rejim şirketleri için küresel piyasalarda finansman maliyetlerinin artması anlamına geliyor. Bütçe açığının ve borçların hızla yükseldiği bir ortamda bu durum, yabancı yatırım çekilmesinin önünde daha büyük bir engel oluşturuyor.
Ayrıca uluslararası kredi itibarındaki gerileme, ulusal para biriminin değeri ve enflasyonun kontrolü üzerinde de olumsuz etki yaratıyor; böylece artan maliyetler ve azalan gelirlerden oluşan kısır döngüyü daha da güçlendiriyor.
Genel olarak bu rakamlar ve göstergelerden ortaya çıkan tablo, artan askeri harcamalar ile azalan yatırım kapasitesi arasında tarihsel bir tuzağa sıkışmış bir ekonomiye işaret ediyor. Siyonist rejim son yıllarda yüksek teknoloji sektöründeki dikkate değer büyümeye rağmen askeri bütçe ile sivil harcamalar arasında denge kurmakta sürekli zorlanıyordu. Ancak çok cepheli savaşlar bu kırılgan dengeyi bir anda bozdu.
Günümüzde sürdürülebilir ekonomik büyümeye geri dönüş, askeri bütçe yapısında köklü bir reform yapılması ve sınırlardaki askeri gerilimlerin azaltılması olmadan fiilen ulaşılması zor bir hedef gibi görünüyor.
Siyonist rejimin ekonomisi, artık geniş çaplı savaş harcamalarını finanse edecek kapasiteye sahip olmadığı, ancak bu harcamalardan vazgeçmesinin de kendi güvenlik durumunu tehlikeye atabileceği bir noktaya ulaşmış durumda.
Bu nedenle önümüzdeki süreç; uzun süreli stagflasyon, işgal altındaki Filistin’de yaşam standartlarının düşmesi ve beşeri ve mali sermayenin ülkeden kaçışı ile karakterize edilebilir. Bu tablo, iyimser ekonomik beklentileri ciddi biçimde sorgulanır hâle getiriyor.
Aslında Siyonist rejimin son dönemdeki savaş politikaları, dışsal bir şok gibi hareket ederek bu rejimin ekonomisindeki yapısal zayıflıkları açığa çıkarmıştır./