Yorum | Şanghay, ABD'nin İran'a uyguladığı ablukayı nasıl kıracak?
https://parstoday.ir/tr/news/west_asia-i300342-yorum_Şanghay_abd'nin_İran'a_uyguladığı_ablukayı_nasıl_kıracak
Pars Today – Bloomberg bir raporunda şöyle yazdı: “Şanghay İşbirliği Örgütü ABD ile değil; İran ile; Batı Avrupa veya Ukrayna ile değil; Rusya ile birlikte.”
(last modified 2026-09-05T04:33:22+00:00 )
Eylül 05, 2026 07:31 Europe/Istanbul
  • Yorum | Şanghay, ABD'nin İran'a uyguladığı ablukayı nasıl kıracak?

Pars Today – Bloomberg bir raporunda şöyle yazdı: “Şanghay İşbirliği Örgütü ABD ile değil; İran ile; Batı Avrupa veya Ukrayna ile değil; Rusya ile birlikte.”

Bloomberg raporunun bu önemli ifadesi, Washington'ın İran'a karşı baskı politikasının geleceği hakkında önemli bir gerçeği ortaya koyuyor. ABD hala ekonomik yaptırımlar ve cezalar uygulama yeteneğine sahip, ancak artık iradesini uluslararası toplumun iradesine kolayca dönüştüremiyor. ABD Hazine Bakanı Scott Besant, İran'a karşı “ekonomik D-Day” planını ilerletmek için aynı eski “ya bizimlesiniz ya da bize karşısınız” mantığını ön plana çıkardı. Bu mantık, 11 Eylül 2001 sonrası dönemde Batı dünyasının büyük bir bölümünü Washington'ın arkasına koymayı başardı. Ancak 2026 dünyası artık 2001 dünyası değil.O zamanlar ABD, uluslararası sistemin tartışmasız hegemonuydu. Çin henüz bugünkü ekonomik gücüne sahip değildi. Rusya da bugünkü konumunda değildi. BRICS ve Küresel Güney kavramı henüz oluşmamıştı ve Şanghay İşbirliği Örgütü, Orta Asya meselelerini yönetmek için sınırlı bir kurumdu. Ancak bugün, küresel ekonominin büyük bir kısmı Washington'ın karar alma yörüngesinin dışında büyüdü. Carnegie, Şanghay İşbirliği Örgütü'nü değerlendirirken temel bir noktayı vurguluyor: NATO'nun Doğu versiyonu olması amaçlanmamıştır. Önemi, Avrasya'da işbirliği ve güç dengesi için bir çerçeve oluşturmakta yatmaktadır. Bu özellik, ABD'nin tek taraflı baskısının etkinliğini azaltma kapasitesini artırmaktadır.

Washington'ın sorunu, yaptırımların artık boşlukta uygulanmamasıdır. İran, Çin, Rusya ve diğer Batı dışı ekonomilerle ekonomik, enerji ve finansal ilişkiler ağına gömülüdür. Reuters, İran petrolünün aracılar ağı üzerinden Çin'e ulaşmaya devam ettiğini ve doğrudan ABD finans sisteminin dışındaki mekanizmalarla ödendiğini bildirdi. Bu eğilim sadece İran'la sınırlı değil. Rusya ve Hindistan da ticaretlerinin büyük bir kısmını ruble ve rupi ile yapıyor. Reuters son raporunda, Rusya ve Hindistan arasındaki ikili ticaretin yüzde 96'sının artık ulusal para birimleriyle yapıldığını bildirdi. Bu gelişmeler doların hakimiyetinin sonu anlamına gelmese de, ABD'nin yaptırım gücünün tek taraflı bir silahtan koalisyon gerektiren bir araca dönüştüğünü gösteriyor.Elbette, Şanghay'ı tamamen tutarlı bir koalisyon olarak resmetmemek gerekir. Çin ve Rusya'nın kendi çıkarları var ve Pekin'in Washington'a karşı hala geniş kapsamlı çekinceleri bulunuyor. Chatham House da Çin-Rusya stratejik işbirliğinin derinleştiğini vurguladı, ancak bu ilişki sınırsız ve koşulsuz taahhütlerden yoksun. Ancak asıl mesele başka bir şey. İran'ın ekonomik ablukasını kırmak için Tahran'ın Çin ve Rusya ile askeri bir ittifaka ihtiyacı yok; bu güçlerin ABD'nin İran ekonomisini küresel ekonomiden tamamen koparmasını engellemesi yeterli. İşte burada Washington'ın hesaplaması yeni bir gerçeklikle karşılaşıyor.Financial Times da “ekonomik D-Günü” hakkında ciddi şüpheler dile getirmiş ve küresel ekonomi ve enerji piyasasının, daha küçük ekonomilere karşı kullanılan araçlarla yönetilemeyecek kadar büyük bir ülke olan Çin'e karşı ikincil yaptırımların uygulanması olasılığı sorusunu gündeme getirmiştir. Bu açıdan bakıldığında, Washington'ın Tahran'a karşı yaptırım savaşı ikili bir mesele değildir. Bu, Amerika'nın kalan ekonomik hegemonyasının boyutunun bir testidir. Washington, İran ihracatını azaltabilir, işlem maliyetlerini artırabilir ve Tahran'ın ortaklarını tehdit edebilir, ancak ekonomik baskı, tam izolasyondan farklıdır. İran, Çin, Rusya ve Hindistan'ın her birinin kendi çıkarları doğrultusunda Batı baskısının bir kısmını etkisiz hale getirdiği ve yeni ticaret ve finans ağlarının giderek genişlediği bir ortamda bulunmaktadır.Bu nedenle, Washington için asıl mesele artık İran'a baskı uygulayıp uygulayamayacağı değil, bu baskıyı İran'ın teslimiyetine dönüştürüp dönüştüremeyeceğidir. Çok kutuplu dünyanın "bizimle misiniz yoksa bize karşı mısınız" politikasına verdiği yanıt açıktır: ülkeler, Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasında seçim yapmak yerine kendi çıkarlarını seçmektedirler. Bu, Washington'ın azami baskı duvarındaki en büyük açık.