Bahreyn; Gerçeklerden kaçış politikası
https://parstoday.ir/tr/news/west_asia-i40000-bahreyn_gerçeklerden_kaçış_politikası
Bahreyn rejimi kendi elleriyle yarattığı çıkmazdan kurtulmak için başkalarını suçlamaya ve bölgede gerginliği tırmandırmaya çalışıyor.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Eylül 28, 2016 17:33 Europe/Istanbul
  • Bahreyn; Gerçeklerden kaçış politikası
    Bahreyn; Gerçeklerden kaçış politikası

Bahreyn rejimi kendi elleriyle yarattığı çıkmazdan kurtulmak için başkalarını suçlamaya ve bölgede gerginliği tırmandırmaya çalışıyor.

 

 

 

 

Bahreyn rejimi kendi elleriyle yarattığı çıkmazdan kurtulmak için başkalarını suçlamaya ve bölgede gerginliği tırmandırmaya çalışıyor. BM genel kurul zirvesine katılmak üzere Newyork’a gelen Bahreyn Dışişleri Bakanı Halid bin Ahmet Al-i Halife Pazartesi günü mesnetsiz ve asılsız sözleri ile İran’ı Bahreyn ve bölgede güvensizlik ve istikrarsızlık yaratmakla suçladı. Halid bin Ahmet Al-i Halife ayrıca Maname rejiminin Arabistan’ın başını çektiği ve Yemen’e tecavüz için kurduğu Arap ittifakında yer almaya devam edeceğini belirtti.

Aslında bu sözlerin aralarında açıkça Arabistan’ın ayak izleri ve Amerikan – Siyonizm ittifakının bölgeye yönelik şom emelleri göze çarpıyor. Bu şom ittifak İran’a karşı garez-kar politikalarının devamında şimdi de Fars körfezinde yer alan bazı Arap emirlikleri kullanarak bu politikaları gütmeye çalışıyor. Gerçekte İran ile doğrudan yüzleşmeye cesaret bile edemeyen Arabistan rejimin bölgede İran’a yönelik hareketleri perde arkasında yönetmeye çalışıyor. Suud rejimi Bercam nükleer anlaşmasından sonra İran’ın nükleer programı hakkında propaganda yapamayacaklarını bildikleri için şimdi alternatif senaryolara yöneldikleri anlaşılıyor. Bu durum, Amerika ve Arabistan’ın çıkarlarını bölgede kriz yaratmakta gördüklerini gösteriyor ve bu yüzden İran’a karşı yürütülen yeni kampanyalarda doğrudan rol ifa ediyor.

Bugün Arabistan Suriye krizinde kaybeden taraf konumundadır. Çünkü Suud rejiminin Suriye’de terör örgütlerine verdiği çok yönlü destekten ancak bu rejim zararlı çıktı. Gerçekte kriz ve gerginlik hiç kimsenin yararına değildir, nitekim deneyimler de komşuların arasında dostlukları düşmanlığa çevirerek bölgenin barış ve istikrarını tehdit eden tarafların sonunda kendileri bu süreçten zarar gördüklerini göstermiştir. Bahreyn de Arabistan’ın entrikaları ve yanlış hesaplarına uyarak topu İran sahasına atmakla iç sorunlarından sıyrılabileceğini zanneden ülkelerden biridir. fakat ne bu taktik ve ne de sözde demir yumruk politikası, Bahreyn halkını meşru taleplerinden vaz geçiremedi. Bugün Bahreyn gerçekleri, beş yıldan beri devam eden baskı ve asimilasyon politikaları hiç bir işe yaramadığını açıkça ortaya koyuyor. Aslında Bahreyn yöneticilerinin asıl sorunu, gerçekleri kabul etmek istememeleridir. Gerçek şu ki Amerika ve Arabistan esasen bölgede devam eden krizlerin çözüme kavuşmasını istemiyor, çünkü bu krizleri bizzat bu iki ülke çıkarmış bulunuyor. Bir başka gerçek ise şu ki, eğer Arabistan sorunları çözebilecek güçte olsaydı, en başta kendi sorunlarını çözerdi. Oysa bu rejim kendi elleriyle yarattığı petrol fiyatlarının düşme krizinden en başta kendisi etkilendi ve her geçen gün kendi yarattığı bataklığa biraz daha batıyor. Suud rejimi bölgede ateşini yaktığı Yemen savaşında da onca yasak silah kullanmasına karşın hedeflerine ulaşamadı, üstelik Yemen’de bebek katilliği ve Suriye’de el Nusra ve IŞİD gibi eli kanlı terör örgütlerini desteklemesi yüzünden uluslararası camianın artan baskıları da Suud hanedanını daha da zor durumda bıraktı. Bu şartlarda İran’a karşı karalama kampanyası yürütmek ve Bahreyn üzerinden İran’ı bölgeyi istikrarsızlaştırmakla suçlamak daha çok siyasi mizaha benziyor. Nitekim Bahreynli yetkililerin BM genel kurul oturumlarında ileri sürdükleri yaftaların gerçekleri değiştiremeyeceği anlaşılıyor. 015