Irak'ta birlik ve vahdete vurgu
Irak halkının vahdet ve dayanışma yolunda atmış olduğu adımların devamında Şii ve Sünni siyasi grupların temsilcileri bir araya gelerek ortak bir oturum düzenledi ve ülke genelinde birlik ve dayanışmanın ve IŞİD terörist örgütü ve mezhep üzerinden fitnecilikte bulunanlara karşı mücadele zaruretini vurguladılar.
Irak Meclis Başkanı Selim el Cuburi, Irak’ta kazanan tarafın terörle mücadele eden ve devlete sahip çıkan ülkenin tüm renkleri olduğunu söyledi.
Başkent Bağdat'ta Ammar el-Hekim ile bir araya geldikten sonra düzenledikleri ortak basın toplantısında konuşan Cuburi, "Tüm sorunları, bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele aldık. Yeryüzünde somut şeylerin gerçekleşmesi için diyaloğa devam edeceğiz. Irak'ta kazananlar, terörle mücadele eden ve devlete sahip çıkan ülkenin tüm renkleridir" dedi.
IŞİD’den kurtarılan bölgelerin yöre halkının korunacağını ifade eden Irak Meclis Başkanı, bu konuda son karar ve yetkinin ayrıca silahlı kuvvetler komutanı olan Başbakan Haydar el-İbadi'ye ait olduğunu sözlerine ekledi.
Ülkenin tüm renkleriyle yapılacağını söylediği siyasi uzlaşının amacının vatandaşlık esasına dayalı devlet inşa etmek olduğunu belirten Hekim ise, "Siyasi uzlaşı, bir tarafın çıkarına karşı diğer tarafın hesabına olmayacak. Uzlaşı tüm ülke renkleri ve Irak'ın atar damarı olan Kürdistan Bölgesi'ni (IKBY) de kapsayacak. Irak'ın IŞİD sonrası bölünme ve iç savaşa sürüklenmesine izin vermeyeceğiz" diye konuştu.
Aslında Irak'ın zor günler geçirdiği ve önemli bir dönemeci artık yavaş yavaş geride bıraktığı bir ortamda halk arasında birlik ve dayanışmanın yeniden sağlanması, dışarıdan bu ülkeye dayatılan fitnecilik ve komplolara karşı koymak için bir zarurettir. Irak'ta toplumun tüm etnik ve dini-mezhebi grupları IŞİD terör örgütünün tehdidi altında olduğu göz önüne alındığında, terörizme karşı toplum olarak bir bütün halinde mücadele verilmesi konusunda siyasi gruplar arasında dayanışmanın sağlanması ve tüm toplum birimlerinin Irak anayasasına göre hareket etmesi büyük bir önem arzetmektedir. Birleşik bir Irak cephesinin oluşturulması, ülke halkının tekfiri IŞİD terör örgütüne karşı daha etkili bir mücadelenin sürdürülmesine sebep olmakta ve aynı zamanda Iraklı tüm kesimlerin birlik ve dayanışma içinde olması Irak'ın parçalanması komplosunu da etkisiz bırakacaktır.
Bilindiği üzere Irak bugün kritik tarihi bir dönemden geçmekte ve siyasi alanda baş gösterecek her türlü ihtilaf ve kaos ister istemez bu ülkenin geneline yönelik bir tehdit unsuru sayılmakta. Irak muhtelif etnik, dini ve mezhebi gruplardan oluşan bir ülkedir ve tüm bu etnik, dini, mezhebi gruplar arasında uyumlu, barışçı bir yaşamın var olması ülkenin, terör belası başta olmak üzere karşı karşıya bulunduğu tüm sorun ve zorlukları başarıyla atlatmasına sebep olabilmekte. Irakta etnik çeşitlilik özellikle Saddam rejiminin devrilmesi ve Amerika'nın bu ülkeyi sultası altına almasından sonra bir takım bölge dışı ve bölge ülkelerinin elinde bir koza dönüştü.
Bu durumun farkında olan bir takim akil insan, Amerika'nın bölgede, özellikle de Irak'ta sadece kendi çıkarlarının peşinde olduğu, bunun için de toplum içindeki ayrışımları körükleyerek, ülkeyi parçalamak istediği ve Irak'ı parçalamak suretiyle de Ortadoğu genelinde yeni çıkarlar temin etme peşinde olduğu konusunda defalarca uyarıda bulunmuş ve toplum kitlelerinden, özellikle kitlelere yön veren şahsiyetlerin uyanık olmasını istemişlerdir. Bir zamanlar BOP planını hayata geçirmek isteyen ancak daha sonra bu plandan vazgeçtiğini ilan eden ABD'nin bir takım girişim ve icraatlarının halen bu planın hayata geçirilmesi peşinde olduğunu gösteriyor. BOP planı veya yeni adıyla "Yeni Ortadoğu" planının asıl amacının bölge ülkelerinin parçalanarak sömürgeci devletler için kolaylıkla yutulabilir küçücük ülkelere dönüştürülmeleridir ve Irak da BOP planı kapsamı alanında olup hatta ilk icra edilmek istenen ülkelerdendir. Nitekim sözde IŞİD terör örgütüne karşı savaşta Irak merkezi yönetimini kaale almayarak ayrılıkçı Kürt grupları ile bir takım radikal Sünni gruplara silah ve lojistik yardım ve desteği ve sürekli olarak Irak'ın üçe bölünmek istendiği fikrini topluma aşılamak istemesi işte bu amaç doğrultusunda atılmış sinsi, şeytani planlardır. İşte böyle bir ortamda Iraklı yetkililerin ve muhtelif kesimlerin temsilcilerinin bir araya gelerek ortak bir deklarasyon yayınlamaları, ülkenin birlik ve bütünlüğü ve terörizme ve ülke düşmanlarına karşı mücadelenin zaruretini vurgulamaları önemli bir gelişme olarak bilinmeli.
Sünnisiyle, Şiisiyle, Arabıyla, Kürdüyle, Müslümanıyla ve Hırıstiyanıyla tüm Irak toplum birimlerinin Irak Milli ordusunun arkasında yer alması ve destek vermesi Irak halkının top yekun ülkenin toprak bütünlüğü ve milli hakimiyetinin korunması hususundaki birlik ve dayanışmalarının bir göstergesidir.